BÜYÜK ŞEHİRDE MEHMET

Kendi âleminde ve gürültüsünde Şehir öyle bir değirmen öyle bir dev ki Kim bilir kaç bin canı öğütür günde Bir at arabasında – bir kamyon üstünde Bir posta, treniyle – üçüncü mevki (Sadece bir ceket – pantolon üstünde) Şehre girmenin şaşkınlığı ve zevki

Hana iner bir alacakaranlıkta (Kızgın saca düşen damla misali) Kaybolup gider kalabalıkta Bir iş buluverir inşaatta Ali Fakat berbattır Mehmet’in hâli Kanadı kırık kuş – sudan çıkmış balık da Can havliyle öyle döner ortalıkta

Parkta veya açık hava sinemasında Bakarsın ki herkes kendi havasında (Bir Mehmet mi – kendi yağıyla kavrulan) Mehmet de kendi köyünde – kasabasında More >