Sağlık

Nabız Nedir? Kaç olmalıdır?

Nabız, kalbin 1 dakika içinde kaç kere kasıldığını yani kalbin hızını yansıtır. Kalp her kasılmasıyla bir miktar kanı atardamarlar içine fırlatır ve damarların esneyebilme özelliğinden dolayı atardamarlarda buna bağlı bir genişleme olur ve ardından eski durumuna dönmek ister. İşte bu genişleme, damarların yüzeyel seyrettiği yerlerde (el bileği, dirsek içi, kasık, şakak, ayak bileği gibi) nabız dalgası olarak hissedilir.

Vücudumuzdaki nabızın bakılabileceği bölgeler. Buraları, atardamarların yüzeyel seyrettiği ve parmak ucu ile atımın hissedilebildiği yerlerdir. Bu bölgelerden en sık olarak, kolay ulaşılabilmesi ve kolay bakılabilmesi nedeniyle radial arter nabzı tercih edilir.

Nabız bize yalnız kalp hızı hakkında bilgi vermez, aynı zamanda kalbin düzenli çalışıp çalışmadığı yani kalbin ritmi hakkında da bilgi verir.

Sağlıklı bireylerde nabız istirahat halinde iken dakikada 60-100, ortalama 70 civarında olmalıdır. Nabız hızı birçok durumdan etkilenir. Çeşitli hastalıklar, egzersiz, stres, yaralanma gibi durumlarda nabız hızı artar. 12 yaş üzerindeki kızlar ve kadınlarda nabız, erkek çocuk ve erkek yetişkinlere göre daha hızlıdır. Atletlerde ve koşucularda ise nabız daha düşük (hatta dakikada 40’larda) olabilir.Kaynakwh webhatti.com: Nabiz Nedİr?Kaynakwh webhatti.com: Nabiz Nedİr?

Nabzımıza nasıl bakalım?
Yukarıda söz ettiğim nabzın hissedilebileceği bölgelerde nabıza bakılabilir. Ama en sık olarak el bileğinin baş parmak tarafındaki radial artere bağlı radial nabız kullanılır.

Nabız bölgelerinde birinci ve ikinci el parmak uçlarımızı yavaşça bastırarak nabız dalgasını aramalıyız. Nabızı hissettiğimiz zaman önce düzenli olup olmadığına bakalım. Normalde nabız dalgası eşit aralıklarla gelmelidir. Daha sonra da 1 dakika içindeki sayısını bulmalıyız. Bunun için de saatimizin saniye göstergesine bakarak 1 dakika içindeki sayısını sayabiliriz veya 15 saniye süreyle sayıp, bulduğumuz rakamı 4 ile çarpabiliriz.

Bazı ritim bozukluklarında (atrial fibrilasyon gibi) kalp hızı yüksek olabilir ve bazı kalp atımları ile atardamarlar içine atılan kan, yeterli bir basınç dalgası (dolayısıyla nabız dalgası) oluşturamaz ve bunu nabız olarak hissedemeyiz. Böylece nabız hızını gerçekte olduğundan daha düşük bulabiliriz. Bu gibi durumlarda kalbi dinleyerek kalp hızını bulmak daha doğru sonuç verecektir.

Kol veya bilekten ölçüm yapan dijital tansiyon aletleri, kan basıncı ölçümünün yanı sıra nabız hızını da vermektedirler. Ancak yukarıdaki anlattığım aritmi durumlarında (özellikle de atrial fibrilasyonda) dijital tansiyon aletleri ile nabız hızı ölçümleri tam doğru olmayabilir.

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - Kasım 2, 2010 at 2:36 pm

Categories: Fitness, Sağlık   Tags:

Besinlerin Kalori Değerleri Cetveli

Kilo kalori ( Kg Kal ) ; Vücudun enerji harcaması ve ihtiyaç duyduğu enerji için kullanılan bir terimdir. Yediğimiz yiyecekler sindirim organlarında (ağız, mide, ince ve kalın bağırsaklar) sindirilerek kana karışır. Sindirilmeyen kısımlar ise posa şeklinde vücuttan atılır.

Bilimsel olarak bir tanım verecek olursak; 1 Kg suyun 15 C dan, 16 C a yükselmesi için gereken enerjiye 1 Kg Kal denir.

Aşağıda verilen besinlerin kalori değerlerinde;

Meyveler ve tane olanlarda 1 adet olarak,

Küçük taneli veya diğerlerinde ise bir porsiyon olarak hesaplanmıştır.

Hamur İşleri

80-Beyaz Ekmek
460-Bisküvi
330-Börek
320-Bulgur Pilavı
55-Kepekli Ekmek
30-Kızarmış Ekmek

Meyva

70-Armut
26-çilek
14-Domates
60-Elma
8-Erik
50-Greyfurt
603-Hindistan Cevizi
15-Hurma
41-İncir
55-Karpuz
40-Kavun
8-Kayısı
40-Kiraz
34-Kivi
50-Mandalina
100-Muz
50-Portakal
60-Şeftali

Süt ürünleri

70-Ayran
275-Beyaz Peynir
80-Cacık
400-Kaşar Peyniri
130-Meyveli Yoğurt
450-Parmesan Peyniri
70-Süt (Yağlı)
100-Yoğurt (Yağlı)

çerez

600-Antep Fıstığı
578-Ay çekirdeği
600-Badem
549-Ceviz
600-çam Fıstığı
650-Fındık
560-Fıstık
571-Kabak çekirdeği
290-Kuru Kayısı, üzüm, İncir
478-Patlamış Mısır
200-Kruasan

Tatlı

400-Aşure
521-Baklava
520-çikolata
160-Dondurma (Bir top)
543-Fıstıklı çikolata
520-Helva
520-Kadayıf
520-Lokma
401-Muhallebi
293-Pekmez (üzüm)
272-Reçel
400-Sütlaç
193-Sütlü Dondurma

Et, Tavuk ve Balık

190-Balık Buğulama
370-Balık Tava
278-Biftek (Izgara)
160-Hindi
6-İstiridye
300-Kadınbudu Köfte
144-Karides (Orta Boy)
250-Köfte
282-Kuzu (Yağlı Izgara)
232-Kuzu Ciğeri (Yağda)
9-Midye
446-Salam
160-Sardalya
72-Siyah Havyar
171-Somon Füme
295-Sosis
452-Sucuk
250-Sulu Köfte
132-Tavuk (Izgara)
150-Tavuk Göğsü (Haşlanmış)
135-Ton Balığı
100-Yumurta (Orta boy)
15-Yumurta Beyazı
65-Yumurta Sarısı

Sebze

350-Baklagiller
89-Bezelye
15-Biber
35-Brokoli
35-Brüksel Lahanası
200-Dolma
10-Enginar
35-Havuç
26-Ispanak
25-Kabak
32-Karnabahar
18-Kereviz
180-Kıymalı Sebzeler
300-Kızartma
20-Lahana
14-Mantar
15-Marul
314-Mercimek (Kuru)
342-Mısır
100-Patates (Haşlama)
28-Patlıcan
200-Salatalar (Sıvı Yağlı)
70-Salatalar (Yağsız)
11-Salatalık
35-Soğan
90-Taze Fasulye
15-Taze Yeşil Biber

Diğer

480-Big Mac
200-çorbalar
280-çorbalar (Unlu)
0.3 -Diyet Kola (Bir bardak)
110-Kola (Bir bardak)
240-McDonald’s Hamburger
125-Pirinç (Haşlanmış)
320-Pirinç Pilavı
85-Makarna
589-Susam
206-Tereyağı
200-Zeytin (Siyah)

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - Nisan 4, 2010 at 2:17 pm

Categories: Beslenme   Tags:

Panik Atak

Panik AtakYeterince nefes alamadığınızı hissediyorsunuz, kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi atıyor, içiniz sıkışıyor. Herkesin günlük yaşamında yaptığı bazı şeyleri yapamıyorsunuz; süpermarkete ya da sinemaya gitmek, uçağa ya da asansöre binmek gibi. Kaygılanıp, korkuyorsunuz. Korkularınızın herhangi mantıklı bir nedeni olmadığını biliyorsunuz ama yine de bu duygunuzla başedemiyorsunuz. Aklınızı yitireceğinizi, tümüyle kontrolünüzü kaybedeceğinizi, bayılacağınızı hatta kalp krizi geçirip öleceğinizi düşünüyorsunuz. Yalnız değilsiniz!Panik atak aşağıda sayılan 13 bedensel ve bilişsel belirtilerden en az dördünün eşlik ettiği yoğun korku ve rahatsızlık hissidir. Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama Terleme Titreme ya da sarsılma Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma Soluğun kesilmesi Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma Bulantı ya da karın ağrısı Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme). Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu Ölüm korkusu Uyuşma ve karıncalanma duygusu Üşüme ürperme ve ateş basmasıBu belirtiler genellikle 10 dakika gibi bir sürede yoğunlaşarak doruk noktada sıkıntı verir sonra da genellikle yavaş yavaş azalır. Bu durum bir kez olursa panik nöbet olarak isimlendirilir. Ancak tekrarlamalarla gideceğinden kişi ne zaman olacak diye beklentiden dolayı sıkıntı duymaya başlar ki buna beklenti anksiyetesi denir. Bu anksiyete nedeniyle dışarı yanlız çıkmaktan korkmaya yanında birisi olmadan uzağa gitmekten kaçınmaya başlar. Tekrarlayan panik nöbetlere ve kaçınma davranışının eşlik ettiği duruma panik bozukluk denir. Panik atak hastalarında yaşanan bu nöbetler bunaltıcı, yorucu sinir bozucudur. Ama size iyi bir haberimiz var. Panik ataklardan kurtulabilirsiniz. Bu atakların yarattığı kaygıdan kurtulabilirsiniz. Panik atak yüzünden artık hiçbir planınızı iptal etmenize gerek kalmayabilir.Panik ataklar farkında olmadan öğrenilen davranışlar sonucunda oluşurlar. Ataklardan kurtulmak için yapmanız gereken bu davranışları yapmamayı öğrenmektir. Genelde insanlar atakları daha az yaşamak için; Panik atak yaşayabileceklerini düşündükleri tüm olayları saf dışı bırakmaya ve kendilerini güvende hissetmedikleri, yardım görmeyecekleri her yerden kaçmaya çalışırlar. Yeniden yaşayabilecekleri panik atağını düşünerek sürekli yeni atağın sinyallerini beklemeye çalışırlar. Ancak bu korkular gittikçe daha büyük korkulara ve bu korkulardan daha çok kaçınmaya yol açar. Peki yaşanan bu kısırdöngüyle nasıl başa çıkabilirsiniz Panik atağın temelinde bulunan iki ana unsurla başa çıkmada iki aşamalı bir çalışmayla başarılabilir. Kişinin içinde yaşanan kaygı ve sıkıntı duygusunu kontrol altına alarak, paniğe kapılma korkusunu azaltmak. Panik yaratabilecek olan olay ve duygulardan kaçınmayı sona erdirmek.Bu noktada ilk anlaşılması gereken nokta şudur Panik Atak Tehlikeli Bir Virüs Değildir. Bu anlaşıldıktan sonra panik atak duygusunu yaratan olaylarla yüzleşilmeli ve yarattığı duygularla başa çıkmayı öğrenmelisiniz.Panik atak tedavisine başlamadan önce hastalarımızda yapmalarının istediğimiz en önemli kriterlerden biri beslenmelerini bir düzene sokmalarıdır. Beslenme tıbbında uzmanlaşmış ünlü psikiyatr Dr.Lesser; beslenme ile panik ataklar arasında bir ilişki olduğunu belirtmiştir. Endişe, depresyon, korku,panik atak belirtileri ile gelen kişilerin kanlarındaki şeker oranına bakmış ve bu hastaların %92’sinde bu oranlarda bir anormallik olduğu sonucuna varılmıştır. Beslenmenin diğer kişilik özellikleri ve stres üzerinde de etkisi olduğu biliniyor. Hindistanda iyi ve kötü beslenen çocuklar üzerinde yapılan araştırmada kötü beslenen çocukların maceracı olmadıkları, çevrelerini keşfetme konusunda isteksiz oldukları, genellikle annelerinin yanında kalmak istedikleri sonucuna varıldı.Burada pek çok panik atak hastası yeterli yedikleri hatta çevrelerindeki insanlardan daha iyi beslendikleri halde niçin kendilerinin panik atak geçirdiğini daha kötü beslenenlerin geçirmediğini sorarlar. Bu insanların bünyesine, strese karşı dayanıklılıklarına ve stres karşısındaki tepkilerine bağlı bir durumdur.Aşağıdaki Beslenme Yöntemlerine Uymanız Tedaviye Başlamanın İlk Adımıdır.Gün içinde tükettiğiniz meyve ve sebze miktarını arttırın: Meyve ve sebzeler pek çok vitaminle, besleyici maddelerle doludur ve lif açısından zengindirler. Daha çok bakliyat yiyin: yeşil fasulye, mercimek, lima fasulyesi, barbunya fasulye gibi gıdalarla beraber yenilecek hububat ürünleri çok sağlıklı bir seçimdir. Şekeri mümkün olduğu kadar aza indirin: Tamamen vazgeçemeseniz bile çok çok az yemeğe dikkat edin. Yemek yeme alışkanlıklarınızı değiştirin. Çok büyük üç öğün yerine gün içerisinde ufak ufak dört beş mini öğün yiyin. Kafeinden uzak durun: Kahveler ve kafein içeren diğer ürünler panik atak hastalarında atakların tetiklenmesine neden olabilir. Gün içerisinde bol miktarda su için: Her gün en az 1,5 litre su için. Yağ ve Tuz Konusunda dikkatli olun. Beslenme panik atak tedavisinde ilk adımdır fakat önemli bir adımdır. Ama unutulmamalıdır ki tek başına beslenmeyi düzeltmek panik ataklardan tamamen kurtulmak anlamına gelmez. Panik Atak TedavisiPanik atak tedavisi hastanın yaşadığı atakların düzeyine ve şiddetine göre değişim gösterebilir. Genel olarak panik atak tedavisinde bilişsel davranışçı terapi uygulanmaktadır. Bu terapi uygulaması ile hastalara ilk olarak ataklar sırasında onlarla başa çıkabileceği teknikler öğretilir. Bu teknikler ile hastanın ataklarını kontrol edebilmesi sağlanır. Daha sonraki aşamada hastanın yanlış bilişsel süreçleri bulunur (örneğin; alışveriş merkezi çok kalabalık oraya gidersem atak geçiririm) ve bu süreçler olumlu düşünceler ile değiştirilmeye çalışılır. Ataklarla başa çıkmayı öğrenen ve yanlış bilişsel süreçleri değiştirilen hastanın hayat kalitesi arttırılmaya çalışılır. Hasta her ne kadar iyileştiğini söylese ve gerçekten atak yaşamasa bile, beklenti anksiyetesi ile sinemaya, tiyatroya, alışveriş merkezine gitmekten korkuyorsa; atak gelecek endişesi ile hayatını kısıtlıyorsa bu rahatsızlık tamamen geçmiş diyemeyiz. Panik atak tedavisinde psikologlar ve psikiyatrlar beraber çalışabilirler. Tedavinin ilk aşamasında kişi şiddetli ataklar yaşıyorsa ve bu ataklar yüzünden evden çıkamayacak durumdaysa ilaç tedavisi uygulanmaya başlanır, daha sonra bu akut dönem atlatılınca psikoterapi’ye başlanması gerekmektedir. Panik atakta kulaktan dolma bazı yanlış bilgiler vardır. Bunlardan en önemlisi panik atağın tedavisi olmadığıdır. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Bazı durumlarda ataklar tedavisiz olarak kesilebilir veya yukarıda değindiğimiz gibi tedavi ile ataklar ortadan kaldırılır fakat kişinin hayatında bazı şeylerden kaçınma ile olsun, kendini yormamaya çalışma ile olsun bir şekilde hala panik atak vardır. Eğer hayatın içinde olan bu panik atak’ta ortadan kaldırılmazsa nüks etme olasılığı olabilir. Yaptığımız klinik gözlemler sonucu eğer hasta tedaviye düzenli olarak devam ediyorsa 4 – 6 ay arasında bu rahatsızlıktan büyük ölçüde kurtulmuş olur ve hastalığın normal şartlar altında tekrar nüks etmesi beklenmez. Unutulmaması gereken bir diğer önemli konuda panik atak tedavisinene kadar çabuk başlanırsa tedavinin o kadar kolay ve çabuk sonlanacağıdır. Eğer panik atak rahatsızlığınız olabileceğinden şüpheleniy
orsanız doktor doktor gezip check-up yaptırmadan önce bir psikoloğa başvurmanız en etkili çözüm olacaktır.Panik Atak Geçiren Birine Nasıl Davranmalıyız?Panik atak geçiren birine yardım ederken ilk önce gerçekten o kişinin panik atak geçirip geçirmediğinden emin olunması gerekir. Eğer kişinin panik atak geçmişi varsa ve sizde o anda kişinin panik atak geçirdiğinden eminseniz ilk olarak o kişiyi rahat olabileceği ve etrafında onunla ilgilenen çok fazla kimsenin olmadığı bir yere götürün. Olabildiğince sakin ve serin kanlı olmalısınız, o kişi o anda çok kötü birşey olduğunu öleceğini düşünüyordur, sizde sanki o kişi ölecekmiş gibi panik bir şekilde hareket edersiniz kişiyi daha da kötü bir duruma sokabilirsiniz. Panik atak geçiren kişiye bunun 10 dakika ile 20 dakika arasında geçeceğini söylemek, bunun yüzünden herhangi bir şey olmayacağını, sakinleşmesi gerektiğini söylemek ve nefes egzersizi yapmasını sağlamak çok yerinde ve rahatlatıcı bir davranış olacaktır. Makale Psk.Uğur DALAN tarafından yazılmıştır. Aynı zamanda www.panikatak.org sitesinde de yayınlanmaktadır.

Yazar Hakkında

Es-Med Sağlık Psikodestek; Bireysel Terapi – Grup Terapisi – Çift ve Aile Terapisi – Çocuk ve Ergen Psikoterapisi Hizmetleri ile. Ayrıntılar için www.psikodestek.com www.panikatak.org www.aileterapisi.us

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - Nisan 1, 2010 at 1:21 pm

Categories: Sağlık   Tags:

Akne ve Sivilceler

Güneşin kurutucu etkisi ve iyotlu deniz suyu yazın akneyi aklımızdan çıkarır. Ama sonbahar ve kış, aknenin çoğaldığı dönemlerdir. Pek çok şey aknenin türüne bağlı olsa da, ultraviyole ışınlarının etkisi cildi kurutup, yağ üretimini düzenliyor. Bu yüzden sonbahar ve kış aylarında da solaryuma girerek aynı etkiyi yaratabiliriz. Gençlerde görülen akne, ergenliğin ilk dönemlerinde, vücutta gelişim ve değişimler başladığı sırada ortaya çıkıyor. Bu durum, bir dizi hormonal dengesizliğe bağlı. Doğal olarak bu gibi hormon dengesizlikleri yetişkinlerde de görülebiliyor. Örneğin, adet döneminde ortaya çıkan sivilceler bu tür bir dengesizlik sonucudur. Diğer bazı durumlarda ise, akne oluşumu, kortizon ya da B12 vitamini içeren ilaçlar, ya da dışarıdan uygulanan vazelin preparatları ve bitkisel yağların uzun süreli kullanımına bağlı.

TEMİZLİK NASIL OLMALI? Cilt temizliği, sabahları derinin salgılarını harekete geçirmek; akşamları ise, gözeneklerde birikmiş kir zerreciklerinden kurtulmak için mutlaka yapılmalı. Cildinizin haftada 2-3 kez, tüm yağ kalıntılarını alacak bir maskeye de ihtiyacı vardır. Aynı zamanda cildi derinlemesine nemlendiren bir maske seçmeye özen gösterin.

10 DAKİKALIK BİR BUHAR BANYOSU Haftada 1 kez, buhar banyosu hazırlayın: Gözeneklerin genişlemesini sağlayacağından, siyah noktalardan kurtulmanız kolaylaşacaktır. Başınızın üzerine bir havlu örterek, yarıya kadar kaynar su doldurduğunuz bir tencerenin üzerine eğilin. 10 dakika sonra, yüzünüzü kurulayın ve siyah noktaları sıkın. Bu işlemi yaparken, ellerinizin temiz olmasına dikkat edin. Parmak uçlarınıza sargı bezi sarıp noktaları sıkabilirsiniz. Ama sıkmakta zorlanırsanız fazla üstelemeyin. Cildiniz tamamen kuruduğunda tekrar buhara tutun. İşlem sona erdiğinde yüzünüzü bir tonikle dezenfekte edin.

HERKES İÇİN GEÇERLİ ÖNERİLER Gençler arasında özellikle yaygın olan bu problemin çözümünde, cilt tipleri farklı olduğundan, kızların ve erkeklerin uygulaması gereken kürler de farklı. Ancak yine de, her iki cinsin de uyması gereken bazı kurallar var.

1. Doğru ve hijyenik temizlik: Cildi fazla hırpalamadan düzenli olarak yıkayın. Cildi fazla kurutmamak için pH değeri derinin doğal pH’ına yakın (5.5 civarında) bir temizleyici kullanılmalı. Daha da derinlemesine bir temizlik isteniyorsa, her 3-4 günde bir, gözeneklerde biriken yağ ve tozu alan kil maskesi uygulanabilir.

2. Beslenmeye dikkat: Çikolata ve şarküteri ürünleri sivilce yapar görüşü, çok yaygın fakat çürütülmüş bir iddia. Son araştırmalar, beslenmenin akne üzerinde doğrudan etkisi olmadığını gösterse de, üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Meyve ve sebze açısından zengin, sağlıklı beslenme cildin en önemli dostu.

3. İyi dinlenin: En iyi güzellik kürü uyku. Stresten uzak bir ortamda dinlenebilmek çok önemli. Özellikle gecede en az 7-8 saat uyumak şart. Uykunun hormonal aktiviteyi düzenlediği herkesçe biliniyor.

4. Ellerinizi yüzünüzden çekin: Cilde zarar vermeksizin yok edilebilecek siyah noktalardan farklı olarak, kançıbanları asla sıkılmamalı. Aksi halde, iltihaplı enfeksiyon, ardında bir yara ve iz bırakarak yayılabilir.

5. Uzmana görünün: Kış gelip de akneler belirmeden önce mutlaka dermatologunuzla görüşün. Çünkü, yaz aylarında kuruyup hassaslaşan cildiniz, tatil öncesinde uyguladığınız akne tedavisini tekrarlamanızdan zarar görebilir.

6. Bitki çayları da işe yarıyor: Her gün organizmayı temizleme özelliği taşıyan bir bitki çayı içmek cildinize faydalı olacaktır. Özellikle ıhlamur ve rezene içeren çayların çok yararını görürsünüz.

KIZLAR İÇİN BAKIM

Pudra ve allıktan uzak durun: Cildi çabuk sivilcelenenler makyaj yapmaktan vazgeçmeli. Tabii biraz rimel ve bir parça ruja değil sözümüz. Herşeyden önce, hijyenik nedenlerle allık ve pudra kullanmaktan vazgeçmeli: Zaten aşırı salgılanan yağ ile dolmuş gözenekler, makyaj malzemeleri kullanılınca iyice tıkanıyor. Bunun yanında, estetik bir neden de var: Makyaj, kusurları gizlemek yerine çoğu kez daha da belirginleştiriyor.

Az yağlı bir fondöten seçin. Makyajsız yapamayanlar hafif bir fondöten kullanabilir. Ancak, yağlı ciltler için özel olarak geliştirilmiş, siyah nokta oluşumuna neden olmayan (gözeneklerde birikecek madde içermeyen) bir malzeme seçilmeli.

Akne ve aşırı kıllanma: Akne yanında aşırı kıllanmadan da şikayet eden genç kızlar, antiandrojen hormonlar içeren doğum kontrol haplarından faydalanabilir. Ancak bu hapların 16 yaşın altındakilerce alınması sakıncalı olacaktır.

ERKEKLER İÇİN BAKIM

Hijyene daha fazla özen: Ergenlik çağındaki erkekler, katıldıkları sportif faaliyetlerin yoğunluğu yüzünden, yaşıtları olan kızlardan daha fazla terlerler. Bu bakımdan, hijyene özel bir önem vermeleri şarttır. Terlemenin ardından yüzün mutlaka yıkanması ve akneye karşı dezenfektan uygulanması gerekli.

Erkeklere özel kozmetikler: Bazı ilaç firmaları, akne tedavisi ilaçlarında, kızlar ve erkekler için ayrı formüller uyguluyor. Genç kızlara uygun olan ilaçlar daha hafif. Erkeklerin kendileri için hazırlanmış formülleri kullanmaları daha iyi sonuç veriyor.

Sık sık tıraş olun: Sakal uzamaya başladığında, kıllar, akne iltihabının artmasına neden olabiliyor. Bu yüzden sık sık tıraş olmak gerekli.

Tıraş sonrası bakım: Kullandığınız after shave parfüm içermemeli. Akneli cilt, after shavelerin içerdiği alkole karşı oldukça duyarlı. Akne kremlerinde az miktarda bulunan alkol, cildin pul pul dökülmesine ve kurumaya neden olabilir. En iyisi alkolsüz tonikleri tercih etmek.

Akne artık sorun değil

Aknelerin ilginç bir öyküsü var. Genellikle ergenlik çağındaki erkek ve kızların yüzleri sivilcelerle doluyor. Özellikle de delikanlı adayları tam karşı cinse ilgi duymaya başladıkları dönemde yüzlerinde beliren sivilceler yüzünden sıkıntı çekiyorlar. Ergenlik çağı sivilcelerine o dönemde vücuttaki hormon dengelerinin değişmesi neden oluyor. Akneler, yetişkinlerin de de en büyük sorunlarından biri. Yüzde, boyunda, omuzlarda ve sırtta çıkan sivilcelerden kurtulmak elbette mümkün.

Aknelerin oluşmasında yağlı cilt ve bakteriler etkili. Bu nedenle, aknelerden yakınan bir kişinin öncelikle hayvansal yağlardan uzak durması gerek. Bu arada bağışıklık sistemini güçlendiren yiyeceklere ağırlık vermeli. Yağ ve şeker miktarı fazla olan hazır yiyecekler, akneleri çok iyi besler. Derinin doğal koruyucu yağı olarak bilinen sebumun üretimini azaltır. Çikolata, dondurma, sosis ve dondurulmuş hazır et yemekleri aknelerden yakınan kişiler için zararlı. Buna karşılık bol bol yeşil sebze ve narenciye türü meyveler yenmeli. E vitamini alabilmek için de sıvı yağlar kullanılmalı.

Hormon dengesi

Aknelerin hormon dengesizliğinin bir sonucu olduğunu belirtmiştik. Vücuttaki hormon dengesini düzene sokmak için her gün lahana yenmeli. Bu sebze ayrıca bakterileri öldüren sülfür içerdiği için de aknelere karşı güçlü bir savunma silahı sayılıyor. Mango, kiwi ve ananas gibi tropikal bölge meyveleri de çok yararlı. Tuz katılmamış sebze suları, çiğ meyve ve sebzeler ve salatalarla beslenilmeli. Akne ciddi bir sorun olursa mutlaka bir deri uzmanına baş vurulmalı. Ancak gerekli önlemler alınırsa, aknelerden doktor tedavisine gerek kalmadan kurtulmak mümkün.

Tedavi mümkün

Cilt uzmanları, aknelerin her zaman tedavi edilebileceği kanısındalar. Aknelere karşı kullanılan antibiyotikler yararlı oluyor. Ancak rasgele bir antibiyotik kullanmak yanlış. Cilt uzmanının önereceği antibiyotikler etkili olur. Ayrıca cilt uzmanları, hormon ve A vitamini alınmasını önerebilirler. Yiyeceklerin aknelerin kesin nedeni oldukları iddia edilemez. Ama çikolata yedikten sonra yüzde sivilceler çıkarsa, yiyeceklerin de akne nedenleri arasında sayılması gerektiği söylenebilir.

Sizi aynalara küstüren o minik sivilcelere savaş açın. Pahalı kozmetik ürünleriyle değil basit önlemlerle bu sorundan kurtulun. Doğru önlemleri alırsanız, o sivilcelerden eser kalmayacak.

Savaşa başlayın

Aknelere karşı savaş açıldığı zaman şunlara dikkat edilmeli:

Her gün 500 mcg A vitamini alınmalı. Kızlarda Adet öncesinde ortaya çıkan aknelere karşı da adet kanamaları başlamadan 10 gün önce, her gün düzenli olarak 50 mg B6 vitamini alınması doğru olur. Bu arada cildi çay ağacı yağıyla temizlemeli ayrıca bir kase yoğurda bir çay kaşığı deniz tuzu ilave ederek bu karışım cilde sürülmeli. Banyodan ya da duştan sonra vücut sırt fırçası ya da keseyle temizlenmeli. Güneşin zararlarından söz ediliyor ama aknelere karşı güneş banyosunun son derece yararlı olduğunu belirtelim. Güneşteki mor ötesi ışınların akneleri yok ettiği biliniyor.

Yazar Hakkında

Akne ve Sivilceler

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 1:13 pm

Categories: Akne, Sağlık   Tags: , ,

Orvedo niçin yola çıktı?Kimiz Biz

Kimiz Biz?

Doğal,organik,biyolojik,ekolojik,naturel,yöresel diye tabir edilen,bir kavram kargaşası içerisinde Doğalın organik olmadığını bilerek,organiğin ekolojikle eş anlamlı olduğunu bilerek,organik beslenmenin pazardan taze sebze,meyve satın almak olmadığını biraz daha erken farkedenlerden olduğumuzu düşünüyoruz.Kaliteli ürünle, hormonlu ürünü ayırabilecek kadar bilinçli,tohumun fidana,fidanın ağaca,ağacın meyveye olan yolculuğundaki serüveni yakından takip etme şansına sahip olanlardan olduğumuzu düşünüyoruz.Bölgemiz ve ülkemiz geleceğinin, bilinçli tarım ve tarım sanayiinden geçtiğine inanıyoruz.Topraklarımız yorgun,bir o kadarda ilgiye muhtaç,soluklanmaya aç..Ve biliyoruz ki;Kıt’a mızın hatta dünyanın en verimli topraklarının üzerinde yaşıyoruz.Herşeye rağmen ülkemizin çok büyük ve güçlü bir ülke olduğunu biliyoruz.Ülkemiz coğrafyasının ne kadar güzel özelliklere sahip olduğunu ve floramızla dünyada öne çıkan birkaç ülkeden biri olduğumuzuda biliyoruz.
Peki bizim neye ,nasıl bir geleceğe,bilince,duyarlılığa ihtiyacımız var?
Çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için hala çok geç değil.Bugün birşeyler yapmaya başlasak bile kelebek etkisiyle olumlu büyük değişimlere sebeb olabileceğini biliyoruz.
Bu bir TAVIR sorunudur .Bu geleceğe olan borcumuzdur.Bu çocuklarımıza karşı sorumluluğuzdur.Bu atalarımıza saygıdır diyoruz.Aynı zamanda şimdiki zamanda kendimiz içinde bir ödüldür diyoruz.Bu yazıyı okuyupta kafanız biraz karıştıysa ve hala okumaya devam edecekseniz msn:orvedo@hotmail.com adresini msn listenize ekleyiniz.
İşte yukarıdaki sebeb ve endişelerle yola çıktık.İnsanlara organik,ekolojik ne demektir ,yılmadan anlatmaya başladık.Yani bu işe gönül verdik.Toprağın dost olduğunu bilerek ,ne verirsek onunda bize dostça cevap vereceğini bilerek,topraktan doğan ve topraktan doyan bir neslin evladı olarak yola çıktık.
Tokalaştığınızda ellerinizi acıtan nasırlı elleriyle,50 sinde ,70 lik dede görünümüyle,her yıl inşallah yeni seneye demeye alışmış,traktörünü,atını ailesinin bir ferdi yapmış ve toprağına küsmemiş ülkemiz çifçisine çok borcumuz var.Ancak tarımda ve tarım sanayinde kalkınmanın katma değeri yüksek ürünler üretmek,planlı,farklı,alternatif tarımı önemseyerek ,dünya piyasalarında asırlardır söz sahibi olduğumuz ürünlerde liderliğimizide kaptırmayarak bu yolda ilerlemeliyiz diye düşünüyoruz.
1 kamyon buğdayla bir araba farının eşdeğer olamayacagını,insanların en temel gereksinimi olan gıda ürünlerini ve türevlerini üretirken aslında nasılda kaybettiğimizi ,pazarlama bilgisinden yoksun,bir o kadarda malını 3 kuruşa kaptıracak kadar saf olmamamız gerektiğini düşünüyoruz …..
EVET Organik(Ekolojik)tarım ve buna bağlı Organik ürünlerin gelecekte çiftcimize nefes aldırabileceğini düşünüyoruz.Bu bağlamda yaymamız gereken bilincin katma DEĞERLİ ÜRÜN,sağlıklı ürün,temiz çevre,gelecek nesillere olan borcumuzdur diyoruz.
Organik ürün kullanımını için Bilinç ve Paranın aynı anda olması gerektiğini ,birinden biri eksik olduğunda halkanın kopacağını biliyoruz.Organik ürünleri makul fiyatlarlada tüketebilmemiz için ,bu duyarlılığın artarak devam etmesini ancak üretim artışı ve Organik ürünün PAHALI ürün demek olmadığını göstermek için üzerimize düşen görevi yerine getirmek için yola çıktık.
Bu bağlamda misyonumuzu nasıl belirledik.?
Orvedo.com(organik ve doğal) olarak organik ve doğal ürün kullanmayı tercih edenlere,layık oldukları ürünleri uygun fiyatla ve hakettikleri hizmetle sunmak için yola çıktık.Gönül verdik.Orvedo.com Ürün ve hizmetlerini sunarken tüketici beklentilerine,ihtiyaçlarına cevap vermek için sürekli bir gelişim içinde olmaya özen gösterecektir.Çevre dostu ürünlerin kullanılmasına yönelik,bilgilendirme,bilinçlendirme için elinden gelen çalışmayı yapacaktır.
Orvedo.com geleceğe umutla bakarken ,hep beraber sağlıklı,huzurlu günler göreceğimizi dilemektedir.Esen kalın
Saygılarımızla,
www.orvedo.com adına Hüseyin ATICI

Yazar Hakkında

Hüseyin ATICI..Organiğe gönül veren gönül insanı

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 1:11 pm

Categories: Beslenme, Sağlık   Tags: , , ,

Polen Nedir? Yararları Nelerdir?

Polen çiçekli bitkilerin anterlerinde oluşan ve döllenmede rol olan erkek üreme birimidir. Polen 6 – 200 mm çapında değişik renklerde, şekillerde ve yapıdadır. Polen protein,vitamin,mineral madde ve enzimler bakımından çok zengin bir besin maddesidir. Arılar kovanın protein ihtiyacını karşılamak,yavruları beslemek için polen toplarlar ve bunları kovana taşıyarak petek gözlerinde depolarlar.

polenin bileşimi
Polenin bileşiminde yaklaşık olarak %10 su, %20 ham protein, %28-35 karbonhidratlar, %3-4 kül ve flavonoidler, karotenoidler, vitaminler(C,E,B kompleksi), mineraller, tüm serbest aminoasitler, nukleik asit ve nukleositler, enzimler(100den fazla) ve büyütme faktörleri bulunur.

polen üretimi ve muhafazası
Polen ,polen tuzakları kullanılarak toplanmaktadır. Arının taşıdığı polen çeşitli tuzaklardan geçerken tuzak haznesinde birikir. Biriken polenler 1-2 gün aralıklarla boşaltılıp 42 C yi geçmeyen sıcaklıkta kurutma dolaplarında kurutulup su oranı %7-8 e düşürülür. Daha sonra eleklerden geçirilip temizlenen polen hava almayacak şekilde ambalajlanıp soğuk ortamda saklanır. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki polen toplamanın koloni performansı üzerinde önemli bir olumsuz etkisi yoktur.Kurutulmamış polen, oda sıcaklığında bir kaç gün içinde tüm besleyici değerlerini kaybetmektedir.
Derin dondurucuda taze polen 1 yıla kadar saklanabilir (Dietz, 1975).
Kurutulmuş polen oda sıcaklığında bir kaç ay, buz dolabında 1 yıl, buzlukta birkaç yıl saklanabilir. (Dietz ve Stephenson 1975 and 1980).
Polen güneş ışığı almayacak kavanozlarda, kuru ve karanlık odalarda saklanmalıdır.

bilimsel kanıtlar
Klinik çalışmalarda Polenin prostat problemlerinde (büyüme ve kansere kadar olan rahatsızlıklarda) ve alerji tedavisinde başarılı olarak kullanıldığı (Denis, 1966 and Ask-Upmark, 1967) bildirilmektedir.
Polenle yapılan hayvan besleme denemelerinde iştah artırıcı ve kilo aldırıcı etkisi gözlenmiştir.
Polenin bakteriostatic etkisi (Chauvin et al, 1952) ve antibacterial etkisi (Lavie, 1968)olduğu bildirilmiştir.
Polenin hayvanları ve insanları radyasyon ve X ışınlarının olumsuz etkilerinden koruduğu (Wang et al., 1984; Hernuss et al., 1975, as cited in Schmidt and Buchmann, 1992) belirtilmiştir.


polenin kullanıldığı alanlar

İlaç sanayiinde:Prostat problemlerinde, Alerjik vakalarda Astım tedavisinde.
Yiyecek sanayiinde: Gıda desteği (Food supplement)
Hasta, çocuk, yaşlı ve düşkünlerin beslenmesinde.
Arı kolonilerinin beslenmesinde.
Bombus arılarının beslenmesinde.
Yarış atlarının beslenmesinde.
Kozmetik sanayiinde.
Polinasyon çalışmalarında.
Çevre kirliliği çalışmalarında.

taze polen
Polen çiçeklerin erkek üreme hücreleridir ve proteinler, vitaminler, esansiyel amino asitler, yağ asitleri, mineral maddeler ve iz elementler bakımından çok zengin bir gıda maddesidir. Polenler taze, dondurulmuş, kurutulmuş ve tablet haline getirilmiş haplar halinde pazarlanmaktadır. Krell, “İnsanlar tarafından günlük olarak protein, vitamin ve mineral madde gereksinimi karşılamak için sadece POLEN yemek yeterlidir” diyor. Ayrıca beslenme amacıyla alınan polenin Synergist etki yaparak yani birçok yararlı maddenin karşılıklı etkileşmesi ile metabolizmanın sindirimini iyileştirmektedir. Polende bulunan besinler, dengesiz alınan besinleri dengeleyerek açıkları kapattıkları ve besinlerin alınımını kolaylaştırdıkları bildirilmektedir. Beslenme bozukluğu bütün dünyada en çok protein ve kalori yetersizliği ile göze çarpar. Bir ortalamaya göre dünyada 0-6 yaş arasındaki bütün çocukların % 70′i protein yetersizliğinden hasta sayılmaktadır. Türkiye’de 2 milyondan fazla çocuk protein yetersizliğinden sıhhatsizdir. Polende ortalama %25 protein vardır. Çocuklar bir kahve kaşığı polenle protein ve birçok vitamin ihtiyacını karşılayabilir.

polen konusunda bilim adamlarının tespitleri
***Chauvin ve Lenamand araştırmalarıyla polenin antibiyotikler içerdiğini ve bakterilerde üremeyi durdurucu etki gösterdiğini tespit etmiştir. Grecen ve Enci’nin yaptığı çalışmalarda Staphylococcus, Salmonella, e. coli ve Bacillis Anthracis’ e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir.
***Caillas’ tan edinilen bilgilere göre polen kürü uygulaması ile en inatçı bağırsak iltihabı bile iyileştirilir. Polenler bağırsak bakteri ve fermentleri üzerinde olumlu etki yapar.
***Polende bulunan Rutin kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasını güçlendirir.
***Polende bulunan ve gelişmeye, büyümeye etki eden hormonlarla ilgili çalışmalar sonucunda polen yedirilen hayvanlar aynı değerde protein ve vitamin alanlardan daha hızlı gelişmişlerdir.
***Costantini ve Albore, evcil hayvanların ve laboratuvar böceklerinin yemlerine eklenen polenin, büyüme hızını artırdığı, sindirimi kolaylaştırdığı ve daha sağlıklı bir görünüm kazandırdığını belirtmektedir. Dengeli .hazırlanan yeme %2.5 oranında polen eklenmesinin tavuklarda yemden yararlanma düzeyini artırdığı tespit edilmiştir. .
***Sporcular, özellikle yüksek performans isteyen branştakiler bol miktarda polen tüketmelidir.
***Lord Hauser’ e göre polen bira mayasından 38 misli daha fazla B vitaminleri içermektedir.
***Sehmidt ve Buchman polendeki protein ve mineral madde ile Thiamin ve Riboflavin miktarının dana etindekinden l0 at daha fazla olduğunu belirtmektedir.
***Polende bulunan Ribofavin’in görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olayda şaşırtıcı sonuçların alındığı ve görme yeteneğinin arttığı saptanmıştır.

taze polenin faydaları
1.Polen kansız insanlar için faydalıdır. A1yuvar sayısını %25-30, hemoglobini % 15 oranında yükseltir.
2. Polen içerdiği antibiyotiklerle en inatçı bağırsak iltihaplarını iyileştirir.
3. Polen vücudumuzu zinde tutar.
4. Sporda yüksek performans sağlar.
5. Aşırı yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği giderir.
6. Kabızlık ve bağırsaktaki tıkanmaları ortadan kaldırır.
7. İnsanlardaki aşırı sinirliliği ortadan kaldırır. İnsanı rahatlatır.
8 İnatçı ishalleri tedavi eder.
9. Polen kabızlığı önleyerek hemoroidi iyileştirir, .
10. Görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olaylarda görme yeteneğini artırdığı saptanmıştır.
11.Polenin saç sayısını artırdığı ve saçın dökülmesini önlediği tespit edilmiştir.
12. Polen prostat hastalarında iyileştirici etki yapar.
13. Polen gelişmeyi ve büyümeyi hızlandırır.
14. Polen kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.
15. Polen hücre yenileyicidir. Kanser tedavisinde destekleyicidir.
16. Yüksek tansiyon ve soğuk algınlığında etkilidir.
17. Son yıllarda hayvancılıkta yarış atlarının, balıkların, iyi ötmeyen kafes kuşlarının, civciv ve tavukların aktivitesinin, verimliliğinin, hızlı gelişmesinin ve sindirim kolaylığının sağlanmasında kullanılmaktadır.
18. Polen. düşünme yeteneğini artırır.
19. Kısa sürede kişileri enerji ve canlılığa kavuşturur.
20. Deri göz kapağı iltihaplarını önler.
21. Sinerjik etki ile vücut dayanıklılığını artırır ve enerji verir.
22. Hastalıktan kalkanları kısa sürede eski enerji ve canlılığa kavuşturur.
23. Acıktıkça polen yenilerek desteklenen diyetlerle çok rahat kilo verilebilir.
24. Yemekten yarım saat önce alınan polen, alınan gıdalardan tam faydalanmayı sağlar ve kilo aldırır.


Yazar Hakkında

Yararlı Bitkiler ve Besinler

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 1:10 pm

Categories: Beslenme, Sağlık   Tags: , ,

DİŞ EKİMİ (İMPLANT)

Dizgi hatası değil.”ç” harfini unutmadık diş çekimi değil diş ekimi. Evet, bugün önceden söz verdiğim gibi implant (diş ekimi) , konusunda biraz bilgi vermeye çalışacağım.

Diş tedavi yöntemleri o kadar gelişti ki artık diş ekebilmek mümkün. Varsayalım bir dişiniz eksik yandaki dişlere dokunulmadan (yani tıraşlanmadan) o bölgeye diş yerleştirmek mümkün. Ama asıl beni heyecanlandıran bölüm bu değil. bir zamanlar tüm dişsiz bir ağza ve erimiş kemik yapısına sahip hastalarımıza en uygun tekniklere göre takma diş yapmamıza rağmen tam bir sonuç alamazdık. hep acımalar olurdu ağızlarında ve takma dişlerin sürekli düşmesi,hareket etmesi söz konusu olurdu.hem psikolojik hem de fonksiyonel olarak hastaları mutlu edemezdik. biz de mutlu olmazdık haliyle. Şimdi bu yöntemle bu hastalarımıza kendinin takıp çıkarabileceği ama yemek yerken, konuşurken, düşmeyen hareket etmeyen protezler yapmak mümkün. Daha geniş bilgi ve size özel tedavi yöntemleriniz için diş doktorunuza danışın. Nerdeyse her yazımda belirttiğim gibi her hastanın kendine özel bir tedaviye ihtiyacı vardır. Hiç biri birbirinin aynı olmaz. En basit anlatımıyla eğer aynı olsaydı dişler fabrikasyon üretilirdi siz de giysi alır gibi mağazalara gidip alırdınız bize de ihtiyaç olmazdı.
Evet, gelelim kimlere diş ekimi (implant) yapılabilir

Hemen hemen herkese implant yapılabilir yarınki yazımda ayrıntılara değineceğim.

Sağlıklı ve içten gülüşler dilerim. Bana sormak istedikleriniz için balgokhan@hotmail.com a mail gönderin

Yazar Hakkında

Diş Hekimi Gökhan BAL.Sandıklı afyonda bir Ağız ve Diş sağlığı kliniği bulunmaktadır Dentaturkaimplant

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 1:08 pm

Categories: Diş Sağlığı, Sağlık   Tags: , ,

REİKİ ENERJİSİ

Reiki tamamen evrenden gelen dolu dolu saf sevgi enerjisidir.Şifa çalışmalarında oldukça etkili bir yöntemdir ve reiki tıp’ı redetmez.Depresyonda,kanserli hastalarda,açık yaralarda,kırıklarda ve daha pek çok rahatsızlıkta oldukça etkili sonuçlar alınmıştır.Reiki genellikle hastaya hiç dokunmadan enerji aktararak enerji bedeninde ki (aura) bozulmaları düzeltir.Boşlukları doldurur.Böylece hastalığı daha kolay atlaymaya iyileşim sürecini hızlandırmaya yönelik bir çalışmadır.

Yazar Hakkında

Reiki ile tanışmam Antalya’da oldu.masterımla birlikte reiki seanlarına katıldım ve pek çok hastada deneyimlerim oldu.Halen araştırmaya ve reiki ile ilgili araştırmalar yapmaya devam ediyorum.

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 1:07 pm

Categories: Alternatif Sağlık, Sağlık   Tags:

Doğal sağlık

Kainatta bir milli piyango çekilmiş,en büyük ikramiye dünyaya isabet etmiş.Bu piyango sonucunda kendi kendini eşleyebilen türetebilen,besleyebilen ve çevresındeki her türlü maddeyi kendine has hale sokabilen ALLAH insanı dünyaya indirmiştir.
SAĞLIK VE GÜZELLİK..YAŞAMAK İÇİN BAZİ ŞEYLERDEN ÖDÜN VERMEK GEREKMEZ.ELİMİZDE OLAN NESNELERİN DEĞERİNİ ANCAK KAYBOLDUKLARI ZAMAN ANLIYORUZ
Eskiden insanlar hastalandığında doğada yaşayan diyer canlılardan faydalanma yoluna giderlerdi.Günümüz insanları ise hastalandıklarında yapay ve sentetik maddelerle dermanlarına çare bulma yoluna gidiyorlar.Halbuki bizleri yaratan ALLAH bize vermiş olduğu derdın dermanınıda aynı doğada sunmuştur.Pek çok kişi, kendilerini kurtarabilecek şifalı bitkiler bulunduğu halde, çesitli hastalıklardan acı çekmeye
devam ediyor.
Eğer şifalı bitkilerimize karsı daha anlayışlı olabilseydik, ne kadar sağlıklı ve yaşama sevinciyle dolu olabilirdik. Bitkilerle ilgilenmeye başlayın, yavaş yavaş çoğu şikayetinizin sona erdiğini göreceksiniz
Çağın insanı sanki yapay bir yaşam sürdürüyor. Kendi içsel gücüyle ayakta kalabilmeyi unuttu sanki. Başarılı olabilmenin bir bedeli olarak, fiziksel ve ruhsal açıdan omuzlanmak istenen yükler, bedenlerimiz için kaldırılamaz bir hale geldi. Bunun sonucu olarak, öncelikle bağışıklık sistemimiz çöküyor ve bedenimiz her türlü kronik ve alerjik hastalığa açık hale geliyor
Dönüp doğaya bakmak ve onun olağanüstü dengesinden yararlanmak pek az kişinin aklına geliyor. İşte siz de onlardan biri olabilirsiniz Maalesef bizler belli emellerı olan insanların kurbanı olmaktayız.Bu kobay olmaktan kurtulmak yine bizlerin elleride.Şu an türkiyede dünyaca ünlü ilaç firmaları ilaçlarını hem pazarlarken hemde insanlar üzeride bir takım deneyler yaparak bizleri sömürerek para kazanıyorlar Halbuki şu anda doğada okadar çok bitki türleri varki onlarla beraber iyileşmek mümkündür.

Yazar Hakkında

Biyoloğ Bahattin karlankuş Karadeniz teknik üniversitesi Biyoloji bölümü mezunu. Şu an insan sağlığı ile bitkiler dünyasını birleştirmeye çalişiyor.

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 1:06 pm

Categories: Alternatif Sağlık, Sağlık   Tags: ,

Cehennem Hücreleri-Kanser

Kanser ”bir DNA bozukluğu hastalığıdır” veya genlerimizde olan GİZLİ bir değişimdir. Siz hiç farketmeden vücudunuza yabancı misafirle gelir. Aslında vücut evinize kimlerin girip çıkacağına siz karar verirsiniz. Her yoldan geçeni veya tanımadığınız kimseleri evinize davet etmezsiniz. Bu sizin kararınızdır. hele size zarar verecek kötü kişiler, hırsızlar, caniler onları asla evinize almazsınız. Fakat; siz farkında olmadan bunlar kapıdan, pencereden, veya evinizin damından olmadı evdeki çatlak veya yarıklardan içeriye girerler. Sizler bunu asla farketmezsiniz. İş bu kadarla da kalmaz istediklerini alıp gitseler sorun yok demektir, tekrar yerine koyabilirsiniz. Fakat evinize yerleşip sizi kontrolleri altında alırlar. Bu kadarlada kalmaz başka kötü niyetli kişileride evinize davet ederler. Hakimiyet tamamen onlardadır. İşte bu sonun başlangıcı demektir. Siz işin farkına çok geç varırsınız.

Kimdir? ve nasıldır? bunlar. Çoğumuzun bu hususta bilgisi yoktur, işte asıl sorunda burda yatar. Bilmediğiniz düşmanla nasıl savaşabilir, kendinizi koruyabilirsiniz. Savaşmak için onu iyi tanımalı, silahlarını, karakterlerini iyi bilmeniz gerekir. Kanser hücreleri sizin iyi komşularınız değildir. Onlar yararlı hücrelerle iyi geçinmezler hepside birer psikopattır. Komşunun çimenlerine basar, camını taşlar, gürültü yapar, saygısız, uyumsuz sorumsuz hücrelerdir. Buda yetmez yayılmacı politika izlerler. İşte bu çok kötü. Bulundukları bölgeyi ele geçirmeleri yetmez, başka bölgelerede hareket ederek göç başlatırlar ( metastas ). Lenf bezlerini ele geçirip kan damarlarına girerler. Sistem tamamen kontrol altına alındı.
Kanser hücreleri 5 ile 30 yıl bir kuluçka dönemi geçirirler. Eğer ilk 5 yılda bunları farkederseniz, ERKEN TEŞHİS tanısı konur. Kurtulma şansınız çok yüksektir. Yapacağınız rutin kontrollerle bunu sağlayabilirsiniz. Eğer 20-30 yıl kuluçka döneminden sonra farkederseniz, bu piskopat hücrelerle mücadele etmek kolay değildir. İlk yapacağımız iş Kemoterapi ve Radyoterapi le bunları yok etmektir. İnanılmayacak kadar güçlü olan bu hücrelerle mücadele yeterli olmayabilir. Üstelik bunu yaparken diğer yararlı ve masum hücrelere de zarar veririz. Öğleyse teslim mi olalım? Kötü sonucu mu bekleyelim? savaşmayalım mı? ümidimizi mi kaybedelim? ASLA… ASLA… ASLA…

İnsan Allah’ın yarattığı en yüce ve EN GÜÇLÜ VARLIKTIR. Onda asla acizliğe yer yoktur. Demiri havada uçuran (uçak) insan değil midir? Aya ve uzaya giden, ayda yürüyebilen insan değil midir? Bir tuşla oturduğu yerden dünyadaki kütüphaneleri gezebilen, Amerika’daki olanları izleyebilen bilgisayarı yapan insan değil midir? Küçük bir el aleti ile dünyanın öbür ucundaki insanla konuşan sistemi yapan insan değil midir? Öğleyse; farkında olamadığınız içinizdeki GÜCÜ KULLANIN. Üstesinden gelemeyeceğiniz hiçbirşey yoktur. Dikkat edin, ”ÜMİTSİZLİK” kanserden on kat daha fazla tehlikelidir. Asla ümidinizi kaybetmeyiniz. Allah yardımcınız olsun.

Sağlıkllı her insanın vücudunda bir günde 50 ile 300 arasında kanser hücresi oluşur. Bağışıklık sistemi bunları yakalar, yok eder. Siz bunun farkına bile varmazsınız. Ama işler herzaman bu kadar iyi gitmez.

Saygılarımla Zeynel UYSAL

Yazar Hakkında

1947 yılında Denizlinin tavas ilçesinde doğdu. ilk ve lise öğretimini denizlide yaptı. Daha sonra İstanbul Üniversitesi tarih bölümünü 3 yılda başarılı birşekilde tamaladı. Uzun yıllar Denizli lissesinde ve 3 yıl kadar Pamukkale Üniversitesinde öğretmenlik yaptı. Emekliliğinin ardından Fabrikalar için nemlendiri makinası icat etti ve patentini aldı. Üç çocuk sahibi olan Zeynel Uysal daha iyi bir gelecek için tekstil başta olmak üzere daha birçok ile uğraştı. Kardeşinin kanse olmsıyla birlikte alternatif tıpla ilgilenmeye başlayan Zeynel Uysal, eskiden gelen alışkanlıklarını devam ettirerek tıp kitapları okumaya başladı. Kısa sürede büyük bir yol katederek doktorlarımızın da yardımıyla kardeşini bu hastalıktan kurtardı. Şimdiyse tüm dünyaya birikimleri kadarıyla sağlık konusunda biirşeyler vermeye çalışmakta.

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 1:05 pm

Categories: Alternatif Sağlık, Sağlık   Tags:

Sonraki Sayfa »