Cinsel Bilgiler
Tekdüze giden seks hayatınızı renklendirmek elinizde. Bunun için farklı şeyler denemelisiniz. Nasıl mı, işte size hem partnerinizi hem de sizi mutlu edecek öneriler…
Beklenmeyeni yapın: İlişkinizdeki monotonluğu ortadan kaldıracak tek şey şaşırtıcı bir şeyler yapmaktır. Küçük sürprizler, şaşırtıcı dokunuşlar…
Romantizmi arttırın: Sevgilinizle birlikte güzel bir gece geçirmeyi planları yaparken bazı detayları da sakın ihmal etmeyin. Yakılan birkaç mum, odaya yayılan hoş bir koku ve hafifçe çalan romantik bir müzik romantizmin doruğa ulaşmasında en büyük yardımcılarınız olacak. Böylece partnerizini baştan çıkarmanız da çok kolaylaşacak.
Rahat ama seksi giyinin: Kendinizi seksi hissetmeniz için öncelikle rahat olmanız gerekli. Eğer vücudunuzun herhangi bir bölümüyle ilgili rahatsızlık duyuyorsanız uygun iç çamaşırlarıyla bu kusuru kolaylıkla saklayabilirsiniz. Güven afrodizyak gibidir ve yatak odasında ne kadar iyi görünürseniz o kadar güzel bir gece geçirirsiniz.
Partnerinizin ne istediğini düşünün: Seks hayatınızda yeni bir adım atmak istiyorsanız partnerinizi memnun etmek için zaman harcayın. İlişki sırasında kulağına hoş şeyler fısıldayın.
Sadece kendi isteklerinize yoğunlaşın: Onlara ne istediğinizi söyleyin. İster inanın ister inanmayın ama erkekler sizi neyin harekete geçirdiğini bilmek ister. Hatta buna önem verirler. Sizi mumnun etmekten gurur duyarlar. Asıl önemli olanın ikinizin de mutlu olması gerektiğini unutmayın ve bunun için çaba sarfedin.
Yeni bir yer deneyin: Mekan değişikliği yaparak seks hayatınıza biraz yenilik ve heyecan katabilirsiniz. Bir otel odası kiralayın, başka bir odayı deneyin ya da hiç akla gelmeyecek yerler seçin… Unutmayın seçeneklerin sonu yoktur.
Duygularınızı saklamayın: Kendinizi ve duygularınızı açığa vurmaktan sakın korkmayın ve bu kouda mümkün olduğunca kendinizi özgür hissedin. Nasıl hissettiğinizi dile getirin ve hoşlandığınız şeyleri yapmaktan asla çekinmeyin.
Konuşmadan harekete geçin: Sessizlik kimi zaman heyecanlandırıcı olabilir. Bu fikir özellikle partneriniz eve geldiği anda hiç konuşmadan onu çekip birlikte olduğunuz zaman işe yarayabilir.
Buz ya da filmler işinize yarayabilir: Yeni bir şeyler denemeye ne dersiniz? İlişikiniz zaten mükemmelse yeni bir şey denemek onu daha da değerli kılacaktır. Göz bağı, filmler, buz, oyuncaklar…. Bu arada isterseniz sadece kendiniz hayal edin ya da partnerinizle paylaşın ama fantazileri de sakın yabana atmayın. Asıl önemlisi yaratıcı olmak.
Her dokunuş önemlidir: Seksten aldığınız keyfi arttırmak istiyorsanız yeni pozisyonlar denemelisiniz. Bu tabii ki alıştığınız ve hoşunuza gidenleri unutmanız anlamına gelmiyor ama denemekten de korkmayın. Böylece rutinden kurtulmuş olacaksınız. Aldığınız zevki görünce emin olun siz de çok şaşıracasınız.
Yazar Hakkında
www.bursaerotikshop.tr.gg
Categories: Cinsellik, Sağlık Tags: Cinsel Bilgiler
İri Göğüslere Sahip Olmak İçin
İri göğüsler mi istiyorsunuz?
O zaman BUSTEA için !
İşte size göğüs büyütücü bitkilerden hazırlanmış bir doz:
Bir tencereye yarım litre su koyup içine 250 gr. kadar çemen otu filizi atın. Üzerine birer veya ikişer çimdik anason, fesleğen, frenk kimyonu, dereotu, rezene, meyan kökü tozu, mercanköşk ve limon otu ekleyin. Hepsini karıştırıp kaynatın ve altını kapattıktan sonra soğumaya bırakın. Karışımın suyundan hergün 1 ya da 2 bardak için. Lezzet vermesi için; limon suyu ve bal da ekleyebilirsiniz.
Rezene, bünyesinde kadınlık hormonu östrojen benzeri kimyasallar olan, fito-östrojenler barındırır.
ÖRGÜLÜ SAÇ MODELİ
ÖRGÜLÜ SAÇLAR BAYANLARIN VAZGEÇİLMEZ BİR SAÇ MODELİDİR ÖRGÜLÜ SAÇLAR SİZİN GERÇEK TARZINIZI YANSITMANIZI, SINIZSIZ ÇİZGİSİYLE SAĞLAR.ÖRGÜ TASARIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTA VE AYRINTILAR : ÖNCELİKLE ÖRGÜ YAPILACAK SAÇ TEMİZ OLMALI .SEÇİLECEK MODEL YÜZE VE YUZ HATLARINA UYGUN OLMALI.
SAÇA DOKU VE PARLAKLIK KAZANDIRAN URUNLER UYGULANMALI.ÖRGÜ İYİ SABİTLENMELİ KULLANILAN LASTİKLERİN DAYANIKLI OLMASI ÇOK ÖNEMLİ DİR. TAVSİYELERİMİZ SAÇLARINIZI AÇARKEN KIRMANAN ÜÇLARINDAN DİBE DÖĞRU TARAMASISINIZ.KATILACAĞINIZ DAVET ÖRGÜ TARZINIZI BELİRLEMELİ DİR :
ÖRNRĞİN BİR DÜĞÜN EĞLENCE VS GİBİ DURUMLARDA TERCİH EDEBİLECEĞİNİZ ÇOK ÖRGÜ MODELİ VARDIR BUNLARDAN BİR TANESİ YANDAN ”ÖRGÜLÜ TOPUZ” DUR,KIYAFETİNİZE GÖRE ÖN VE YANLARDAN SAÇ BIRAKILABİLİR TOPLANA BİLİR BU SİZLERİN TERCİHİ DİR SİZ NASIL MUTLU OLUYORSANIZ.SİZİN KATILDIĞINIZ BU DAVETLERDE BELKİDE AKLA GELMEYEN ÇOK ŞIIK MODELLERDEN BİRİ DİR.GÖZUNUZDE CANLANDIR MANIZ ZOR TABİKİ ANCAK HAYAL GÜCÜ BU İŞİN BİR PARÇASI SİZDE ÖRGÜ TARZINIZLA FARK YARATIN DOĞALLIĞIN GÜZELLİĞİN VE ALIMIN ORTAK NOKTASI ÖRGÜLÜSAÇ…. SAÇLARINIZ EN DEĞERLİ AKSESUARINIZ ÖRGÜ RESİMLERİ İÇİN WWW.ORGULUSAC.TR.GG Yİ TIKLAYA BİLİRSİNİZ TEŞEKKURLER
Yazar Hakkında
ABDURRAHMAN ÜNAL ALANYADAN YAZIYORUM BAYAN KUAFÖRÜYÜM UZMANLIK ALANIM ÖRGÜLÜSAÇLAR TEŞEKKURLER
Categories: Güzellik, Sağlık Tags: ÖRGÜLÜ SAÇ MODELİ, saç modeli
İshal ve İshal Durumunda Yapılması Gerekenler
Normalden daha sık ve sulu yada yumuşak kıvamlı dışkı çıkarılmasına ishal denir.Günde iki yada üç kez normal kıvamlı dışkılama ishal sayılmaz.İshal bağıesak hareketlerinin hızlanması,dolayısıyla da içindeki madenlerin hızlı ilerlemesi sonucu oluşur.Bu sırada bağırsaklardan sıvı emilimi azalır.Ayrıca bakteri kökenlizehirli maddelerin ve iltihapların etkisiyle bağırsakların kendiside bir miktar sıvı salgılar.Sonuçta dışkılama sayısı günde2-3 ten bazen 20-25e kadar çıkar.Dışkı peltemsi yada suulu bi görünüm alır.içinde mukus,irin ya da kan buluna bilir.ishali dizanteriyle karıştırmamak gerekir.Dizanteri bakteri yada amiplerin etken olduğu bir hastalık,ishal ise bu hastalığın bir belirtisidir.
İSHAL DURUMUNDA YAPILMASI GEREKENLER
Her ishalde karşılaşılan ilk sorun ishali durdurup durdurmamanın gerekli olup olmadığıdır.Çünkü ishal bağırsaktaki zehirli maddeleri vücuttan atmak için geliştirilmiş bir savunma mekanizmasıdır.
Akut ve şiddetli ishallerde bağırsaktan yüksek miktarda su yitirilmesi vücudun işlevlerini sürdürebilmek için yeterli sıvıyı bulamamasına yol açabillir.Bu durumu engellemek için hastaya bol sıvı içeren diyet uygulanır.Hatmi kökü,patates,buğday ve pirinçbaşta olmak üzerehemen her çeşit gıdayla yapılan labalar,limon ve elme gibi meyvelerden elde edilen pektinkoruyucu etki gösterir.Koyu kıvamlı her çeşit lapa,koruyucu olarak yararlıdır.Bağırsaktaki gaz ve zehirleri emen aktif karbon yada bitkisel ve hayvansal karbon gibi ilaçlarda ishalde kullanılabilir.
Ayrıca bir tatlı kaşığı kahveye 1-2 damla limon damlatılıp içilmesi durumunda etkisini kısa bir zaman sonra gösterecektir.
Yazar Hakkında
Categories: Sağlık, Sindirim Sistemi Tags: ishal, ishal nedir
Depresyon ve Belirtileri Nelerdir?
Depresyon Nedir?
Kişide kalıtımsal, çevresel ya da hormonal bozukluklar sonrasında gelişen çökkünlük halidir. Aşağıdaki dokuz belirtiden en az beşinin (ilk iki belirtiden en az biri bulunmak üzere), en az iki hafta süresince var olması durumuna “major depresyon” denir.
Belirtiler
1-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissetme hali).
2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler,hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).
3-Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 ‘inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.
4-Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.
5-Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik,hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)
6-Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.
7-Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.
8-Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara,okunan şeylere,izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.
9-Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
Depresyonu Anlamak
Çoğu araştırmada % 8-20 oranında major depresyon düzeyinde depresif şikayete rastlanmıştır. Kalıtımsal eğilimin olduğu major depresyon vakalarının 30 lu yaşlarda en yüksek düzeyde olduğu gözlenmiştir.
Major depresyon ayrılmış ve boşanmış kişilerde en çok;bekar ya da evlilerde ise önceki gruba oranla daha az gözlenmiştir. Eşini yeni kaybetmiş kişilerde ise gene yüksek oranda major depresyona rastlanmıştır. Gene bir çalışmanın sonuçlarına göre bekar kadınlarda evlilere göre daha az oranda depresyona rastlanmış ; erkeklerde ise evlilik, depresyon riskini bekarlığa göre azaltmıştır. Bu kişilerin ailelerinde intihar ve alkolizme yüksek oranda rastlanmıştır.
Yapılan bir çalışmada son beş yıl içinde en az altı ay süre ile işsiz kalan kişilerde 3 kat daha fazla major depresyona rastlanmıştır.
Major depresyonun erkekler için hayat boyu görülme olasılığı % 2-12 ; kadınlar için % 5-26 arasında bulunmuştur. Araştırmalara göre her yıl major depresyon hastalarına yüz bin kişide 247-598 kadın; 82-201 erkek yeni vakanın eklendiği saptanmıştır.
Depresyonun oluşumunda etkili olan kişisel özellikler:
-Öfke ve nefretin, çevresindeki kişilerin kaybına yol açacağı düşüncesiyle onlara yönlendirilemeyip, kendisine yönlendirilmesi (bu yapıdaki bir kişilik hayatın ilk 1-2 yıllık döneminde düzenli ve yeterli bir anne-çocuk ilişkisi yaşamamıştır.Kişinin yaşadığı depresyon gerçek ya da farz edilen bir kayıp ile bağlantılıdır).
- Kişinin kendisi,çevresi ve gelecekten beklentileri,idealleri ile kendi gerçek durumu o kadar farklı, gerçekdışı ve orantısızdır ki , bu yüksek standartlara ulaşamamak kişide güçsüzlük ve yalnızlık düşünceleri ile depresyona yol açabilir.
-Kişinin süper egosu ( üst benlik) o kadar kuvvetli ve baskındır ki sürekli kişiyi kısıtlayıp, suçlar, zevk verici ,rahatlatıcı etkinliklerden ala koyup, adeta işkence eder.
-Kişinin çevresindekiler ondan o kadar çok şey beklemektedir ki ,kişinin bu beklentileri karşılaması olanaksızdır. Bu da zayıflık ve çaresizlik düşüncelerinin gelişip, depresyona gidişe yol açabilir.
-Kişinin küçüklüğünden itibaren sevip, saygı ve gurur duyacağı, ondan da destek ve sıcaklık göreceği, benzemek istediği, imrendiği, idealize ettiği düzeyde bir kişi (baba, anne, öğretmen ,akraba vs) yoktur. Bu da kişiliğin gelişimini olumsuz yönde etkiler ve kendine güven kaybı ve depresyona yol açabilir.
-Çocuklukta anne-baba ayrılığı ya da kaybı, stresli koşullar karşısında yeterli desteği bulamayıp, yanlış ya da yetersiz başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine, bu da ileri dönemde depresyona zemin hazırlayabilir.
- Sahip olunan kişilik yapıları da depresyon gelişiminde etkilidir. Obsesif-kompulsif ,bağımlı, histrionik ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu gösterenlerde depresyona eğilim daha yüksektir.
Depresyon Teşhis Tedavi
Hangi olaylar sonrası depresyon görülebilmektedir?
Daha çok ilk depresyonun ortaya çıkmasında çevresel streslerin önemi vardır. Özellikle 11 yaş öncesi anne ya da baba kaybı olan kişilerde sonraki yıllarda depresyon daha sık görülmektedir. Sonraki yıllarda depresyon oluşturucu çevresel etkenler arasında en çok eş kaybı gelmektedir
Depresyon nasıl seyreden bir rahatsızlıktır?
Depresif bir hastalık atağı yaşayan kişilerin en az %50 si bu atağı tekrar yaşarlar.2 ve üstündeki sıklıklarda yaşandığında ,izleyen 3 yıl içinde tekrar rahatsızlanma riski %70’lere çıkmaktadır. 1 yılın sonunda major depresyon vakalarının % 40’ının iyileştiği, % 20 sinin çok hafif yakınmaları olup, depresyonlarının şiddetinin azaldığı, %40 vakada ise major depresyonun sürdüğü gözlenmiştir.
Major depresyonda kalıtımın rolü:
Genel nüfusla kıyaslandığında birinci derece yakınlarındaki risk 1.5-3 kat daha yüksek bulunmuştur. Gene yetişkin birinci derece yakınlarda alkol bağımlılığı riski yüksek bulunmuştur. Depresyonlu ailelerin çocuklarında, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna rastlanma riski de daha yüksektir
Tedavisiz geçmez mi?
Depresyon tedavi edilmediğinde ortalama 7-14 ay sürmektedir. Tekrar etmeme halinin yaşam boyu şansı % 25 ten azdır. Tedavi ile rahatsızlık 2-4 ay sürmektedir
Tedavi nasıl olmaktadır?
Tedavi ilaç tedavisi yanında dinamik psikoterapi (kişinin geçmiş yaşam öyküsünün alınıp , şimdiki sorunların kökenleri ve amaçlarını,kişinin zorluklar karşısındaki savunma mekanizmalarını ve depresif temel düşünce biçimlerinin saptanıp,düzeltilmesine çalışılması) ile mümkündür. Bu tedavinin haftada bir gün (50 dakikalık bir seans) şeklinde en az 10 seans olmak üzere uygulanması gerekmektedir
Tedavi ne kadar sürdürülmelidir ?
Antidepresif tedavinin en az 6 ay sürdürülmesi uygundur. Erken kesildiğinde (daha iyi hissedilmesi, ekonomik nedenler ,yan etkiler vs. nedeniyle) en riskli dönemin ilk 4-8 hafta olduğu ama sonrasında da erken kesim halinde riskin yüksek olduğu saptanmıştır.
Depresyon neden önemlidir?
Major depresyon hastalarının % 15 kadarı intihar ederek hayatlarına son vermektedir. Hastanede yatan diabet,kanser,kalp hastalıkları,felç gibi rahatsızlıkları olan kişilerin % 25 inde major depresyon görülmektedir. Depresyon kişilerin mesleki başarısını düşürmekte ve iş kayıplarına ; cinsel bozukluklara yol açarak evlilik sorunlarına; kişinin durumun etkisinden kurtulmak, kendini rahatlatmak için alkol ve uyuşturucu maddelere yönelmesi sonucu trafik kazaları, kavga ve suça yönelme görülebilmekte ,ruh sağlıkları bozuk çocuklar ve sonuçta ruh sağlığı bozuk bir toplum olmamıza yol açmaktadır.
Yazar Hakkında
Categories: Depresyon, Sağlık Tags: Depresyon, depresyon belirtileri, depresyon nedir
malatya yama dağı
“İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine ”
Diyor Cansever …
Acaba ben de benziyor muyum? Diye soruyorum kendime. Çok geçmeden, telefonum çalıyor; çalan telefonun diğer ucunda ki Yazıhan dan biri. Konuşuyoruz. Bitiyor telefon görüşmemiz. Düşünüyorum gene kendi kendime. Şive aynı, değişmiyor, beklide hiç değişmeyecek. Belki değişse de tarz hep aynı kalacak. Espriler aynı, benzetmeler aynı, bahsetmek istediğimiz mevzular hep aynı, dinlediğimiz müzikler aynı, okumak istediğimiz kitaplar aynı, kızıyoruz, seviniyoruz, küsüyoruz hep aynı… değişen bir şey yok. Ama değiştirenler veyahut ta değiştirmek isteyenler var. Bu yelin hükmüne yenik düşenler bozuluyorlar! Başkalarını örnek alıyor, kendimizi, benliğimizi, kişiliğimizi, kültürümüzü, VAR OLANLARIMIZI bırakıp, başka şeylere müdahil oluyoruz. Maalesef. Bir nevi kendimizden uzaklaştırılıyoruz. Farkına varmadan, özümüzü kaybediyoruz. Bir kişi nereden geldiğini bilmezse eğer, nereye gideceği meçhuldür… Beklide kesinliktedir: yani ‘ayak altı’ olan vaziyetlere düşeceğiz beklide bir gün bu gidişin nihayetinde. Başkalarını örnek alıyoruz diyorum. Kendimiz olmaktan çıkıyoruz. Sebep olarak ben; özenmek diyorum,
‘o yapıyor da ben neden yapmayayım’ kompleksine yenik düşüyoruz,
Belki de ‘herkes yapıyor, ben dışarıda kalıyorum’ düşüncesi ile yapıyoruz.
Bekli de, hoşumuza gidiyor.
Belki de, başkaları zorluyor…
Bence, başkalarının zorlaması, hissettirmeden bu akıma yenik düşenlerinkinden iyidir. Ben böyle zannediyorum, herhalde de yanılmıyorum veyahut ta ben öyle zannediyorum… kültürümüzle mütemmim cüzi bir vaziyetteyken, belki şartlar, imkanlar, şeriatlar bize ağır geliyor olabilir. Belki kendimizi DIŞARIDA hissediyor olabiliriz. Gene, bence şartlar ne olursa olsun, var olanımızı bırakmamayı yeğlemek, bir bireyin yegane görevidir. Gerek kendisi için, gerek çevresi için gerekse devleti için. Devletlerin yıkılmalarına sebebiyet veren tek unsurun başkalarını örnek alıp, kendimizi unutmamızdır. Örnek verecek olursak, Osmanlı Devleti nin yok oluş nedeni, Fransız akımına yenik düşmektir… bu akım, içerden girmiştir Osmanlılara. Devleti içeriden çökertmişlerdir. Şimdi Atatürk Avrupa yı örnek alarak Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurdu diyeceksiniz. Evet örnek aldı, doğrudur. Ama; Avrupalıların adaletliliklerini örnek aldı, özgürlükçü oluşlarını örnek aldı, eşitlikçi olduklarını örnek aldı. Zaten cumhuriyetin maiyeti de herkesin kendi kendini yönetmesi demek değimlidir? Yani cumhuriyet, başta kimse olmasa da herkes bir olup, kendi kendini yönetebilir.
Konuyu çok genişlettim… Bir ‘yer’ neden önemli ve değerli çok daha iyi anlıyorum artık. Neden mi önemli? Yaşanmışlıklar ile birleşince ayarı en yüksek ziynete dönüşüyor o yer insanda. Bu yer bir kentte olabiliyor, mahallede ya da umulmaz bir dağ başı da olabiliyor.
Tam da bu sırada aklıma Mehmet Uzun’un Diyarbakır’a olan derin sevdası geliyor. Galiba bir mekânın ne kadar sevilebileceğini ilk defa Uzunla fark ettim. Murathan Mungan’ın değimi ile “Eskiden çok eskiden” değil sadece eskiden hiç anlayamazdım abimi, ablamları hatta tekmil Yazıhanlıları… Anlayamazdım çünkü dededen kalma yaylamız olan ‘Yama’yı o kadar sevmelerini. Oraya gidişlerin en güzele, en vazgeçilmeze doğru oluşunu hiç ama hiç anlamazdım. Şimdi fark ediyorum ki anlamaya da çalışmamışım onları. O kadar anlamsızmış benim için. Ama artık tüm ruhum ve duyarlılığımla anlıyorum. Diyor sevgili Halam Serpil. Ne güzel söylüyor… Ben Yama da kayaların arasından kendisini yeryüzüne ulaştıran GEVENE benzemedikçe, Hogaç’ın eteklerinde yetişen keskin kokulu çemene benzemedikçe, kar altından firar edip, kendini yeryüzünün yüzüne çıkaran beyaz kardelene benzemedikçe, Hogaç’ın dolu dizgin fışkırttığı buz gibi bereketli pınarlara benzemedikçe ben bir hiçimdir… ben değer bilmedikçe, ister istemez onlarda beni iteceklerdir zaten civarlarından.
Kırmızı giyiyorum: Hogaç’tan salını salını veda ederken tüm Yama Dağı na, koyu bir kızıllığa bürünen güneş ten alıyorum kırmızı renge olan hazımı. Bulutların arasından el sallıyor Yamanın bereketli, vefakar, cefakar toprağının kıymetini bilmeyen Drejanlılara kırmızılı akşamüstü güneşi. Ama halen küsmemiş o topraklar bu nankör insanlara…
Kırmızı gelincikler açıyor pınarların suları ile sulanmış çimenlerde. Her rüzgarda bir parçası kapılıyor esintinin hükmüne. Seviyorum kırmızıyı. Kekliklerin gagalarındaki kızıllıktan seviyorum. Sanki kına yakılmış. Yaşlı kadınların örülmüş gulılarından seviyorum kırmızıyı. Kep kıpkırmızıdır, kınalıdır saçları. Boncuklu Derenin kızıl taşlarından seviyorum kırmızıyı. Arang ın tüm kırmızılara meydan okuyan o toprağından seviyorum kırmızıyı. Koyunların sırtındaki Arang boyasından seviyorum kırmızıyı. Dağların en çetin yerlerinde yetişen ŞİLAN ların kırmızılığından seviyorum. Bir sene tutup öteki sene tutmayan yanıklı elmalardan seviyorum pembemsi kızıllığı. Seviyorum kırmızıyı.
Yeşil giyiyorum: dağların baharda büründüğü yeşilliği seviyorum. Baharda beyaz çiçekli ÇOMON ları seviyorum, daha yeşilken. Uzaktan görünen derelerin suları ile sulanmış koruları seviyorum. Gazi nin mağalının karşısında ki GULUYE ÇERMAN ın örgülerini seçerken seviyorum yeşili. Sanki selvi boylu bir kızın örülü saçlarını seyrediyorum, Guluye Çerman ı seyrederken. Babamın nazik ağaçlarını harman yeri ilan eden yeşil kurtları seviyorum. Lastik gibi oluyorlar.
Sarı giyiyorum: çomon un son bahardaki sarılığını seviyorum. Toplarken insanın elini yırtan dikenlerin batan sarısını seviyorum son baharda. Sararıp, suya dökülen söğüt yapraklarını seviyorum. Olgunlaşıp, yere düşen güjokların parlak sarısını seviyorum. Davulun sarı derisinin tok sesini seviyorum…
Velhasıl bu renklerin bir biri ile olan ahengini dinlerken bezenmek istiyorum bu renklere. Çığlık çığlığa haykıran bu renkleri dinlemek istiyorum. Yama dağına benzemek istiyorum!..
Zaten demiyor mu şair; “insan yaşadığı yere benzer.
Taşına, toprağı iten çiçeğine benzer.” Benzemezse eğer, o insan BİR HİÇTİR!…
Ahmet TANRIVERDİ
14/11/2008
Yazar Hakkında
ahmet tanrıverdi
Categories: Sağlık, Yaşam Stili Tags: MALATYA, yama dağı