İş Dünyası

İkna Etmenin 10 Sırrı

Satış gücünüzü artırmak mı istiyorsunuz? O halde, ikna kabiliyetinizi geliştirmeniz gerekir.Peki, ikna kabiliyetinizi nasıl artırabilirsiniz? Müşterilerinizi satın almaya ikna etmede nasıl daha etkili olabilirsiniz?Aşağıda, Amerika’da yüksek ikna gücüne sahip satış uzmanlarının 10 sırrını bulacaksınız. Bunlar, ikna gücünüzü artıracak 10 yöntemdir.

1- Olumlu olun.
Başarılı satış elemanları, olumlu kişilerdir. Kendileri, temsil ettikleri firmalar, sattıkları ürün ya da hizmetler, ikna etmeye çalıştıkları müşteri adayları ve yaşadıkları ülke hakkında olumlu düşünce ve yaklaşımlara sahiptirler. Her şeye olumlu bakarlar.
Coşku, bulaşıcıdır. Yaşam ve yaptığınız iş hakkında heyecan duyduğunuzda, ikna gücünüz artar; çünkü, diğer insanları da heyecanlandırırsınız.

2- Adayınızı seçin.
Başarılı satış elemanları, ikna güçlerini, satın almak için yeterli kaynağı bulunan ve sattıkları şeyi almak için sağlam nedenleri olan kişilere yönlendirirler.
Profesyonel satış elemanları, uzun vadede kârlılık sağlayabilecek müşteri adayları bulurlar. Çapraz satış olanaklarını analiz ederler. Mevcut bir müşteriye çapraz satış yapmak için 3 telefon görüşmesi gerekirken, yeni bir müşteriye satış yapmak için 7 görüşme gerektiğini bilirler.
Kısacası, ikna gücü yüksek bir kişi, tüm gayretini, satın almak için kaynakları, motivasyonu ve yetkisi olan; ayrıca, yeniden kârlı satış yapma potansiyeli sunan kişiye yoğunlaştırır.

3- Hazırlık yapın.
Ortalama bir satış elemanı, randevu alabilmek için deliler gibi uğraşır. Karar verecek kişi görüşmeyi kabul ettikten sonra da zayıf bir sunumla satış fırsatını kaybeder.
Meşgul insanlara, 40 dakika boyunca özellikler ve faydalar hakkında konuşup durarak satış yapamazsınız. Genellikle, böylesine kopuk sunumların ardından, ne satış elemanı, ne de müşteri adayı, biraz önce ne anlatıldığını özetleyebilir.
Profesyonel satış elemanları, her zaman ev ödevlerini yaparlar. Ne kadar iyi hazırlanırlarsa, sunum yaparken o kadar ikna edici olacaklarını bilirler.
Müşteri adayı hakkında bilmeleri gereken her şeyi araştırıp öğrenirler. Ne göstereceklerini ve söyleyeceklerini planlarlar. Ve hiç durmadan pratik yaparlar.

4- Zamanınızı iyi kullanın.
Amatör satış elemanları, bir rakip tarafından bozguna uğratıldıklarında sinirli bir biçimde şikayet ederler. Şu müşteri nasıl olur da o fahiş fiyatlı, kalitesiz malı alır? Aptal olmalıdır!
Müşteri, aptal değildir. Yalnızca, şikayet eden taraf, daha rekabetçi bir satış elemanı tarafından geçilmiştir.
Unutmayın: İnsanlar, satın almazlar; onlara satış yapılır. Aslında, hiçbir şey satın alınmaz. Her şeyin satılması gerekir. Güçlü bir sunum yapmazsanız, müşteri adayınızı satın almaya ikna edemezsiniz.
İkna gücü yüksek kişiler, tüm tiyatroya oynayan sahne sanatçıları gibidirler. Sunumlarını yaparken oyuncudurlar. Seyretmesi ve dinlemesi çok eğlenceli ve bilgilendirici insanlardır.
İşte başarılı olmak için, “eylem sürenizin” her saniyesini çok iyi kullanmalısınız.

5- Anlayın.
İkna gücü yüksek kişiler, müşteri adayına odaklanır ve her birinin yaşamdaki motivasyon kaynağını araştırırlar. Söz konusu motivasyon kaynağını bir kez bulduklarında, bu doğrultuda hareket ederler.
İkna gücünüzü artırmak için, müşteri adaylarınızın gözlerini okumayı ve satın alma ya da almama konusundaki motivasyonlarını keşfetmeyi öğrenin.

6- İyice araştırın.
Ortalama satış elemanları, fazla konuşurlar. Aklınıza gelebilecek her konuda 30 dakikalık bir konuşma yapabilirler.
Bu yüzden sessizlik, satış elemanlarının çoğu için bir tehdit oluşturur. Müşteri adayı, nefes almak üzere bir an durduğunda, amatör satışçı, yalnızca sessizliği bozmuş olmak için, bir satış palavrasıyla ortaya atlayacaktır.
Oysa, yetenekli bir doktorun, hastanın sorunlarını teşhis etmek için soru sorması gibi, ikna gücü yüksek kişiler de müşteri adayının ihtiyaç ve ilgi alanlarını anlamak için sorulardan yararlanırlar.
Konuya nüfuz eden sorular sormada ustalaşırlar ve müşteri adaylarını satış sürecinin içine çekecek sorular sorarlar.

7- Kişiselleştirin.
Satışta en güçlü sözcük “siz”dir.“Siz” üzerindeki vurgu, yönlendirici satış ile yönlendirici olmayan satış arasındaki farkı ortaya koyar.
Yönlendirici satış, bencildir. Satış elemanının ne istediğine ve neye ihtiyaç duyduğuna odaklanır.
Yönlendirici olmayan satış, müşteri merkezlidir. Müşteri adayının ihtiyaç ve isteklerine odaklanır.
Sunduğunuz iş önerisini inceleyen bir kişi, yalnızca tek bir şeyi bilmek ister: Bunun bana ne yararı var?İkna gücünüzü artırmak istiyorsanız, sunumunuzun her bölümünü, müşteri adayınızın kişisel ihtiyaç ve isteklerini karşılayacak biçimde kişiselleştirin.

8- Memnun edin.
İkna gücü yüksek kişiler, satışı, müşterilerini memnun ederek kapatmaya çalışırlar. Müşteri adayları, sattığınız şeye sahip olma konusunda heyecan duymaya başladıklarında, müşteriniz olurlar.
Profesyonel satış elemanları, müşteri adaylarını satın almaya zorlayamayacaklarını bilirler. Önlerindeki en büyük engel, adayların satın almayı istemelerini sağlamaktır. Bu yüzden, satın alma arzusu yaratmak için pek çok yöntemden yararlanarak adayları memnun etmeye çalışırlar.

9- Kanıtlayın.
Satış becerisine sahip kişiler, arkasında duramayacakları sözler söylemezler.Ve söyledikleri her şeyin, müşteri tarafından görünürdeki değeriyle kabul edilmesini beklemezler. Öne sürdükleri her iddiayı kanıtlamaya; bu iddiaları somut veriler, test sonuçları ve performans kayıtları ile desteklemeye her zaman hazırdırlar.
Kanıtlama yoluyla ikna etmenin en güzel yollarından biri, ürün ya da hizmetlerinizden memnun olan kişilerin kanıt niteliğindeki sözlerini kullanmaktır. Üçüncü tarafların onaylayıcı ifadeleri, iddialarınız ve ürünleriniz hakkında güven oluşturmanız açısından son derece etkilidir.Gerçekler ve destekleyici beyanlar, ikna edicidir. Bunları kullanmayı öğrenin ve ikna gücü yüksek bir kişi olun.

10- Israrcı olun.
İyi müşteri adaylarını satış yapıncaya kadar arayın. Satışların % 80’i, beşinci arayışta ya da daha sonra gerçekleşir. Öte yandan, çalışmalar şunları göstermiştir:
• Amerika’daki satış elemanlarının % 50’si, müşteri adayını bir kez arayıp bırakmaktadır.
• % 18’i, müşteri adayını iki kez arayıp pes etmektedir.
• % 7’si, üç kez arayıp vazgeçmektedir.
• % 5’i, pes etmeden önce müşteri adayını dört kez aramaktadır.
• Yalnızca % 20’si, vazgeçmeden önce müşteri adayını beş ya da daha fazla kez aramaktadır.
Amerika’daki satışların % 80’ini yapanlar, işte bu % 20’lik kesimdir.
Satış yapmak için, dinamik bir kişiliğe sahip olmanız gerekmez. Satmak için, kişilere baskı uygulamak ya da onlardan daha fazla konuşarak üstünlük sağlamak zorunda değilsiniz.
Yapabileceğiniz en etkili şey, ikna gücünüzü artırmak amacıyla sunulan bu 10 yönteme kendi satış becerinizi katmaktır.

Yazar Hakkında

Yazar: Nido Quebin

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - Nisan 1, 2010 at 12:47 pm

Categories: Kişisel Gelişim, Satış   Tags: , ,

Motorlu Kuryecilik Sektörü

Gerek çalışan kurye personeli açısından, gerekse işletmecisi açısından güçlüklerle dolu olan Kurye (motorlu kurye veya moto kurye) ve Dağıtım sektörünün Türkiye’de ilk başlangıcı 1989 yılıdır. İngiltere’den esinlenerek Türkiye’de faaliyete geçildiği bilinmektedir.

Kuryecilik sektörü aslında çok büyük bir boşluğu doldurarak o zamana kadar sunulmamış ve gerçekleştirilmemiş olan taşıma biçimini dağıtım sektörüne ya da daha geniş anlamda Lojistik sektörüne kazandırmıştır. Sektör Türkiye’de faaliyete başlayana kadar, sektörün müşterileri ya da ihtiyaç duyan firmalar ihtiyaçlarını büyük oranda kargoculuk sektöründeki firmalardan hizmet alarak yürütüyorlardı. Ancak günümüzde çok kıymetli olan “zaman” açısından düşünüldüğünde çözüm isteyen firmalar için çok da avantajlı olmadığını bugün rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu nedenledir ki kargoculuk sektörü dahi günümüzde bu durumun farkına varmış ve müşterilerine daha fazla zaman kazandırmanın yollarını aramaya başlamışlardır.

Kuryecilik sektörünün en büyük avantajı müşterisine sağladığı “zaman” avantajıdır. Kuryecilik sektörü kargoculuk sektörü gibi birkaç günde teslimat yerine birkaç saat içerisinde hatta mesafeye göre dakikalar içerisinde teslimat hizmetini getirmiştir. Tabii bu hizmeti ancak şehir içi gönderiler için geçerli olabilmektedir. Sektör bu hizmeti yerine getirebilmek için de kendi donanım, araç ve ekipmanını belli bir standarda oturtmuştur. Asgari anlamda bu hizmetin verilebilmesi için gerekli olan bir motosiklet, işi yapabilmesi için gerekli eğitimleri almış bir kurye personeli, müşterilerin gönderilerini muhafaza edecek veya onları sağlıklı bir şekilde koruyabileceği yeterli büyüklükte kurye çantası ve açık havada kurye personelini dış etkenlerden koruyacak kıyafetlerdir. Asgari anlamda bu donanımlar tamamlandığında hizmetin yerine getirilebilmesi için şartlar hazırlanmış olur.

Kuryecilik sektörü makalemize başlarken de belirttiğimiz gibi çalışan açısından zorluklarla dolu bir sektördür. Oldukça riskli bir meslektir. Çünkü kurye personeli motosiklet kullanmaktadır. Sektörün aslında yoğunluğunun İstanbul gibi büyük bir şehirde olduğunu ve İstanbul’un trafik sorununu da düşünecek olursak aslında ne kadar meşakkatli bir iş yapmış olduklarının farkına varırız. Sadece trafik ile de değil bir diğer önemli faktör hava şartları. Çünkü kurye personeli mesaisini sürekli açık havada ve motosiklet üzerinde geçirmektedir. Kışın gerçekleşen hava şartlarında ve yağışlı havalarda inanılmaz zorluklarla mücadele etmektedirler. Kuryeler kendilerini korumak için gerekli ekipmanları sağlamış olsalar da kötü ve yağışlı havalarda yoğun trafikte çok dikkatli olmak zorundadırlar. Her günlerini motosiklet üzerinde çalışarak geçirmeleri doğal olarak kaza yapma risklerini de arttırmaktadır.

Peki sektör hizmeti nasıl yerine getirmektedir? Kısaca bu konuya da değinelim. Kuryecilik sektöründeki firmalar, hizmet sundukları müşteriyi ikiye ayırmaktadırlar. Bunlar Abone Müşteri ve Peşin Müşteri’dir. Kurye firması Abone Müşterisine fiyat avantajı sunarak sürekli kendisi ile çalışmasını istemektedir. Aslında abone müşteri kuryecilik sektörüne daha fazla oranda ihtiyaç duyan firmalardır. Sektöre ihtiyaç duyan firmalar sektördeki bir kurye şirketine abone olarak gerek fiyat avantajından yararlanmakta gerekse sürekli aynı firma ile çalışarak birbirlerini tanımaktadırlar. Aslında abone müşteri olan firma büyük oranda aynı yerlere gönderi yapmakta bu da kurye firmasının avantajı haline gelmektedir. Aynı adreslere yapılan gönderiler olduğunda gidilecek adresin bilinmesi veya daha önce gidilmiş olması zamanla yarışan kurye firması için büyük avantaj sağlamaktadır. Çünkü kurye firması için her dakikanın önemi vardır. Kurye firmaları genel olarak şu şekilde işlerini yürütmektedir. Müşteri gönderi talebini kurye firmasına telefon ile iletir. Müşteri Hizmetleri tarafından alınan gönderi talebi aynı anda Operasyon Birimi tarafından görülür. Operasyon Birimi müşterinin ilgili talebini kurye personeline ulaşarak iletir. Ve kurye personeli ilgili gönderiyi almak üzere müşterinin adresine yönelir. Müşterini adresine ulaşan ve gönderiyi teslim alan kurye Operasyon Birimi’ni bilgilendirir. Operasyon Birimi’nden aldığı talimata göre ya başka bir müşterinin gönderisini almak için yönlendirilir ya da üzerinde yer alan gönderiyi teslim etmek için ilgili adrese yönlendirilir. Bir diğer unsurda kuryenin bulunduğu bölgede uygun bir yerde bekletilmesi durumudur. Üzerinde aciliyeti olmayan gönderiler bulunan kurye uygun bölgede bekletilerek diğer müşterilerinden çıkması muhtemel gönderi taleplerini bekler. Yeni talep gelirse o gönderileri de alır ve aynı yönde yer alan gönderilerini ondan sonra teslim etmeye başlar.

Sektör bu hizmeti yerine getirirken artık teknolojinin getirdiği faydaları da sonuna kadar kullanmaktadır. Kuryecilik sektörünü kullanan müşteriler artık gönderi taleplerini kurye firmalarının web sayfalarından online olarak iletebilmekte, daha önce yapmış oldukları gönderilere ait raporlarını alabilmektedir. Gönderileri teslim olduğunda kendilerine de bilgilendirme e-posta’ları gitmektedir.

Zaman ilerledikçe, teknoloji geliştikçe birçok sektörde sunulan hizmetlerde değişiklikler olmaktadır. Bu değişimler bazı sektörleri kısıtlı olarak bazı sektörleri ise kökten etkilemektedir. Değişime ayak uyduranlar ayakta kalmakta, değişime karşı çıkanlar ise önce küçülmekte ve zamanla da yok olmaktadırlar. Bu durum kuryecilik sektörü içinde farklı olmayacaktır.

http://www.jokerkurye.com.tr

Yazar Hakkında

http://www.jokerkurye.com.tr

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 11:29 am

Categories: İş Dünyası   Tags: , ,

Google Adwords Temel Bilgiler

İnternet Reklamcılığında Google Nerede?

Google Reklamcılığı
Türkiye’deki internet kullanıcılarının %95′i Google Arama Motorunu kullanıyor. Google Optimizasyonu başarıyla yapılmış bir site Yahoo ve MSN gibi arama motorlarında da üst sıralarda yerini alır.
Türkiye’de İnternet Reklamcılığının yarısından fazlasını SEM oluşturur. Yakın gelecekte İnternet Reklamcılığının büyük çoğunluğunu SEM oluşturacaktır. Tüm dünyadaki Arama Motoru Pazarının (SEM) %78′ini sadece Google oluşturuyor. Bu oran Türkiye’de %95. Ve Google bu yüzdeyi arttırmak için kurumsal çalışmalarına devam ediyor.
Gelecekle ilgili şu gerçeği görmeye şimdiden hazırlanalım:
Google, geleceğin en büyük ve en önemli reklam mecrası olacaktır.

Google AdWords
AdWords kullan, hedef kitlene uzan.
Google Adwords, Google’ın reklam programıdır ve Google arama sonuçlarının sağ kısmında Sponsor Bağlantılar adı altında yer alır. Bazı zamanlar sayfanın en üstünde de yer alır. İnternet Reklamcılığının en önemli ve en büyük örneğidir. İnternette reklam demek Google AdWords demek.
Büyük küçük her işletmenin yetkili bir Google Adwords Uzmanı ile beraber Google Adwords kullanmasını kesinlikle öneriyoruz. Çünkü Google Adwords ucuz ve yatırım getirisi en yüksek reklam mecrası, geleceğin mecrası. Pazarınızı ve kârınızı büyütün!

Google Adwords Temel Bilgiler
Adwords reklamları doğal arama sonuçlarının sağında sayfanın sağ tarafında veya sol üstte yer alır.
Adwords Çalışma Mekanizması:
○ Adwords Kampanyanızı oluştururken reklam metinleriniz ve anahtar kelime listeniz oluşturulur.
○ Anahtar kelimeleriniz ile eşleşen arama sorguları reklamınızı tetikler ve reklamınız gösterilir.
○ Reklamınız ancak tıklama alırsa ödeme yaparsınız. Gösterilirken değil.

Adwords Hedef Kitlenizi Bulur:
○ Google Adwords, hedef kitlenizi bulur. Doğru anahtar kelime analizi ile elde edilen anahtar kelime listesi hedef kitlenizi size yönlendirir.
○ İstediğiniz ülke, bölge, şehir, veya spesifik bir alan için reklam verebilirsiniz. Dil seçiminiz vardır.
○ Yaşa ve cinsiyete göre (Demografi) hedef kitle seçiminizi yapabilirsiniz.
○ Google İçerik Ağında bulunan tüm sitelerde reklamınız yer alabilir veya istediğiniz siteleri (üstelik o sitelerin herhangi bölümünü veya sayfasını) kendiniz seçerek Yerleşimler oluşturabilirsiniz.

Adwords Artıları:
○ Adwords belirlediğiniz günlük bütçenizi aşmaz. Günlük bütçenize ve gün içinde aldığınız tıklamalara göre reklamlarınızın yayınlanma sıklığını ayarlar.
○ Adwords ile reklam planlaması yapabilirsiniz. İstediğiniz günün istediğiniz saat dilimini içeren ayrıntılı planlama.
○ Adwords ile kampanyanızın performans takibi sürekli yapılabilir. Reklamlarınızın aktifken kampanyanızı iyileştirmek veya daha iyi bir hale getirmek için gerekli optimizasyonlar sürekli yapılabilir.
○ İstatistiksel bilgi içeren birçok rapor oluşturabilirsiniz. Dönüşüm Oranlarınızı, Yatırım Getirinizi görebilirsiniz.

Neden Google Adwords?
○ Siteniz Google’da çıkıyor olabilir. Önemli olan kullanıcıların sizin ürününüzü satın alabilecek arama sorgularını girdikten sonra sizi ilk sayfada görmeleri.
○ İnsanlar sadece Google kullanmıyor olabilir. Burada Google İçerik Ağı devreye giriyor. Onbinlerce sitede veya Google İçerik Ağına kayıtlı istediğiniz herhangi bir sitede reklamınız gözükür.

Optimizasyon:
○ Optimizasyon gerek SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) gerekse Adwords’te Kampanya Optimizasyonu olarak gerçekleştirilir.
○ SEO’nun amacı sitenizi ilgili anahtar kelimelerde (veya ilgili arama sorgularında) Google doğal sonuçlarında üst sıralarda çıkarmaktır.
○ Arama Motoru Optimizasyonu 3 aylık bir süreçtir. Adwords Kampanya Optimizasyonu ise 2-6 haftalık bir süreçtir.

SEO ile ilgili önemli notlar!
Yapılan araştırmalara göre Google’da doğal arama sonuçları sayfasında 1. sayfada olmanız Google Adwords Arama Ağından daha fazla trafik getirir. Arama yapanların %70-80′i 1. sayfadan sonrasına asla bakmıyorlar. Bu nedenle SEO hizmetinde ilk sayfada olmanız çok önemli.
Yapılan araştırmalara göre Google doğal arama sonuçlarından sitenize ulaşan kişilerin sitenizde geçirdiği vaktin Google Sponsor Bağlantılardan ulaşanlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür.
Google Optimizasyonu, Google Adwords’te alınan Kalite Puanını oldukça olumlu yönde etkiler. Yüksek Kalite Puanı, Google Adwords’te üst sıralarda yer almanızı sağlayacak ve maliyetinizi azaltacaktır.

Yeni veya Bilinçli Olmayan Adwords Müşterilerinin Uzak Durması Gereken Noktalar
Sağlıklı, kârlı, faydalı, müşteri memnuniyetli Google Adwords hizmeti almak istiyorsanız aşağıdaki profesyonel olmayan Google Adwords hizmetlerinden uzak durunuz!

! Google Adwords Paketlerinden lütfen uzak durunuz (xxx YTL + KDV Bütçe Paketleri)
! Google Adwords KONTÖR paketlerinden lütfen uzak durunuz (xxx Kontör ile ortalama xxx Tıklama alın paketleri)
! Google Aylık Sınırsız paketlerden lütfen uzak durunuz (Sınırsız Tıklama Paketleri)

Ne Yapmalıyım?
• Profesyonel hizmet anlayışı ile çalışan bir Kalifiye Google Adwords Profesyonelinin yöneticiliğinde aylık bütçenizi belirlersiniz. Standart iki Adwords ödeme seçeneğinden birini kullanarak (Kredi Kartı – Visa, MasterCard/Eurocard, American Express, JCB veya Banka havalesi) ödemelerinizi yaparsınız.
• Aylık Adwords bütçeniz 7500 YTL ve üzeriyse birkaç ay içinde nitelikli Google Adwords ödeme seçeneği olan Faturalandırmayı (Çek veya Banka Havalesi) kullanabilirsiniz.
911 SEOSEM Kurucusu, Yetkili Google Adwords Profesyoneli, dijital reklamcılık dünyasında SEO&SEM Uzmanı olarak çalışırken TTNET, Coca-Cola, AVEA, Fiat gibi büyük firmaların Adwords kampanyalarını oluşturmuş ve yönetmiştir.

Kaynak:
911 SEOSEM
Google Adwords ve SEO Danışmanlık Hizmetleri

http://www.911seosem.com

Yazar Hakkında

Yetkili Google Adwords Profesyoneli ve SEO Uzmanı

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 11:28 am

Categories: İş Dünyası, Reklamcılık   Tags: ,

internetten para kazan

Günümüz insanının,şu sıkıntılı kriz döneminde,bir kaç kuruş kazanmak için yapamayacağı,göze alamayacağı icraatlar kalmamışken,internet denen bu büyük dünyada bir çok iş kulvarı olduğunu bilmelerinin gerektiği kanısındayım,bu yüzden benim 1 yıldır gecelerimi gündüzlerime katarak büyük uğraşlar vererek kendime ek gelir sağlayabiliyorsam,bunu neden insanlarda yapmasın,bu kapıdan neden faydalanmasınlar diye düşünerekten u makaleyi hazırlama gereği duydum,makalemin içeriğine gelince; bu anlatacağım sistemin adı ptc’dir.ve internette yüzlerce ptc sitesi vardır ancak 1 yıldır yoğun çabalarla edindiğindiğim deneyimlere dayanarak sitemde 2 siteden bahsediyorum,yanlızca 2 siteden bahsediyorum çünkü gerıde kalan yüzlerce siteyi siz uğraşmadan ben sizin yerinize onları eleyerek gerçekten ciddi gelir sağlayabileceğiniz 2 siteyi sizlere sunuyorum,umarım düşlediğiniz geliri sizlerde elde edebilirsiniz,saygılarımla
VOLKAN AKGEDİK

bilgilere sitemden ulaşabilirsiniz:

http://www.zulte.blogcu.com

Yazar Hakkında

yüksek öğrenimimi karadeniz teknik üniversitesi makina bölümünde tamamladım.şu an ankara ostim sanayi sitesinde kendi iş yerimde makina,kalıp tasarım ve cnc programcılığı yapıyorum

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 11:27 am

Categories: İş Dünyası, Reklamcılık   Tags:

Web Tasarım ide tasarım

World Wide Web. Dünyayı Saran Ağ, İnternet…
Ülkemize ilk defa 1993 yılında giren internet 2000 yılından itibaren artarak geniş bir kitleye yayılmış ve 2006 Ekim verilerine göre internet sayfası alan adı yaklaşık 72 milyonu bulmuştur. eBay tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada, 26 milyon kullanıcısı ile dünyada 11. sırada bulunan ülkemizde, yaklaşık 20 yıldır var olan internetin / internet sayfalarının bugünkü durumu nedir?
Araştırma unsuru olarak kullanıldığı alanlarda, ansiklopedik bilgi içeren ve bilgi paylaşımının yapıldığı forum siteleri, bir bakıma ihtiyacı karşılayabiliyor diyebiliriz. Ancak firmaların tanıtımının yapıldığı, kurumların kendilerine has yaptıkları siteler için durum maalesef ki aynı değildir.
Ülkemizde web sayfası yapan firmaların / kişilerin büyük çoğunluğu, yaptıkları sayfaları, kullanıcı ile empati kurarak yapmamaları; sayfaların, çoğu kullanıcı tarafından sıkıcı bulunup hemen kapanan sayfalar haline gelmelerine neden olmuştur.
İnternet sayfası yapımcılarının, yaptıkları sayfaları sadece gelir getiren bir cins olarak görmeye başlamaları, bir web tasarımı birden fazla kişi / kurumda kullanmaları, internet sayfaları tasarlarken sanatsal kaygılarının olmaması, maalesef ülkemizdeki internet sayfalarının kalitesinin artmasına engel olmuştur.
Ülkemiz internet sayfalarının, dünya standartlarını yakalamaları dileğiyle.

http://www.idetasarim.net

Yazar Hakkında

http://www.idetasarim.net

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 11:26 am

Categories: İş Dünyası, Reklamcılık   Tags:

İnternet Reklamcılığında Google

Günümüzde reklamcılık sektörü internet dünyasına kaymaya başladı. Yakın gelecekte reklamcılık sektörünün en büyük kısmını internet oluşturacak. İnternette reklam dediğimizde Google başlı başına bir reklam pazarı oluşturmuş durumda. Google reklamları internetin en sık kullanılan reklamlarıdır. Google reklamlarının bu kadar popüler ve etkili olmasının iki ana sebebi var.

Birincisi Google’ın dünyanın bir numaralı arama motoru olması ve bir numaralı markası olması. Google arama motorunu her gün dünyanın her yerinden yüz milyonlarca insan kullanıyor ve bu kullanım esnasında Google Adwords (Google reklam programının adı) reklamlarını sponsor bağlantı adı altında sayfanın sağında ve bazen de sol üstünde görüyorlar. Bu google reklamlarının arama ağı kolu oluyor.

İkincisi Google’ın devasal içerik ağı. İnternette yüzbinlerce site Google reklamlarını yayınlamaktadır. Bu büyük ağ her sektörden her alandan internet sitelerini kapsamaktadır. Google reklamları arama ağında sadece metin reklamı olarak gözükürken içerik ağında hem metin hem de görsel reklam olarak gözükmektedir. Görsel reklamları hem banner hem de video reklamlar olarak karşımıza çıkıyor.

Neden Google Reklam?
• Google reklam ölçülebilir reklamdır. Karı, maliyeti, dönüşüm oranı, performansı ölçülebilir.
• Ayrıntılı yer hedefleme mevcuttur. Ülke, şehir, bölge ve yerel hedefleme vardır.
• Dil hedefleme mevcuttur.
• Yayın saatleri ve günleri isteğe göre ayarlanır.
• Günlük ve aylık bütçenizi istediğiniz kadar seçebilir ve istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.
• Sadece hedef kitlenize ulaşabilirsiniz. Hedef kitleniz dışında hiç kimse reklamınızı görmeyebilir.
• Google reklam da haklı rekabet vardır bu yüzden Google reklam platformu çok dinamik bir platformdur. Bu dinamik yapı Google reklamın sürekli canlı ve hareketli kalmasını sağlar.
• Ödemelerinizi kredi kartı veya EFT ile yapabilirsiniz.
• Google reklam daha iyi yatırım getirisi için optimizasyonu yapılan internetteki en iyi reklam programı platformudur.

Google Reklam Danışmanlığı

Google reklamlarından en iyi performansı ve yatırım getirisini almak istiyorsanız Google Adwords lisanslı uzmanlar ile çalışmanız gerekmektedir. Bu uzmanların çalıştığı Google Adwords ajansları veya dijital danışmanlık şirketleri mevcuttur.

Google reklam programı uzmanlık, tecrübe ve zaman isteyen bir iştir. Çünkü burada optimizasyon yapılmaktadır. Ticaretinizle ilgili kritik öneme sahip dünyanın 1 numaralı reklam programını yetkili bir uzmanın yönetmesi oldukça yerinde bir karar olacaktır.

Google Reklam Danışmanlığının Artıları:

- Minimum maliyet ile maksimum yatırım getirisi elde etmek.
- Zaman kaybı ve stres yok. Tüm yönetimi uzmanlar yapar. Sorunlar oluşursa direkt çözüm için Google destek merkezi ile irtibata geçerler.
- Daha başarılı Google reklam kampanyaları için uzmanların önerileri.
- Google reklamlarında profesyonel duruş.

Google Reklam Danışmanlığında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:

- Google Adwords uzmanlığı sertifikasını kontrol ediniz. Sahte sertifikalara dikkat edin.
- Google reklam paketlerinden uzak durunuz.
- Google reklam kontörlerinden uzak durunuz.
- Çok cazip gözüken Google reklam promosyonlarına dikkat ediniz. Bu cazip promosyonlar tuzak olabilir.

Hiçbir Google Reklam ajansı veya danışmanlık şirketi Google’dan pay almaz, pay alamaz. Alacağı tek şey Google reklam vereninden alacağı komisyondur.

Yazar Hakkında

http://www.googleadwordsreklam.com

Google Reklam Merkezi (GRM)

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 10:44 am

Categories: İş Dünyası, Reklamcılık   Tags: , ,

İnovasyonda 3 Temel Faz

Ocak ayında yurtdışında düzenlenen  “2009 Yenilikçi İş Kadınları” ödül töreninin ana konuşmacısı olan Dr. Gina Colarelli O’Connor yıllardır süren çalışmaları sonucunda, inovasyonun sürekliliği için gerekli ortam şartlarını anlattı. Dr. O’Connor, Renssealer Politeknik Enstitüsü, Lally Yönetim Teknolojileri Bölümünde Doçent olarak görev yapıyor.

Dr. O’Connor aynı zamanda “Radical Innovation: How Mature Companies Can Outsmart Upstarts” ve“Grabbing Lightning: Building a Capability for Breakthrough Innovation” kitaplarının da yazarı. Bununla birlikte dahil olduğu araştırma grubuyla birlikte 10 yıl boyunca 30′dan fazla firmada inovatif ürün geliştirme çalışmalarında bulunmuş. Bu süreçte farkettiği ve aynı zamanda iki kitabının da anafikir kaynağı olmuş temelleri anlatıyor.

İnovasyonun temelde 3 fazı olduğunu belirtiyor:

1) Bunların ilki “Keşif”: İnsanların farklı birşeyler düşünmeleri, seçenekleri artırmaları, başarısız olmaları, yeniden denemeleri ve yeni bir açıdan sorunu tekrar ele almaları konusunda yüreklendirmek. Bu arada siz de bir düşünün, sizin firmanızda bunlar yapılıyor mu?

2)Ele aldığı ikinci faz “Kuluçka”: Yeni bir fikrin tohumu ekildiğinde acaba yeterince zengin bir toprak ve gübre ile beslenmesi sağlanıyor mu? Fikrin zenginleşmesi, gelişmesi, büyümesi, genişlemesi ve stabilitesi için bir kuluçka dönemi gerekiyor. Firmaların sıklıkla  düştüğü hata; pazara yeni birşeyleri hızla sokabilmek için, pazarlama potansiyelinin tümüne birden bakamıyorlar ya da mevcut servis koşulları ve ana rekabetin dışında yeni bir uygulama geliştiremiyorlar. Bu durumda fikir ne kadar inovatif olursa olsun, diğer tüm şartlar geleneksel ve alışıldık yollardan gerçekleştiği için yeterince etkin bir sonuç alınamıyor. Türkiye’de de sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğu kesin.

3) Üçüncü faz ise “Hız” (İvme): Firmalar kuluçka döneminin ardından, bu yeniliği pazara göre hızla fiyatlandırıp, yeterince geniş bir penetrasyonla ve etkili bir pazarlama ile pazarda farklılık yaratacak şekilde hayata sokmalı. Tabii ki bunun için de ciddi kaynaklar gerekli…

Bunlarla birlikte Dr. O’Connor inovasyonun her fazında  birbirinden faklı bir takım üst düzey yönetim anlayışlarının gerektiğini anlatıyor. Fakat mesela “Keşif” için gereken nitelikler, “Hız” için gerekmeyebilir. Ya da “Kuluçka” döneminde sağlanması gereken şartlar, diğer iki fazdan tamamen farklı olabilir.

İnovasyon konusuna ve şirketlerin bunu nasıl başardığına dair güzel bir bakış açısı.

Acaba sizin şirketinizde de “Keşif”özendiriliyor mu?
Ya da birisinin iyi bir fikri varsa, bu fikrin yeşermesine ve “Kuluçka” dönemine izin veriliyor mu?
Ve son olarak bu tarz iyi fikirlerin, pazara “Hızlı”, güçlü ve etkin bir girişi için yeterince kaynak ayrılıyor mu?

Yazar Hakkında

www.markayoneticisi.com

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 10:42 am

Categories: İş Dünyası, Markalaşma   Tags: ,

Marka Yöneticilerine Pratik Bilgiler -4-

Matriks Yöntemi:

Bir fikrin iyi bir fikir olduğunu anlamak için önce diğer alternatif fikirleri görmeniz lazım. Ki böylelikle kendi fikrinizi refere edebileceğimiz bir sistemimiz olsun.

Binlerce pazarlama fikrine tek seferde ulaşın. İşte bunun için size kullanabileceğiniz son derece basit ve kolay bir yöntem: Matriks Yöntemi

Bir örnek yapalım,

Diyelim ki biz bir giyim firmasıyız. İşimizi büyütmek amacıyla yeni bir konsept mağazalar zinciri kuracağız. Fikirlere ihtiyacımız var. Özellikle de kategorize edilmiş ama önyargısız olarak listelenmiş fikirler. İşte binlerce fikre aynı anda ulaşabileceğiniz basit metod:

Önce, işle ilgili temel parametreleri belirleyin. Yeni bir giyim mağazaları zinciri için bunlar şöyle olabilir; Fiyat Seviyesi, Ürün Grubu,  Hedef Kitle, Mağaza Tipi

İkinci olarak, bir karalama kağıdına bunları bir satıra yan yana yazın.

Üçüncü olarak, her bir parametre için alta doğru seçeneklerinizi sırayla yazın.

Son olarak da, sütunlar arasında varyasyonlar kurarak fikirleri üretin. Göreceksiniz ki, binlerce fikir üretilebiliyor. Bizim örneğimizde toplam varyasyon 720.

ali-bulut-matriks-yontemi

Şimdi analiz sürecine geçebiliriz. Yani kabul etmek gerekir ki buradaki fikirlerin pek çoğu işe yaramaz.

Fakat yine de bazı iyi fikirler çıkacaktır. “İyi bir fikir bulmanın sırrı, pekçok kötü fikir üretebilmektir.”

Yani özetle matriks yöntemi ile çok kısa bir süre içerisinde binlerce fikir üretebilirsiniz.

1- İşin parametrelerini belirle
2- Parametreleri bir satıra yaz
3- Her bir parametre ile ilgili seçenekleri o sütuna alta doğru yaz
4- Fikri ortaya çıkarmak için sütunlar arasında bağlantılar çiz

Yazar Hakkında

www.markayoneticisi.com

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 10:40 am

Categories: İş Dünyası, Markalaşma   Tags: , ,

İş Hayatında Entegrasyon Kavramı

Organizasyon açısından entegrasyon, prosesler arasında daha sıkı bir koordinasyon yapısı kurarak işletme fonksiyonlarını biraraya getiren ve bilgi araçlarının etkin kullanımını sağlayan bir kavramdır. Bu sadece bir parçanın değil, satınalmadan stok kontrole, talep tahminlerinden, muhasebe kayıtlarını oluşturmaya kadar tüm işletme fonksiyonları arasında elektronik bir bağ kurulması anlamındadır. Temel hedef, tüm kullanıcıların ulaşabileceği tüm işletme süreçlerinin ve karar süreçlerinin üzerinde bulunduğu bir veritabanı oluşturabilmektir. Eğer organizasyon birbirinden bağımsız ve kendi stratejileri ile performans ölçütleri olan fonksiyonlar olmaktan öteye gidemiyorsa entegrasyondan söz etmek mümkün olmayacaktır.

Günümüzde entegrasyonu zorunlu kılan nedenler şu şekilde sıralanabilir:

Global Pazarlar

Global pazarlara ulaşabilmek için uluslararası firmalar bölgesel veya lider firmalarla işbirliği yapmaktadırlar. Entegrasyon, coğrafi engellerin etkisini azaltarak operasyonların etkinliğini arttırır.

Ürün ve Arz Zincirinin Kompleks Yapısı

Günümüzde mal ve hizmetler online ortamda işlem görebilmektedir, bu ise yüksek derecede otomasyon ve entegrasyon gereksinimi yaratmaktadır.

Ayni zamanda arz zinciri yapısının karmaşıklığı ve sinerji olanakları yaratabilme şansı organizasyon sınırları dışında entegrasyon gereksinimini güçlendirmektedir.

Dış Kaynak Kullanımının Artışı

Günümüzde çoğu firma özellikle maliyetlerini düşürmek için dış kaynak kullanımı yolunu seçmektedirler. Bu aşamada dış kaynak kullanımında hizmet sağlayıcı etkili bir biçimde kontrol etmek entegre bir süreç gerektirir.

Pazara Ulaşma Hızı

Şirketler ürün ve hizmetlerini pazara rakiplerinden daha hızlı sunabilmek için özellikle tedarikçileriyle işbirliğini geliştirmelidir. Entegrasyon bu alanda işbirliğinin temelini oluşturur.

Stok Seviyelerini Azaltma

Geleneksel iş modelleri gerçek arz ve talebi tahmin etmekte yetersiz kaldığından, şirketler önemli miktarda güvenlik stoku tutmak zorunda kalmaktaydı. Şirketler hizmet seviyelerini geliştirirken stoklarını azaltmak için partnerleriyle işbirliğini geliştirmeli ve enformasyon akışını koordine etmelidir.

İşletme süreçlerinin bütünleştirilmesi sonucu organizasyon içerisindeki bilgilerin işlenme ve kullanılma yöntemleri değiştiğinden, süreçlerin hızlanması ve daha güvenilir hale gelmesi sözkonusu olacaktır. Bu durum rekabet avantajı sağlayacağından bütünleşik sisteme geçme kararı yöneticiler açısından stratejik öneme sahip bir yatırım kararıdır.

Tümü ile entegre bir işletim sisteminin faydalarından biri de, yazılımın yeteneğine bağlı olarak işletmeye kayıpları ve atıl kaynakları azaltabilme ve verimliliği arttırma olanağı sunabilmesidir. Entegre bir işletme sistemi, sadece homojen iş fonksiyonları içerisinde bağ kurmakla kalmaz ayni zamanda birbirinden bağıŭsız fonksiyonları da birbirine bağlar. Bunun sonucu olarak, her bir bağımsız fonksiyon tarafından üretilen bilgiler tüm kullanıcılar tarafından sistemde rahatlıkla bulunabilir ve kullanılabilir. Bu da işletmeyi bir bütün olarak daha üst düzey bir koordinasyon, hizmet kalitesi ve performans ölçülerine taşır.

Ancak bu faydalarına karşın işletmelerde entegrasyonu zorlaştıran etmenler de vardır. Bunlar:

1.Organizasyonel Yapı

Günümüzde çoğu organizasyonel yapı, fonksiyonel bölümlere göre yapılandırılmış yetki ve sorumluluklar içermektedir. Bu geleneksel yapı, çalışanları da kendi fonksiyonel yapısının özgül iş ve sorumlulukları ile ilgili kılar. Sonuç olarak; her bölüm kendi fonksiyonel başarısını hedefler.

Başarılı bir entegrasyon ise bundan daha fazlasını gerektirir, yöneticilerin ve çalışanların fonksiyonel sınırlarının ötesine bakabilmelerini ve değerlendirebilmelerini.

2.Enformasyon Teknolojisi

Enformasyon teknolojisi başarılı bir entegrasyon için anahtar faktördür. Ancak organizasyonlarda enformasyon teknolojisi uygulamaları organizasyonel düzene göre düzenlenmiştir. Çoğu veritabanı sistemi departmanların özgül fonksiyonları için yapılandırılmıştır. Veri paylaşımı gereksinimi organizasyonlarda varolan enformasyon teknolojilerinin yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılar.

3.Ölçüm ve Değerlendirme Sistemleri

Enformasyon teknolojisine benzer olarak geleneksel ölçüm ve değerlendirme sistemleri de fonksiyonel yapıyı temel almaktadır. Ölçüm ve değerlendirme sistemlerinin büyük bölümü organizasyonel yapının aynasıdır. Entegre bir yapının oluşturulması yeni bir performans değerlendirme sisteminin oluşturulmasını zorunlu kılar. Oluşturulacak performans yönetim sistemi, yöneticilerin fonksiyonel bakış açısı yerine prosese odaklanmalarını sağlayacak nitelikte olmalıdır:

Yazar Hakkında

İş Hayatında Entegrasyon Kavramı başlıklı yazı [Lİnkiniz] tarafından yazılmıştır

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 10:39 am

Categories: Bilgi Yönetimi, İş Dünyası   Tags: ,

Bindik Yazılarının Deprsyona Girmesi Ve Araştırılması

Bindik Yazılarının Deprsyona Girmesi Ve Araştırılması

Köşe yazısı; dönekler ve bildiğini yazanlar olarak iki ayrı kategorideki fikir sahiplerinin , gazete sayfasının sağ veya sol üst köşelerine yazdıkları , günlük olayları, sevgililerini , ekonomiyi , politikayı , bazen sivri dille bazen komik bir tavırla bizlerle paylaştıkları pencereciklerdir.

Örnek Köşe Yazısı: Sırrın Ağzı – Mehmet Öztunç

“Kalbini unutan neye benzer.”
Bıçağın insan tenine yaptığı yolculuklar… ve o yolculuklar öncesi ruhların duyduğu ürperti…

Bütün sakinlerinin öldüğü eve giren biri, o tanıdık ölüleri hatırlayınca neler hisseder? Tavanda biriken örümcek ağları, hangi puslu yüzlere karşılık gelir?

Geçmişine dönen ben, tenimdeki bıçak izlerini gördüm ve ruhum parçalandı.

Geçmişten şimdiki zamana uzanırken “ölü evinden hatıralar” toplamak için geçmiş zamana döndüm.

Gölgemiz mi bize yakındır; bizi izleyen tehlikeli bir çift adım mı? Gölgemin yanında bir çift tehlikeli adımla dolaştım, o kirli yurt koridorunda. Lekeli halıya karışan tahtakurularının salya kokusu, havaya kasvet katarken araladım, o incecik kapıyı. Kirpiklerim, uçlarında ıslak taneciklerle ağırlaştı. Bıçağın, iştahla köpüren tenlere yaptığı yolculuklara benzer bir kırılma yaşadım, geçmişin kuytu ve uzak kıyılarına yaptığım yolculukta.

Benim nabzım şimdiki zamanda atmadı hiçbir zaman. Kanımda, geçmiş zaman deveran ederken, şimdiki zamanın üvey çocuğu oldum. O, kirli yurt koridoru şimdiki zamanım; içine girdiğim oda: geçmiş zamanımdı benim. Bir çift göz takılı kalmış, o odanın boşluğunda. Beni görünce yeniden açan yedi renkli bir çiçek gibi açan bir çift göz vardı bir zamanlar, bu odada. Bağdaş kurmuştuk bir sofranın etrafına. Ham ham gülüyorduk; o gülüşler, hain şerareler gibi birikiyor şimdi üzerimde. Ruhumun çatlağına sızan gülüş sesleri, acı damıtıyor. O bağdaş kurduğumuz yerde çok sesli bir boşluk var. O boşluk, bir beddua gibi siniyor üzerime. Bana “Ağrı Dağı’nı Efsanesi” gibi mutantan Yaşar Kemal heybetiyle yaslanan, o yedi renkli gözler, şimdi boşlukta asılı duruyor. Yazık ki, geçmişin zembereğini yeniden kuramıyorsunuz.

Cesaret nedir ki, korkunun kılıfından başka. Cesaret ne kadar azametliyse korku da o kadar büyüktür. O korkunun içinden cesaret kılıfı kuşanıyorum ve geçmiş zamanı karşıma alıyorum. Kaç zamandır, tersine yürüdüm durdum. Bu ters yürüyüşün adına da gelecek zaman dedim. O yurda, o kirli koridora girmek istemedim. Ama kaçış nereye kadar? Odaya girmiştim. Dolaplara uzandı parmaklarım. Dokundum, ürperdim. Dolaplara adlarını kazımış dostlarımdan izler vardı. Saçlarını okşar gibi, gözlerine bakıp “evet” der gibi dokundum, baktım o dolaplara. Kazınmış adlarının ve soyadların ilk harflerine dokundum. Konuştum onlarla. Susarak, çok sesli sessizliğin içinde bütün kelimelerimi kuşanarak konuştum. Dostlarımı hatırladım. O toparlanmış, bir kervan gibi yola düşmüş bağdaşları aradım. Bütün gözler içinde ışıyan, o bir çift gözü aradım.

Ben o odada bir girdabın içindeyken kapıyı bir yabancı açtı. “Ey tufan bunu saymam dedim!” Putu kırılınca inancının içi boşalan o zavallı putperestin çaresizliği çöktü üzerime. Odaya bir çift tehlikeli adım girmişti, gölgemle benim arama girerek. “Ağrı Dağı’ı Efsanesi” yerini “Tehlikeli Masallara” bıraktı. Kırkıncı gömleği çıkarttığında insan olabilecek yılan prens gibiydim; ama üzerimdeki otuz dokuzuncu gömlek Kerem’in ateşten gömleği gibi tenimde kıvılcım almıştı. O, otuz dokuzuncu gömleği bir türlü üzerimden çıkartamadım. İçeri giren bir çift tehlikeli adım, zembereğin çarkını boşalttı.

“Ama dönüş? Dönüş olmasa
Her yolculuğun sonunda
Fırtına bir gece gibi uğuldayan ruhuna”

O koridora niye gittim ki? O odaya niye girdim ki? Canım bu kadar yansın diye mi? Geçmişini anlamlandırmak için atalarının tersinden bir yürüyüş yapan antropologun tersine ben, geçmişimin anlam yükünü hafifletmek için bu koridora, bu odaya dönmüştüm. Eline geçen birkaç taş tablet ve viran olmuş mabetlerde kendisini bulduğunu sanan ve kendisini taş ve virane ile anlamlandıran antropologun elindekiler, onu mutlu ederken benim elim boştu; oysa geçmişimin anlam yükü, o boşlukta artmıştı.

Şu arsız şimdiki zaman, bize unutmayı öğretiyor. Bir secdeden eksik vecdle kalkıyorum. Alnımda seccade izi var; ama secde izi yok. “Dağılmak iyi geliyor insana/iyi geliyor boşlukta oturmak” dağılmak ve boşlukta oturmak.

“Bir zamanlar en çok sevdiğim dostum sizdiniz oysa şimdi…” kelimelerin o kadar pervasızca çıkıyordu ki ağzında… ben onları duyamıyordum bile. O gün anladım: “Her kardeş bir Yusuf’tu ötekine” Kelimelerin şakaklarıma dayanmış metal bir namlu gibiydi. Korkuyordum. Seni kaybetmek hayatımdaki birçok anıyı anlamsızlaştıracak ve ben o anılara yeniden anlam arayacaktım. Geçmişimin boşalmasıydı, anlamsızlaşmasıydı beni ürküten. “Ben seni değil sadece, bir dostumu da kaybetmiştim.” Bazen közden kalan küllerin diplerine gizli korlar gibi aydınlanırdı gözlerin; ama saman alevi kadar sürerdi. Şimdi nerdesin onu bile bilmiyorum. Belki de birkaç adımlık bir uzaklıkta birbirimizden habersiz yürüyoruz. Yanıma yaklaşan bir çift tehlikeli adım gibi.

“Kalbinden muradını almayanlar
Uzun ömür göremez!”

Yakınlığını bir anlık ayrılıkla ölçtüm
Meğer uzaklığın dudaklarımda suni teneffüs

Kalbime söz geçirmeyi yeni yeni başardım. Zembereği çözüldü kalbimin. Paslı zincirin o karanlık kuyuya inmesi gibi iniyorum kalbime. Şakaklarımda iki el silah sesi gibi çoğalıyor kelimelerin. Yerdeki kanım, şimdiki zamanımı karşılıyor; kulaklarıma dolan uğultu ise geçmiş zamanımı… Bir sala bile okumadın ardımdan. Ben tenimi şimdi bir kefen gibi taşırken, bir sala bile okumadın ardımdan. Yerdeki kanım, şimdiki zamanım; o dinmeyen uğultu ise geçmiş zamanım.

Şaire hak vermemek ne mümkün: “İnsan buharlaştığı yere benzer
Döküldüğü yere benzemez!”
O kırkıncı odadan çıktım (mı), hiçbir zaman…

Yazar Hakkında

süper bişey

Be the first to comment - What do you think?  Posted by - at 10:38 am

Categories: Bilgi Yönetimi, İş Dünyası   Tags:

Sonraki Sayfa »