4800$' lık Seminer Notları!
Öyle insanlar vardır ki, konuştukları zaman soluduğunuz havanın bile onların sayesinde olduğunu zannedersiniz. Yani konuşmaları öyle etkilidir ki, bulundukları her ortamda, kısa bir sürede insanları etraflarında halka yapmayı başarırlar ve çevreleri üzerinde kıskanılacak etkileri vardır.
İş görüşmelerinde iş veren personelini işe almadan evvel mülakattan geçirir. Burada amaç, sınırlı sürede karşıdakini azami ölçüde tanımaya çalışmaktır. Bu görüşmelerin sonunda bazen bakarsınız ki, sizden çok daha az özelliklere sahip birisine, o çok istediğiniz işi kaptırıvermişsiniz.
?Bu işin sırrı nedir?? diyecek olursanız, cevap son derece açık : Güzel konuşmayı becerebilmek…
Çünkü konuşmak yalnızca düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin bütün duyguları yanı sıra bütün düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği en etkili yoldur.
Şimdi size çok değerli bir birikim sunacağız. Arkadaşımız Doç. Dr. Yılmaz Üstünel, Princeton Ünüversitesi?nce (ABD) düzenlenen toplam 4.800 $?lık hitabet seminerlerinin notlarını ele geçirip tercüme etti, bize gönderdi. Söz konusu değerli birikimi büyük bir dikkatle okuyun, kavrayın, uygulayın: “Hitabet sanatının zevkine varın!”
- Giriş ve bitiriş cümleleri hayati önem arzeder, dikkat!
- Ağzınızdan çıkan her cümle muhataplarınızı yakından ilgilendirsin,onların ihtiyaçlarına yönelik bilgiler ihtiva etsin.
- Gereksiz ayrıntılarla muhataplarınızı sıkıntıdan patlatmayın, beş dakikada bir ilginç ayrıntılara yer verin.
- Muhataplarınızın yüzüne, hatta gözlerinin içine bakın : Asla mırıldanarak konuşmayın.
- Üç cümlenizden birisi soru cümlesi olsun, soru cümleleri muhatapları uyanık tutar, kendine getirir, konsantre eder.
- Ne konuştuğunuz değil ; nasıl konuştuğunuz önemlidir.
- Enteresan olaylara, merak uyandırıcı hatıralara yer verin.
- Hiç bir şey bilmeseniz bile samimi konuşun, hayatınızın en etkili hitabetini yapmış olursunuz.
- Dinleyicilerinizi usulüyle övün, etkileyiciliğiniz % 50 artar.
- Asla ezberlenmiş bir konuşmayı mekanik tarzda sunmak tarzındaki bir konuşmayı denemeyin.
- Anlatacağınız konu hakkında heyecanlı, arzulu ve şevkli olun.
- Konuşmanızı dinleyicilerle paylaşın.
- Kendinizi dinleyicilerle özdeşleştirin.
- Kendinizden örnekler verin,samimi itiraflarda bulunun ama şahsi reklama girmeyin.
- Göze ve kulağa beraber hitap edin, bunun için teknolojiden faydalanın.
- Dinleyicilerinize sevgi ve saygı gösterin, bunu her birine hissettirin.
- Örnekleriniz bol olsun.
- Sözlerinizin yankısını muhataplarınızın beyninde yüreğinde duyun.
- Beden dilinizi ustalıkla ve şuurlu olarak kullanın.
- Asla yıkıcı, olumsuz, ümitsiz ifadeler kullanmayın.
- Ses tonunuz bazen hiptonik, bazen vurucu olsun.
- Hazırlıksız konuşmamaya çalışın.
- Dinleyicileriniz sanki ayağa kalkıp size cevap vereceklermiş gibi konuşun.
- Konuyla ilgili güldüren ama düşündüren esprileriniz mutlaka bulunsun.
- Konuya farklı ve ilginç açılardan bakın.
- Somurtarak konuşmayın, tebessümünüz bol olsun.
- Sorular çoksa, başarılı bir hatipsiniz demektir.
- Arada bir siz susun, sessizliğiniz konuşsun. Sukutunuzla da konuşmayı bilin.
- 20 dakikalık konuşma da şok edici en az iki bilgi bulunmalıdır.
- Dinleyicileri şu andan alın, 25 yıl ötesine götürün ; gerekli motivasyonu sağladıktan sonra tekrar bu güne getirin.
- “Bu konuşmanın belki de en can alıcı cümlesine geldi sıra…? tarzında ifade(leri)niz mutlaka bulunsun ve o cümle hakikaten can alıcı olsun.
- Her müthiş tesbitten sonra siz,dinleyicilerden beş kat daha fazla dehşete düşün, bunu herkese hissettirin.
- Dinleyicilerden birkaçını seçin,onlarla kısa süreli birebir diyalog kurun.
- Konuyla ilgili bazı önemli kavramları veya şekilleri yazdığınız kağıdı dinleyicilere gösterin, okutun.
- Bazı sürprizler yapın, böylelikle konuşmanızın etkisini %30 artırabilirsiniz.
- Anlattıklarınızın nasıl pratik hayata geçirileceğine dair yollar gösterin.
(6 günlük hitabet seminerinde özetle bunlar açıklanmaktadır.)
Tercüme: Doç.Dr.Yılmaz Üstünel
Princeton Ünüversitesi (ABD)
Categories: Kişisel Gelişim Tags:
Lider dogulur mu yoksa Lider olunur mu?
Lider dogulur mu yoksa Lider olunur mu?
20. yuzyil baslarinda arastirmacilar liderlerin lider olmayanlardan dogustan gelen ozellikleri ile ayrildigini dusunmuslerdir… Fakat gecen yuzyilin sonlarina dogru bu anlayis ciddi anlamda bir degisime ugramis ve liderligin ogrenilebilecegi ve ogretilebilecegi anlayisi zamanla kabul gormeye baslamistir.
Kisisel olarak bu konuda ciddi anlamda suphelerim bulunmaktadir. Liderlik kapasitesi olan bireyler bir sekilde toplum icinde kendilerini belli ederler. Liderlik egitimi ile sadece siz bir farkindalik olusturabilirsiniz.. Kapasitesi olmayan birinin lider yapilabilecegi konusunda soru isaretlerinin kisa vadede cevaplarini bulamayacagini dusunuyorum.
Sonuc olarak:
1.
Kiside kapasite vardir fakat bunun farkinda degildir. Liderlik egitimi ile bu farkindaligi olusturabilirsiniz.
2.
Basarili bir liderligin tanimi ve egitimiyle lider bireylerin yaptiklari yanlislari gormelerini saglayarak kendilerinde degisimi baslatabilirsiniz.
Fakat kapasite olmayan birine istediginiz kadar liderlik egitimi verin O bireyden lider doguramazsiniz. Liderlik egitimleri ile olmayan birsey olunmaz ve oldurulmaz sadece liderler kesfedilir.
Yazar Hakkında
Categories: Kişisel Gelişim Tags: lider olma, liderlik
Kişisel Gelişim
Kişisel gelişim, Türkiye’de son dönemde popülerlik kazanmış, herkesin dahil olması gereken, kendimize bir başka gözle bakmamıza olanak veren, yarın daha mutlu, kendinden daha emin bireyler olmamızı sağlayan hayatımızın son gününe kadar bizimle olması gereken bir olgudur.
Bu konu hakkında yüzlerce kitap yazılmıştır, bu kitapların çoğu çevirilerden oluşmaktadır. “Robin Sharma – Ferrari’sini Satan Bilge” bu kitaplara iyi bir örnektir. Bu kitapta çok zengin, hayatta istediklerini başarmış ancak buna rağmen büyük mutsuzluk içinde yaşayan, hayatın gerçek anlamının aslında parada, mülkte ve somut varlıklarda olmadığının farkında olmayan bir adamdan bahsetmektedir. Bu insan bir avukattır, çok başarılı bir şekilde kariyerini sürdürmektedir, ancak yinede mutlu olamamaktadır. Bir gün bir bilgeyle karşılaşır, bu bilgenin anlattıklarıyla içinde bulunduğu duruma dışarıdan bakma şansına sahip olur ve ruhsal anlamda gelişim sürecinin ilk adımını atar.
Yazar Hakkında
Yazar hakkında bilgi edinmek için
Categories: Kişisel Gelişim Tags: Kişisel Gelişim
Cam Tavan Sendromu
Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar.
Ama bir Şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar”
Dr. David J. Schwartz
Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.
Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.
Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler.
Zemin de
sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar.
Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.
Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler.
Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.
Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı ‘hayat dersi’ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânları vardır ama kaçamazlar.
Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm’den fazla zıplanamaz
inancı) varlığını sürdürmektedir.
Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir.
Bu pirelerin yaşadıklarına ‘cam tavan sendromu’ denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.
Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.
Yazar Hakkında
Categories: Kişisel Gelişim, Psikoloji Tags: cam tavan, Cam Tavan Sendromu
Abraham Lincoln'un, Oğlunun Öğretmenine Yazdığı Mektup
Abraham Lincoln’un, Oğlunun Öğretmenine Yazdığı Mektup
“Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını,
fakat şunu da öğret ona:
Her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya kendini adamış bir
lider vardır.
Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona. Zaman alacak biliyorum,
fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha
değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan
uzaklara yönelt onu. eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret
ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını… eğer
yapabilirsen; ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki
kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin
ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı…
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu
söylediğinde dahi…
Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona.
Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü
vermeye çalış oğluma.
Tüm insanları dinlemesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret…
Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona.
Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret. Herkesin sadece kendi iyiliği
için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat
etmesini… Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını, fakat
hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret.
Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü, ancak ateş çeliği saflaştırır.
Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, Bırak cesur olacak kadar
sabrı olsun.
Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece
insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır… Bu, büyük bir taleptir,
ne kadarını yapabilirsen bir bakalım… O ne kadar iyi, küçük bir insan,
oğlum…”
Yazar Hakkında
Alıntı.
Categories: Kişisel Gelişim, Psikoloji Tags:
Karşı Tarafı Nasıl İkna Edersiniz?
İkna etmek için neler gerekli ? Nasıl ikna edersiniz ?
Nasıl İkna Ederim?
İnsanlar arası ilişkilerin belki de en önemli unsurlarından birisi de şüphesiz ki insanların birbirlerini herhangi bir konuda ikna etmeleridir diyebiliriz. İkna herhangi bir konuda bir kişinin diğer kişiyi kendi çizgisinin doğruluğuna inandırmasıdır diyebiliriz. İkna etmek şüphesiz kolay bir konu değildir. Bir kişinin diğer bir kişiyi ikna edebilmesi için öncelikle ikna edecek olan kişinin o konuda haklı olması ve kişilik olarak ta güvenilir olması şarttır. Eğer bir kişiyi herhangi bir konuda ikna etmek istiyorsanız öncelikli olarak aşağıda saydığım unsurları yerine getirmiş olmalısınız.
Kişiliği Oturmuş Olmak:
Eğer değişken bir kişiliğe sahipseniz, kararlarınızı alırken sürekli farklı farklı kararlar veriyorsanız, kısacası her ortama uyarım, benim için fark etmez modunda bir davranışsal tutum sergiliyorsanız bu genellikle ikili ilişkilerinizde ikna etme kabiliyetinize sekteye uğratacaktır. Çünkü iyi bir ikna edicinin kişiliğinde tutarlılık ve oturmuş bir kişilik mutlaka ki ön plana çıkacaktır. İyi bir ikna edici genellikle çevresine güven vermiş, söyledikleriyle yaptıkları tutarlı, vücut dilini, ses tonunu, bakışlarını çok iyi kullanan istikrarlı bir kişidir. Bazen satıcılar çok kısa sürede tanıştıkları insanları bile çok kısa sürede ikna edip ürünlerini satabilmektedirler. Bunun başlıca nedeni karşısındaki kişinin ne satın almak istediğini veya neyi satın almaya yatkın olduğunu çok kısa sürede anlamış olmalarıdır. Mesleki yaşantıları boyunca bir çok insana satış yapan insanlar genellikle kime, neyi, nasıl satacaklarını da çok kısa sürede analiz edebilmektedirler. Öyleyse çevresinde doğru, dürüst ve güvenilir olarak tanınan insanların ikna edebilme kabiliyeti de o oranda yüksek olacaktır diyebiliriz. Oysa yalan söyleyen bir satıcı aynı kişiyi ikinci defa ikna etmeye çalışsa bunu çok ta kolay başaramaz.
İkna Etmek İstediğiniz Konuda Haklı Olmak:
Eğer bir kişiyi herhangi bir konuda ikna etmek istiyorsanız ikna edeceğiniz konuda haklı olmalısınız. Haklı olmadığınız bir konuda ikna etmeniz hiç te kolay olmayacaktır. Zira Rabbimiz öyle bir denge kurmuştur ki bir şey doğru ve haklı ise er geç bu haklılığı ortaya çıkacaktır. Siz doğru olduğunu bilseniz ve karşı taraf buna inanmıyorsa dahi siz doğrudan vazgeçmeyin (Ancak inandığınız şey gerçekten mutlak doğru olmalı. Size göre doğru olması yeterli değil). Haklı olduğunuz konuya hakim olmanız ikna etmenizi kolaylaştıracaktır. Zira ortaya bilgi koymak, bu bilgiyi delillendirmek ve bunu iyi ve doğru bir şekilde anlatmak ikna ediciliğinizi üst boyutlara çıkaracaktır. Yine satıcı örneğinden gidecek olursak bugün satıcıların toplumda imaj olarak yalan söyleyen olarak algılanmasının en büyük nedeni sattıkları ürünü çoğunlukla olduğundan daha üstün göstermeye çalışmaları ve tüketicinin de bunu fark ettiği anda büyük hayal kırıklıklarına uğramasıdır. Oysa kurumsallaşmış sağlam şirketlerde satıcı odaklı satış yerine ürün odaklı bir yaklaşım benimsenmekte ki bunun en büyük örneği ünlü Japon otomotiv firması Toyota ve İsveç otomotiv şirketi Volvo’dur. Her iki şirkette müşterilerine yüksek güvenlik ve sağlamlık vaat ederler ve araçları gerçekten bu nitelikleri taşıdığı için de tüketici her iki markaya da güven duymaktadırlar. Öyleyse ne vaat ediyorsanız veya savunduğunuz konu ile o konuyu ifade biçiminiz arasında bir tutarsızlık olmamalıdır. Zira sizin karşınızdakini yanıltmanız durumunda bugün en cahil insan bile bir süre sonra ortada ters giden bir şey olduğunu er geç anlayacaktır.
Karşı Tarafı İyi ve Doğru Analiz Etmek:
İkna edeceğiniz kişiyi veya topluluğu doğru analiz etmeniz, onların ihtiyaçlarını ve isteklerini iyi bir şekilde belirlemeniz ve bu ihtiyacı tam onların istediği şekilde karşılarına çıkarmanız ikna ediciliğinizi artıracak unsurlardan sayılabilir. Eğer siz karşı tarafın bilinç olarak hazır olmadığı bir konuda kendisini ikna etmeye çalışırsanız ve bu iknayı inada bindirirseniz çok ters bir tepki almanız kaçınılmazdır. Alacağınız tepki bazen tamir edilmesi kolay olmayan sonuçlar doğurabilir. Öyleyse karşı tarafın hazır bulunuşluluğuna bakmak, onun neyi anlayıp anlayamayacağını önceden kestirmek ve somut bilgiye dayalı bir ikna etme yöntemi başka yöntemlere göre her zaman daha etkili olacaktır. Elinizde elle tutulur, gözle görülür veya delillendireceğiniz bir bilgi yoksa, sadece sloganlarla, sadece sözlerle verilen vaatler veya ikna çabaları sonuç vermeyecektir. Siz haklı olsanız da, doğru söyleseniz de sözler her zaman hareketin gerisinde kalır. Bir de uygun zamanlamayı beklemek burada önemlidir. Zira zamanın uygun bir zamanda olmaması, yorgun olmak, enerjinizin düşük olduğunu hissettiğiniz anlar karşılıklı görüşme ve ikna açısından negatif etkiye sahiptir.
Doğru Bir Vücut Dili Kullanma:
İletişimin hangi çeşidi olursa olsun doğru bir vücut dili kullanmak sizi başarıya götürecek temel unsurlardandır. Kullandığınız jest, mimik, bakışlar, el ve kol hareketleri, vücut hareketleri doğru kullanıldığında ikna etme sürenizi kısaltacak ve ikna ediciliğinizi de o oranda artıracaktır. Eğer senkronize olmayan, uyumsuz bir vücut dili kullanırsanız haklı olduğunuz bir konuda bile ikna etmeniz güçleşir. Örneğin başınız önde, suratınız asık, omuzlar çökmüş, bitkin bir halde karşı tarafa ne anlatabilirsiniz? Anlatsanız da karşı taraf sizin söylediklerinizden ne kadar ikna olur bilinmez ama vücut dilinin açık ve uyumlu olması, gülümseyen veya pozitif bir surat, yüz ifadesi hem size hem de karşınızdakine güven verecektir. Bu aranızda pozitif bir sinerji oluşmasına neden olacaktır. Zaman zaman ses tonunun alçalması, yükselmesi, bakışlardaki seni anlıyorum mesajı, kolların ağızdan çıkan ifadeleri destekler tarzda senkronize olması, dik bir duruş ile bunun tersini gözünüzün önüne getirin. Sizce hangisi başarılı olur ? Sonuç olarak iyi bir hitabet yeteneğiniz olması ancak sıkı bir çalışma ile olur. Eğer iyi bir hitabet gücü elde etmeye başlarsanız göreceksiniz ki vücut dilinizde bir süre sonra buna adaptasyon sağlayacaktır diye düşünmekteyim.
Yazar Hakkında
Psik.Dan.Selçuk Arıcı
İnsan Kaynakları Uzmanı
Categories: Kişisel Gelişim, Psikoloji Tags: ikna, ikna etmek, ikna taktikleri, ikna teknikleri
İkna Etmenin 10 Sırrı
Satış gücünüzü artırmak mı istiyorsunuz? O halde, ikna kabiliyetinizi geliştirmeniz gerekir.Peki, ikna kabiliyetinizi nasıl artırabilirsiniz? Müşterilerinizi satın almaya ikna etmede nasıl daha etkili olabilirsiniz?Aşağıda, Amerika’da yüksek ikna gücüne sahip satış uzmanlarının 10 sırrını bulacaksınız. Bunlar, ikna gücünüzü artıracak 10 yöntemdir.
1- Olumlu olun.
Başarılı satış elemanları, olumlu kişilerdir. Kendileri, temsil ettikleri firmalar, sattıkları ürün ya da hizmetler, ikna etmeye çalıştıkları müşteri adayları ve yaşadıkları ülke hakkında olumlu düşünce ve yaklaşımlara sahiptirler. Her şeye olumlu bakarlar.
Coşku, bulaşıcıdır. Yaşam ve yaptığınız iş hakkında heyecan duyduğunuzda, ikna gücünüz artar; çünkü, diğer insanları da heyecanlandırırsınız.
2- Adayınızı seçin.
Başarılı satış elemanları, ikna güçlerini, satın almak için yeterli kaynağı bulunan ve sattıkları şeyi almak için sağlam nedenleri olan kişilere yönlendirirler.
Profesyonel satış elemanları, uzun vadede kârlılık sağlayabilecek müşteri adayları bulurlar. Çapraz satış olanaklarını analiz ederler. Mevcut bir müşteriye çapraz satış yapmak için 3 telefon görüşmesi gerekirken, yeni bir müşteriye satış yapmak için 7 görüşme gerektiğini bilirler.
Kısacası, ikna gücü yüksek bir kişi, tüm gayretini, satın almak için kaynakları, motivasyonu ve yetkisi olan; ayrıca, yeniden kârlı satış yapma potansiyeli sunan kişiye yoğunlaştırır.
3- Hazırlık yapın.
Ortalama bir satış elemanı, randevu alabilmek için deliler gibi uğraşır. Karar verecek kişi görüşmeyi kabul ettikten sonra da zayıf bir sunumla satış fırsatını kaybeder.
Meşgul insanlara, 40 dakika boyunca özellikler ve faydalar hakkında konuşup durarak satış yapamazsınız. Genellikle, böylesine kopuk sunumların ardından, ne satış elemanı, ne de müşteri adayı, biraz önce ne anlatıldığını özetleyebilir.
Profesyonel satış elemanları, her zaman ev ödevlerini yaparlar. Ne kadar iyi hazırlanırlarsa, sunum yaparken o kadar ikna edici olacaklarını bilirler.
Müşteri adayı hakkında bilmeleri gereken her şeyi araştırıp öğrenirler. Ne göstereceklerini ve söyleyeceklerini planlarlar. Ve hiç durmadan pratik yaparlar.
4- Zamanınızı iyi kullanın.
Amatör satış elemanları, bir rakip tarafından bozguna uğratıldıklarında sinirli bir biçimde şikayet ederler. Şu müşteri nasıl olur da o fahiş fiyatlı, kalitesiz malı alır? Aptal olmalıdır!
Müşteri, aptal değildir. Yalnızca, şikayet eden taraf, daha rekabetçi bir satış elemanı tarafından geçilmiştir.
Unutmayın: İnsanlar, satın almazlar; onlara satış yapılır. Aslında, hiçbir şey satın alınmaz. Her şeyin satılması gerekir. Güçlü bir sunum yapmazsanız, müşteri adayınızı satın almaya ikna edemezsiniz.
İkna gücü yüksek kişiler, tüm tiyatroya oynayan sahne sanatçıları gibidirler. Sunumlarını yaparken oyuncudurlar. Seyretmesi ve dinlemesi çok eğlenceli ve bilgilendirici insanlardır.
İşte başarılı olmak için, “eylem sürenizin” her saniyesini çok iyi kullanmalısınız.
5- Anlayın.
İkna gücü yüksek kişiler, müşteri adayına odaklanır ve her birinin yaşamdaki motivasyon kaynağını araştırırlar. Söz konusu motivasyon kaynağını bir kez bulduklarında, bu doğrultuda hareket ederler.
İkna gücünüzü artırmak için, müşteri adaylarınızın gözlerini okumayı ve satın alma ya da almama konusundaki motivasyonlarını keşfetmeyi öğrenin.
6- İyice araştırın.
Ortalama satış elemanları, fazla konuşurlar. Aklınıza gelebilecek her konuda 30 dakikalık bir konuşma yapabilirler.
Bu yüzden sessizlik, satış elemanlarının çoğu için bir tehdit oluşturur. Müşteri adayı, nefes almak üzere bir an durduğunda, amatör satışçı, yalnızca sessizliği bozmuş olmak için, bir satış palavrasıyla ortaya atlayacaktır.
Oysa, yetenekli bir doktorun, hastanın sorunlarını teşhis etmek için soru sorması gibi, ikna gücü yüksek kişiler de müşteri adayının ihtiyaç ve ilgi alanlarını anlamak için sorulardan yararlanırlar.
Konuya nüfuz eden sorular sormada ustalaşırlar ve müşteri adaylarını satış sürecinin içine çekecek sorular sorarlar.
7- Kişiselleştirin.
Satışta en güçlü sözcük “siz”dir.“Siz” üzerindeki vurgu, yönlendirici satış ile yönlendirici olmayan satış arasındaki farkı ortaya koyar.
Yönlendirici satış, bencildir. Satış elemanının ne istediğine ve neye ihtiyaç duyduğuna odaklanır.
Yönlendirici olmayan satış, müşteri merkezlidir. Müşteri adayının ihtiyaç ve isteklerine odaklanır.
Sunduğunuz iş önerisini inceleyen bir kişi, yalnızca tek bir şeyi bilmek ister: Bunun bana ne yararı var?İkna gücünüzü artırmak istiyorsanız, sunumunuzun her bölümünü, müşteri adayınızın kişisel ihtiyaç ve isteklerini karşılayacak biçimde kişiselleştirin.
8- Memnun edin.
İkna gücü yüksek kişiler, satışı, müşterilerini memnun ederek kapatmaya çalışırlar. Müşteri adayları, sattığınız şeye sahip olma konusunda heyecan duymaya başladıklarında, müşteriniz olurlar.
Profesyonel satış elemanları, müşteri adaylarını satın almaya zorlayamayacaklarını bilirler. Önlerindeki en büyük engel, adayların satın almayı istemelerini sağlamaktır. Bu yüzden, satın alma arzusu yaratmak için pek çok yöntemden yararlanarak adayları memnun etmeye çalışırlar.
9- Kanıtlayın.
Satış becerisine sahip kişiler, arkasında duramayacakları sözler söylemezler.Ve söyledikleri her şeyin, müşteri tarafından görünürdeki değeriyle kabul edilmesini beklemezler. Öne sürdükleri her iddiayı kanıtlamaya; bu iddiaları somut veriler, test sonuçları ve performans kayıtları ile desteklemeye her zaman hazırdırlar.
Kanıtlama yoluyla ikna etmenin en güzel yollarından biri, ürün ya da hizmetlerinizden memnun olan kişilerin kanıt niteliğindeki sözlerini kullanmaktır. Üçüncü tarafların onaylayıcı ifadeleri, iddialarınız ve ürünleriniz hakkında güven oluşturmanız açısından son derece etkilidir.Gerçekler ve destekleyici beyanlar, ikna edicidir. Bunları kullanmayı öğrenin ve ikna gücü yüksek bir kişi olun.
10- Israrcı olun.
İyi müşteri adaylarını satış yapıncaya kadar arayın. Satışların % 80’i, beşinci arayışta ya da daha sonra gerçekleşir. Öte yandan, çalışmalar şunları göstermiştir:
• Amerika’daki satış elemanlarının % 50’si, müşteri adayını bir kez arayıp bırakmaktadır.
• % 18’i, müşteri adayını iki kez arayıp pes etmektedir.
• % 7’si, üç kez arayıp vazgeçmektedir.
• % 5’i, pes etmeden önce müşteri adayını dört kez aramaktadır.
• Yalnızca % 20’si, vazgeçmeden önce müşteri adayını beş ya da daha fazla kez aramaktadır.
Amerika’daki satışların % 80’ini yapanlar, işte bu % 20’lik kesimdir.
Satış yapmak için, dinamik bir kişiliğe sahip olmanız gerekmez. Satmak için, kişilere baskı uygulamak ya da onlardan daha fazla konuşarak üstünlük sağlamak zorunda değilsiniz.
Yapabileceğiniz en etkili şey, ikna gücünüzü artırmak amacıyla sunulan bu 10 yönteme kendi satış becerinizi katmaktır.
Yazar Hakkında
Yazar: Nido Quebin
Categories: Kişisel Gelişim, Satış Tags: ikna etmek, İkna Etmenin 10 Sırrı, Satış
Güneş'in sıcaklığı kaç derece
Güneş, Güneş Sistemi’ndeki en büyük gök cismidir. Çok sıcak ve yanmakta olan bazı gazlardan oluşur. Bu nedenle, yüzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eşit güçte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünyamız’ın büyüklüğünün 40-50 katı olan alevler fışkırır.
Ateşten bir topa benzeyen Güneş, yüzeyinden çok büyük bir ısı ve ışık yayar. Eğer, Güneş olmasaydı, her zaman gece olurdu ve her yer buzla kaplı olurdu. En önemlisi daha önce söylemiştik ya! Dünya’da yaşam yani biz olamazdık.
Güneş’in sıcaklığı derece 6000 dış yüzeyinde, içindeki sıcaklık ise 12 milyon derecedir. Çünkü, uzay (uzay filmlerinden de hatırlarsınız) karanlık bir yerdir. Dünyamız da bu karanlık yerdeki bir gök cismidir. Bu karanlık yerin içinde Dünyamız’ı Güneş’ten başka aydınlatabilecek ve ısıtabilecek bir gök cismi yoktur.
Ancak, Güneş’ten yayılan ışık çok parlaktır. Havanın açık olduğu bir günde Güneş’e bakmayı denemişsinizdir. Hatırlayın bakalım. Birkaç saniye bakınca gözleriniz kamaşmıştı, değil mi? Aslında, Güneş’e bu parlak ışık nedeniyle doğrudan bakmak çok tehlikelidir. Gözlerimize bu parlak ışık zarar verebilir. Ayrıca, yazın uzun süre Güneş’te kalmak da tehlikelidir. Hatta, cildimizde uzun bir tedaviyi gerektirecek çok ciddi yanıklar oluşabilir. Çünkü, Güneş’ten yayılan ısı özellikle yazın çok yüksek olur. Oysa Güneş, Dünya’ya milyonlarca kilometre uzaktadır ve uzaya yaydığı ısının sadece binde ikisi Dünyamız’a ulaşır.
Peki Güneş’ten çok uzakta olmasına rağmen, Dünyamız’da sıcaklık bu kadar yükselebiliyorsa, acaba Güneş’in üzerindeki sıcaklık ne kadardır?
Bilim adamları, bu konuda yaklaşık sayılar verebilirler. Ama bu sıcaklığı, bildiğimiz herhangi bir şeyin sıcaklığıyla karşılaştırarak anlamak mümkün değildir. Bir düşünün! Güneş’in sıcaklığı derece 6 bin yüzeyinde olduğunu, içinde ise sıcaklığın 12 milyon dereceye kadar yükseldiğini… Bunu bildiğimiz neyle karşılaştırabiliriz ki? Elimizle sıcak suya temas ettiğimizde 50 dereceden fazlasına dayanamayız. En sıcak yaz günlerinde bile hava en fazla 40-50 derece civarındadır. Bu örnekten de anlıyoruz ki, Allah Dünya ile Güneş’in uzaklığını en uygun olacak şekilde yaratmıştır. Güneş bize biraz daha yakın olsaydı, Dünya üzerindeki herşey sıcaktan kavrulur kül olurdu. Ancak, biraz daha uzakta olsaydı, bu sefer de herşey buz tutardı. Tabi ki her iki şekilde de yaşam mümkün olmazdı.
Güneşimiz eğer bizim Dünyamız’a gereğinden fazla yakın olşaydı, Dünyamız bayağı ter dökerdi hatta erirdi. Tüm bu hassas dengeler Allah’ın kontrolündedir.
Aslında, benzer şekilde Güneş’in ısısını daha az alan kutup bölgeleri devamlı bir buz tabakası ile kaplı; daha çok alan Ekvator bölgeleri ise devamlı sıcaktır. Allah, bu bölgeleri bizlere örnek olsun diye yaratmıştır. Diğer yerler ise canlıların yaşamına en uygun şartlarda yaratılmıştır. Bu Allah’ın bize olan şefkatini gösterir. Çünkü, Allah Güneş ile Dünya arasındaki uzaklığı şu anki gibi en uygun şekilde yaratmasaydı, Dünya’daki yaşam çok daha zor olurdu. Hatta olmayabilirdi.
Yazar Hakkında
Categories: İlginç Bilgiler, Kişisel Gelişim Tags: güneş, güneş kaç derece, güneş sıcaklığı
Kader Hakkında
allah napcanı önceden biliyor yani napcan allahın ilminde önceden belli alahın ilmi değişmez allahın olacanı bildiği bi olayın
varlığa gelmesi zorunlu varlığa gelmemesi imkansızdır. öleyse siz başınıza gelecek olayları, belaları bu yönüyle engelleyemezsiniz.
onlarda allahın ilminde bellidir. öleyse neden “bizi kötülüklerden beladan koru” diye dua ediyorsunuz? bu mantıksız değil mi?
işte size gazalinin özgür iradeyi inkar ettiği yazısı
alıntı yaptığım kitap : kelam felsefeleri yazar: H. Austryn Wolfson sayfa: 538 burada Gazali’nin ihya ulum al din adlı kitabından alıntı var. arapça baskı kitabut-tevbe bölümü. türkçe baskılarda bu bölüme bakın
“Eğerdersen ki: insanın fiilde ve fiilden kaçınmada ihtiyarı yok mudur? Vardır derim, fakat bu bizim herşeyin Allah’ın yaratmasıyla olduğu iddiamızla çelişmez, çünkü ihtiyarın kendisi de Allah’ın yaratmasıyladır ve insan yaptığı seçime mecburdur.”
yorumum şu: Gazali, itikadda Eşari mezhebindendir. Eşarilik de ise insan iradesi kabul edilir, ama kulun bu iradesi ( düşünce, seçim ) Allah tarafından yaratıldığı için hür iradeden yoksundur
bu ayetleri size söylediler mi?
tevbe 51: “de ki: bize ancak Allahın yazdığı isabet eder, dokunur”
kasas 68: “Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onlar için seçim hakkı yoktur”
hadid 22: “Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce levhi mahfuzda bulunmasın”
araf 16: “Öyleyse and içerim ki beni azdırmana karşılık, bende onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım” şeytan Allaha diyor bunu. Allahın kendini saptırdığını kabul ediyor.
bilgi için googleden ara kursatotcu
hayır şer Allahtan mı, zina yapmak şer mi, zina yapmak Allahtan mı, hani hayır şer Allahtandı
hayır şer Allahın iradesiylemi olur, zina şerse zinayıda mı Allah irade etti
hiç kimse bir şeyi allah yaratmadan ( yapmadan) önce, yapmaya kadir olamaz. diyor musunuz
kulun iradesi Allahın iradesine mi bağlıdır yoksa
Allahın iradesi kulun iradesine mi, bağlıdır
kötülükler allahtanmıdır
allah her varolanı görürse kendide var madem öleyse kendinide görürmü
kötülükler allahtanmı evet dersen zinada mı allahtan
içki allahın verdiği bir rızıktır diyen varmı
kötülüklerde allahtandır diyen varmı
zina allahın iradesiyle oluyo diyen varmı
önceden alnımıza yazılan şeyleri yapıyoz diyen böle hür irade olurmu diyen varmı
kötülükler allahın iradesiyle oluyor diyen varmı
hareketlerimizi allahmı yaratır yoksa bizmi.
allah yaratırsa bizim özgür irademiz kalırmı
zina hareketinin yaratıcısı alahmı.
allah derseniz zorla zina yaptırmış olmuyomu
zina hareketini kulmu yoksa allahmı yaratır
Allah hareket edermi etmezmi
kulun zina yapmasını allah ezeldemi takdir etmişti
kulun neyi seçeceğini allah ezelde mi seçti
zina allahın iradesi dışındamı gerçekleşti
zinayı allahmı irade etmişti hayır dersen
yani allahın iradesi dışında bişe mi oluyor
kul zina etmek istese, bu düşünceyi allah kulda yarattı diyemi düşündü
ssss
kulun allaha sövme düşüncesini allah mı yarattı
s
Allah ezelden bugüne sonsuz zamanı aşıp nasıl gelebildi
Allah düşüncelerimizi yarattığı içinmi öle düşünürüz
allah yalanı yaratan mıdır
allah napcamızı önceden biliyosa böle sınav olurmu
Herşey Allah’ın dilemesiyle mi olur? Zina yapanlar var,
Allah’a sövenler var. Bunlarda mı Allah’ın dilemesiyle oldu?
Kadere hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine inanıyor musunuz?
Zina yapmak şer midir? Zina yapmak Allah’tan mıdır? Hani, hayır ve şer Allah’tandı ya…
“Allah’ım bizi kötü yola düşürme, yolumuzu saptırma” diye dua ediyor musunuz?
Demek ki bizi kötü yola düşüren ve yolumuzu saptıran kimmiş? Allah değilmi
Bir insan çalıntı yiyeceklerle yaşarsa, bunlar ona Allah’ın verdiği rızık mıdır?
Rızık Allah’tan mı? İçki içmek rızık mı? İçki içmek Allah’tan mı? ehli sünnet içki
rızık der
içki allahın verdiği bi rızıkmı değilmi
16 / 93 allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir, yaptığınız işlerden sorumlu
tutulacaksınız. ( kuranda nahl suresi 93 üncü ayet bu, bak hem saptırıyo hem de sorumlu tutuyo
7/179 And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık…. ( kuranda araf suresi
179 uncu ayet bu,
2/7 Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve
büyük azap onlar içindir. ( kuranda bakara suresi 7 inci ayet bu, bak onları hem mühürlüyo
hem de onlara iman etmeyi emrediyo
17/46 (Kuran’ı) anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk.
(kuranda isra suresi 46 ıncı ayet bu, kuranı anlamasınlar diye kalplerinin mühürlendiği
söyleniyo ya, hem de onlara kurana inanmaları emrediliyo değil mi,
Resulullah dedi ki: “Hayrı (iyilik) ve şerri (kötülük) ile kadere iman etmeyen kimseyi Allah ateşte yakar. (Ahmed bin hanbel)
Peygamberimiz dedi ki: Biriniz kaderin hayrına da, şerrine de iman etmedikçe iman etmiş olmaz. Başına gelecek olanın mutlaka geleceğini, başına gelmemesi mukadder olanın da mutlaka gelmeyeceğini bilmedikçe (iman etmiş sayılmaz). (Tirmizi)
Peygamberimiz dedi ki: “Allah gökleri ve yeri yaratmadan ellibin yıl önce, Arşı su üzerindeyken yaratıkların kaderlerini yazmıştır. (Tirmizi, Müslim)
Peygamberimiz dedi ki: ”Kul yetmiş sene cennetliğin ameli gibi amel eder. Hatta herkes onun cennetlik olduğunu söyler. Öyle ki aralarında manen bir karış mesafe kalmaz. Sonra mukadderatı galebe çalar da cehennem ehlinin işini yapar ve cehenneme girer. (Buhari, Müslim)
Peygamberimiz dedi ki: “Said ( cennetlik) annesinin karnında said olandır, bedbaht (cehennemlik)da annesinin karnında bedbaht ve şaki olandır” (Müslim)
Ömer “Ya Resulullah buna göre şimdi biz olmuş bitmiş, hükmü verilmiş bir şeye göre mi amel ediyoruz (çabalıyoruz), yoksa henüz hükmü verilmemiş bir şeye göre mi amel ediyoruz? Bunun üzerine Hz. Peygamber de “(Yazılıp) bitirilmiş bir şeye göre ey Ömer. Kalemler (onu yazıp) kurumuş, kaderler onunla cereyan etmiş (ona göre meydana gelmiş). Fakat her insana yaratıldığı şey kolaylaştırılır. (Müslim)
Peygamberimiz dedi ki: : “(Kader) kalemi, kıyamete kadar olacak şeyleri yazıp kurumuştur (bitirmiştir)“ (Buhari)
Peygamberimiz dedi ki: : “Allah var iken hiçbir şey yoktu. Daha sonra O, Levhi yarattı ve kıyamete kadar gelecek olan bütün mahlukatın hallerini ona kaydetti” (Buhari)
“Müzeyne veya Cüheyne kabilesinden bir adam sordu: “Ey Allah’ın Resulü, hangi işi yapıyoruz, olup bitmiş (levh-i mahfuza kaydı geçmiş bir işi mi yoksa (henüz levh-i mahfuza geçmemiş şu and
a yeni başlanacak olan bir işi mi? Resulullah: “Olup biten işi” dedi. Adam – veya cemaatten biri – yine sordu: “Öyleyse niye çalışılsın ki?” Hz. Peygamber şu açıklamada bulundu: ”Cennet ehli olanlara cennetliklerin ameli müyesser (kolaylaştırmak) kılınır, ateş ehli olanlara da cehennemliklerin ameli müyesser kılınır” (Ebu Davud)
İman, küfür, saptırma, mühürleme: Bakara 6,7, 21 , Araf 100, 158, 178,179, 186, En’am 107,109,110,111,148, Tevbe 55, 85, Yunus 100, Yusuf 101, İbrahim 35, Kehf 29, Taha 79, 85, Mülk 2, Zariyat 56, Nahl 93, Kasas 56, 64,68, Zümer 36,37, 41, Hacc 16, Tin 7, Muhammed 24 ; Son peygamber hür irademiz yok dedi
*** Resulullah dedi ki: “Allah’ın dilediği oldu, dilemediği olmadı.” (Ebu Davud)
Peygamberimiz dedi ki: “Kul, hayrıyla (iyilik), şerriyle(kötülük) kadere inanmadıkça, kendine (hayır ve şerden) isabet edecek şeyi atlatamayacağını, (hayır ve şerden) kaçacak olan şeyi de yakalayamayacağını bilmedikçe iman etmiş olmaz.”
(Tirmizi)
Aişe
anlatıyor: “Bir çocuk ölmüştü. Ben: “Ne mutlu ona! Cennet kuşlarından bir kuş oldu!” dedim. Peygamber “Sen Allah’ın cenneti de cehennemi de yarattığını, beriki için de öteki için de ahali yarattığını bilmiyor musun?” dedi. (Müslim)
Allah bizim ne yapacağımızı önceden biliyosa hiç böyle imtihan olur mu? zorla günah işlettiriyo işte.
Allah olacak olaylar için önceden bildiği gibi mi diledi yoksa bildiğinin dışında olmasını mı diledi? Bildiği gibi dilediyse senin burda benimle yazışmanı dilemiş olmadı mı? Sen allahın dilediği olayın olmasını engelleyebilir misin acaba? Hayır dersen şu an engelleyemeyeceğin bir işi miyapıyorsun acaba? Özgür iraden yok yani.
Günahlar Allah’ın irade etmesi (dilemesi) sonucunda mı yoksa iradesi dışında mı meydana geldi?
Allah ilminde olacak olanları yaratmaya mecburmu yoksa yaratmasa da olurmu.
ama o zaman ilmi yanlış olmaz mı
iman etmeyeceği Allah tarafından önceden bilinen bir insanın mümin olma kudreti varmıdır
öldürülen biri eceliyle öldüyse öldüren onu mecburen öldürmüş olmadımı
allah alemi yaratmak için bekledimi, beklemediyse aleminde allah gibi ezeli olması
gerekmezmi
alemin yokluğu zaman aldımı
allah alemi yaratmak için bekledimi
alemin varlığının öncesinde zaman geçtimi (allah alemi sonradan yarattı diyosanız)
ssssss
allah alemin varlığının zaman olarak öncesinde miydi
neyi irade edeceğimizi alalh irade etmemiş miydi
kötülüğü yaratan allah diyen varmı
şer kimdendir kuldan mı Allahtan mı
her ferdin geleceği ezelde kurtuluş ve azap olarak takdir edilmiş midir
Allah razı olmadığı fiilleri (zina) irade eder mi
kulun iradesi Allahın iradesine mi bağlıdır yoksa
Allahın iradesi kulun iradesine mi, bağlıdır
insanın kötü yönde iradesini kullanmasını yaratan allah mı
zulüm Allahın kaza ve kaderiyle midir
günahlarda içinde olarak herşey Allahın kaza ve kaderiyle midir
“Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onlariçin seçim hakkı yoktur
” Kuran (kasas 68)
Allahın kadere (alınyazısı )yazdıkları, irade ettikleri değil midir
günah Allahın iradesi dışında mı işleniyor yoksa iradesiylemi işleniyor
insan yaptıklarını yapmadan önce, Alalh bunları irade etti mi etmedi mi
kulun günah işlemesi Allahın iradesiyle oldu diyen varmı
içki içen rızıkını mı içti yoksa Allalhın rızık olarak vermediği bişeyi mi içti
hırsızın yedikleri ona Allahn verdiği rızık mıdır
günah işlememiz önceden yazıldı mı yazılmadı mı
seçimleriniz allahın iradesi dışındamı oluyor
zina edenin zina edeceğini ezeldemi diledi Allah? hayır dersen
Allahın dilemesi dışında bişeymi oluyo yani
şimdi yazacağım delil özgür iradeyi savunanların en çok kullandığı delile karşıdır, çok etkilidir.
temel soru: “Allah ne yapacağımızı önceden bildiği için yazdı diyenlere soru: Allahın
yazdıkları irade ettikleri miydi yoksa iradesi dışında olacaklar mıydı?”
izahı: onlara (özgür iradeyi savunanlar) sorsan: bizim yaptıklarımız önceden yazılı mıydı? evet derler. zira Kuranda bu geçer hadid 22- 23 onlara deki biz önceden yazılanı yapıyosak hür irademiz nerde kalır? sana der ki: Allah kulunun özgür iradesiyle ne yapacanı önceden bildiği için böle yazdı. yoksa öle yazdı diye sen öle yapmıyorsun.
der. ve takvim örneğini verir. takvimi hazırlayanlar önceden yazdığı için mi güneş tutuldu yoksa tutulcanı önceden bildikleri için mi öle yazdılar derler. millet der ki: tutulcanı bildikleri için, o tarihte (mesela 10 ağustos) tutulcak diye yazdılar derler. onlarda der ki: peki takvime o tarihde tutulacağının yazılması güneşi hareketlerinde zorlar mı? millet der ki: zorlamaz. onlarda der ki: işte böle nası ki takvime (misal 10 ağustos) güneşin tutulacanın yazılması, güneşi hareketinde zorlamıyosa, allahında önceden kulun yapcaklarını yazması kulu zorlamaz. çünkü allah kulun öle yapcanı önceden biliyo, bildiği için yazıyo derler.
bu izahlarını daha detaylı olarak piyasadaki kaderle ilgili kitaplardan okuya
birsiniz. devamlı bu örneği verirler zaten. buna karşı önceden uzunca bi izah veriyordum. ama hem anlaması hem anlatması zor. şimdi ise kısaca bi cevap verecem. anlatması ve anlaması kolay. onlara deyin ki: biz önceden yazılanı mı yapıyoz? evet der, hayır derse hadid suresi 22- 23 ü söyle. önceden yazılanı yapıyoz deyipte takvim örneğini (tren örneğide var, yüksekte durursun iki tren geliyo bunların çarpışcanı sen biliyon, onlar bilmiyo. sen yüksekten görüyon. ee sen bildin diye mi bunlar çarpıştı? yo öle olur mu derler. bu değişik bi örnek. sonuçta allahın önceden bilip napcamızı yazması bizi zorlamaz demeye getircek lafı) anlatır sana. sora ona de ki: Allahın yazdıkları irade ettikleri miydi yoksa iradesi dışında olacaklar mıydı? eğer iradesi dışında olacaklardı derse, de ki: allahın iradesi dışında bişe olur mu de. ehli sünnet “herşey allahın iradesiyle olur” diyo ama de.
eğer yazdıkları allahın iradesiyle olur derse de ki: yani zina edenin bu yaptını allah irade etti
öle mi de. yok derse de ki: hani yazılanlar allahın irade ettikleriydi de. evet zinayıda allah irade etti (diledi) derse, de ki: allahın olmasını irade ettiği bi olayı ben engellemeye kadir olabilir miyim de. olamazsın derse.de ki: öleyse zina yapan engellemeye kadir olamadığı bi olayımı işliyo de. hayır derse de ki: çelişkiye düştün de. evet engelleyemediği bi olayı işledi derse, de ki: yani ben engelleyemeyeceğim bi olayı işlerken hür iradeye mi sahibim yoksa özgür iradem yok mu de.
bu konunun geniş izahı:
Allahın ilminin maluma tabi olmaması meselesi
Allahın ilmi ezelidir evvelden de izah edildiği gibi ezeli olanın sebebi olmaz halbuki ilim maluma tabidir denildiğinde; ilim, malumdan( bilinenden) etkilenen durumunda olmakta ve malum ilmi etkileyen konumda bulunuyor dolayısıyla etkileyen malum, etkilenen ilme sebep teşkil ediyor. zira etkileyen etkilenene sebep konumundadır. halbuki akli delille sabit ki ezeli olanın sebebi olmaz. o halde Allahın ilmine ezeli diy
enlerin: “ilim maluma tabidir” lafları yanlış olmaktadır. Allahın ezeli ilmi asla başka bir şeye tabi değildir. böyle oluncada cebr olduğu aşikardır. etkilenmek demek etkileyen olduğu varsayılan ( düşünülen) şeyin etkilenene sebep teşkil ettiğini kabullenmek demektir.
insanın özgür iradesini savunanların en çok kullandıkları laf olan “Allah bildiği için yazdı” ifadesidir bununla şunu kasdederler mesela ben şimdi klavyede yazı yazıyorum ya hah diyorlar ki Allah ezeli ilmiyle senin bu saatte, bu vakitte bu yazıyı yazacağını bildiği için levhi mahfuza böyle yapmanı yazdı. yoksa O, böyle yazdığı için sen böyle yapıyor değilsin. yani yine insanın özgür iradesi vardır derler. buraya kadar tamam mı anladınız mı? devam ediyorum sonra şunu diyorlar: “ilim maluma(bilinen) tabidir” yani Allahın ezeli ilmi sonradan olacak olan bilinen fiillere, hareketlere tabidir derler. bununla da şunu kasdederler: yani Allahın ilmi, bilmesi sonradan olacaklara tesirli değildir düşüncesini savunur
lar. işte bu düşünceyi anlatmak isterler. yani Allahın evvelden hadiseleri bilmesi bizi cebr altında bırakmaz biz yine hürüz derler. tamam mı? yani Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak olaylara tabidir derler. tamam mı? şimdi çooooooooooooook dikkat ediniz: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından önce mi gelir, beraber midirler, yoksa zaman bakımından sonra mı gelir? iyi düşünün. evet cevap şu: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından sonra gelir. bu aklen açıktır. şimdi duruma bakalım: bunlar ne demişti? “Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak şeylere tabidir” . soruyorum: ezeli olan şey, hiç sonradan olan şeye tabi olur mu? olmaz eeeeee bu ne o zaman? ne olacak kandırma üç kağıt yüzyıllardır süren pek çok üçkağıttan biri. ezeli olan şey başka şeyden sonra olamaz . başka şeyden sonra olsa zaten ona ezeli ( öncesiz, başlangıcı olmayan) denilmezdi. demek ki onların “ilim maluma tabidir” lafları yalan dolandır. dolayısıyla insanın özgür iradesini savunan biri Allahın ilmi eze
li dediğinde ne dediğini bilmiyor demektir. dolayısıyla şunu şiddetle bildiriyorum ki: insanın özgür iradesi vardır diyen Allah hadiseleri olmadan önce bilmiyordu, hadiseler olurken bildi demek durumunda kalır . ve bunu dediğinde de Kuran daki “kıyamet vaktinin sadece Allahın bildiğini ifade eden” ayeti de inkar etmiş olur.
burada videolarım var: http://tr.netlog.com/go/explore/videos/videoid=2101668
not: (Yukarıda verdiğim video linki, videoyu açmadıysa; bu linki kopyalayın, msn yi açın, mesaj yazdığınız yere yapıştırın ve entere basın, sora bu linki tıklayın videolar açılıyor.)
Yazar Hakkında
9 sene araştırdım bu konuyu
Categories: İlginç Bilgiler, Kişisel Gelişim Tags: kader, Kader Hakkında
Deniz İzcileri
Deniz izcileri ve izcilik;
DENİZ İZCİLERİNDE HABERLEŞME
Deniz izcilerinin kullandıgı bir çok dil vardır bunlardan bazıları mors alfabesi, simafor, fonetik alfabe ve Q kodları, kol komutları, düdük komutalrı ve teknik izlerdir.
MORS; Mors alfabesi genelde fener ile yapılır ancak bunu açıp kapata bıldıgın herseyle anlata bılırsın haflerı yakıp kapatma surene göre anlasılır. Bu tablo dünya çapında kullanılmaktadır.
SİMAFOR; Harfler ve gösterilişi kolların ikiyana kaldırılıp belirli açılarda tutulmasıyla yapılan muhaberedir.
FONETİK ALFABE VE Q KODLARI; Bu dil karsıdakı kıs senı anlamakta zorluk cekıyor ise veyatata dedıklernı secemıyorsa kullana bılırsın. Dünya çapında belirlenmiş sözcuklerin baş haflerini kollanarak oluşan bir tablodur. Örnegin A ALFA(ALFA), B BRAVO(BIRAVO), C CHARLIE(ÇARLİ), D DELTA(DELTA)
DÜDÜK KOMUTLARI; Düdük komutları birbirinizi göremediginiz ve sesinizi duyuramadıgınız zamanlarda kolanılır bu komutlarda mors gibidir. örnegin -(uzun) dikkat, .(kısa) rahat, -… toplan…
TEKNİK İZLER; Bunu genelde izciler kullanır. Hiç bilmeyen bırı bıle mantık yürüterek anlaya bılır(Not:sivri köselı seyler tehlikeyı kösesız sekiller ise tehlike olmadını gösterir.). Örnegin üçgen içinde dalgalar içilmez su demektır.
izcilik hakkında daha fazla bılgı için googleye adımı ve soyadımı yazın cıkan siteden bula blırsınız herseyı.
Yazar Hakkında
ben 16 yasında SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIGININ DESTEKLEDIGI SAHİL İZCİ GRUBU ÜYESİYİM SIKILDIGIM İÇİN KARALADIM BISEYLER YUKARIYA. ADIM ZİYA KERVANKIRAN
Categories: İlginç Bilgiler, Kişisel Gelişim Tags: Deniz, Deniz İzcileri, İzcileri