SESİNİ DUYUR DAVUL; NEREDESİN?

Sesin niye hep içeride kalmış davulcu?
Bildiklerin niye hep zurnacıyla senin aranda
kalmış davulcu? Duyur sesini! Kendini
tanıt, özünü koru daima!

Ayaklarım beni aldı götürdü köyün bir başka ucundaki malum evinin kapısına. Ayaklarıma yardım eden tek yaratık eseri davulun sesiydi ve birde sadece yaklaştıkça hangi makamı ünlediğini anlayabildiğimiz diğer alet; zurnaydı. Benim naçiz vücudumu bir mıknatıs misali yanına çeken davulun sesini sürekli hissetmek için bana yakın olan ve ses çıkartabilen her şeye anlaşılır anlaşılmaz vurur ve ayarsız sesleri çıkartırım. Bu durumda beni davulun koynuna sokmasa da, yine de bana yeterli geliyor… Bu aşk bir kere damarlara ve kana işledi miydi; iş bitmiş demektir. Benim adımın arkasına birkaç isim takmalarına rağmen ben bu davulun sevgisini yolun başında iken bırakamadım. Aslında hiç pişman olmam, diye düşünüyorum.(?) Ve inşallah da pişman olmam. Davul dediler mi bana, benim için her şey boştur artık. Aslında şimdi bir çoğunuz, bu gevende ne diyor demiş tirsiniz ama; davulun sesi uzaktan hoş geliyor diye düşünüyorum size. Çünkü yanında oldun muydu; başın, kulakların veya daha başka yerlerin ağrıyacaktır. En iyisi davulun sesinin uzaklardan dinlenmesidir. Benim felsefemde, davulda birçok candır. Çünkü, ben hasta veya moralimin bozuk olduğu vakitlerde davulun sesine giderim ve o davul bana can verir, can çağırır uzak diyarlardan benim için.

Tabi şu da bir gerçektir ki, bilinmesi gerekir: Davulcu olmadığı sürece davulun sadece görüntüsü vardır. Davul çalmak en zor mesleklerden birisidir. Çünkü, sürekli ayakta olunması gerekiyor, sürekli kollar son sürat bir şeyler sallayacak, o ağırlık daima omuzlarında olacak, oynayanların her biri bir çeşit oynar ve dolayısıyla oyun karışır, bunu da ayarlayıp düzenleyecek kişide davulcudur daima. ( Teker teker değil, çalarken onları sıraya koyar, hissettirmeden oynayanlara.)

Davulun tek başına çalınıp, önünde de halay çekildiğini ben ne görmüşüm, ne de duymuşum… Davulun tek başına çalması hiçbir şey ifade etmez. Çünkü onun aralarını dolduracak tek şey daima zurnadır. Aslında ne davul tek başına çalınır ne de zurna tek başına çalınır. Zurna ne kadar araları doldurursa doldursun, davul olmadı mı hiçbir şeyin arasını dolduracak bir ensturman olamaz zurna.

Davulun bile dengi dengine çalması diyorlar; BİLE ney yani? Sorarım size, sanki davul rasgele o taraf bu taraf vurularak ses çıkartılıyor!…“Bile”ymiş! Benim bildiğim, kendini sadece başka bir şey ile birlikte dinletebilen tek ensturman, davuldur. Yanında bir başka aletin olmadığı var sayıldığında, davul sadece bir hiç olarak ortada kalır. Ve bunun bilinmesini bir borç olarak gören davulcular da bu duruma ehemmiyetsizlik yapmayıp, kendilerini ve de adlarını eskittirmeden kimseye çaktırmadan, yanlarında ki alete paralel çalarlar ve nihayetinde “Bile”ye gerek kalmaz…

Davulun dengi dengine olması, bir başka bakıma da iki sopanın birbirlerine paralel ve de düzenli bir biçimde ses çıkartılarak çalınması manasında da kullanılmıştır. Yani birbirini tamamlayan bir çift olarak kalmışlardır. Ve eğlenceyi damardan isteyen kişiler oldukçada bu davul kültürü daima ilerilere kadar, kendini kimselere yedirmeden uzayacaktır.

Davulun çalındığı civarlarda kimse kesmeden habersiz olamaz, olmaz, mümkün değildir çünkü. Çünkü; herkesin hedefi tek bir yerdir. Orası da davulun sesi, davul sesinin geldiği yer civardakilerin belli zamanlardaki tek hedefidir. Yani kimin o an nerede olduğu kesinlikle bellidir, bilinir.

Ahmet TANRIVERDİ
30/07/2008
Yazıhan

Yazar Hakkında

SESİNİ DUYUR DAVUL; NEREDESİN?