KÜRESEL EKONOMİK KRİZ BÜYÜK KAR’DAN VAZGEÇME VE SÜREKLİ KARA GEÇME DÖNEMİ (PAYLAŞIMCI EKONOMİ MODELİ)
Dünyanın içinde bulunduğu periyotta yaşanan, belki de marx ın dediği gibi kapitalizmin kendi kendini yok etme durumu gerçekleşmek üzere ve bunun nedenlerine indiğimizde birkaç başlık önümüze gelmektedir.
Birincisi; dünya üzerinde 1900 ler de başlayan ve her geçen gün daha agresifleşen kar çılgınlığı; yani her işverenin yaptığı gibi daha az maliyet, daha az emek ve daha az girdi ile maksimum karı elde etme güdüsü. İşverenler ve büyük yatırımcılar artık tüm yatırımlarında çok büyük ki bana göre hak ettiklerinden çok daha fazlasını almayı amaçladılar ve bu karı çalışanları veya diğer toplum gruplarıyla dolaylı yoldan paylaşmak yerine sadece kendilerine aldılar. Halbuki; sistemin müşterileri yine onun çalışanları ve toplumdaki diğer harcama yapacak gruplarıdır. Ancak bu üretilen artı değerin bu harcama gruplarına az veya cok dağıtılmaması nedeniyle bu artı değere neden olan üretimden ortaya çıkan ürünler tüketiciler tarafından yeterli ekonomik güç olmaması nedeniyle ulaşılamaz bir alanda, sadece vakit buldukça oto galerilerinde, teknoloji mağazalarında ve hafta sonu tv programlarında imrenilerek bakılan atıl stok olarak kaldılar. Belki de marx kapitalim kendi sonunu kendi getirecek derken ; bize insanoğlunun ne kadar aç gözlü olduğunu anlatmaya çalışıyordu ve bugünkü hep bana anlayışının bir gün mutlaka sistemin sonunu getireceğini söylüyordu.
İkicisi; piyasa toplum devlet üçgeninde devletin rolü dür. Devlet bu piyasada nerede oldu dersek? 1900 ler den günümüze devletler hep piyasa yanlısı politika ürettiler ve çoğu zaman devleti piyasa liderleri yönetti. Az maaş ve çok yoğun çalışma zamanlarına göre her geçen gün geliri daha da azalan işçi kesim bir de devletin ağır ve çoğu zaman anlamsız vergi yükünü taşımak zorunda kaldı. Piyasa toplum ilişkisi hiçbir zaman bir denge amacı olmadan piyasa lehine yasalar ve düzenlemeler le iyice orantısız bir şekle sokuldu. Aslında piyasa bindiği dalı kesiyordu ama bunu gözünü kör eden kar çılgınlığı yüzünden göremiyordu. Devlet, piyasa ile o kadar uyumlu ilerledi ki sosyal alanların tamamından çıkıp piyasaya devretti ve gelir dağılımında adaletsizlikler zengin ve fakir arasındaki yaşam kalitesi farkı her geçen gün arttı. Toplumdaki ortadirek kesim yok oldu ve ikili bir yapı oluştu varlıklı ve varlıklı olmayan gruplar olarak. Ortadirek bir alt tabakaya kaydırıldı. Yani devlet artık babalıktan istifa etti ve toplumu öksüz bıraktı. En temel ihtiyaçlara ayrılacak aile bütçeleri bile lüks denebilecek harcama ücretleri ile ile aynı noktaya geldi yani; yaşam kalitesi artmak bir yana yaşam maliyetleri yükseldi. Yine bunu da piyasadan çıkıp devlet içinde yönetici ve karar mekanizmasını oluşturan gruplar eliyle piyasa yapmış oldu yani piyasa devleti işgal etti ve kendi amaçları doğrultusunda kullandı.
Peki bugün geldiğimiz noktada karşımızda ne var? Etkinliği ve iradesi kalmamış hatta karar alma ve verme yetisini ve yetkisi elinden piyasa tarafında alınmış bir devlet, artık hiçbir yaşam standardı düşünemeyecek ve tek düşüncesi bugününü geçirebilmek olan zavallı toplum ve daha çok kar elde edebilmek için başdöndüren teknolojik ürünler üreten yüksek fiyatlarla sunan ve şu anda alıcısı olamadığı için hiçbir gelir elde edemeyen piyasa. Yani; piyasa müşterisiz kalmış oldu. Çünkü; müşterisini beslemedi ve onu sömürdü kaynakları tükenen toplum harcama yapamaz hale geldi ve marx ın dediği gibi bu temeller üzerine kurulu kapitalizm çökme noktasına geldi.
O halde yeni dünya ekonomik düzeni görülen o ki; ikili bir yapı da piyasa-toplum olarak yapılanmak zorunda (devlet artık ekonomik sistemden çıkmış oluyor). Ancak piyasa acımasızlığından vazgeçecek ve karını toplumla paylaşmak zorunda kalacak. Böylece üretilen ürünlerin karşısında alım gücü olan bir toplum olabilecektir. Yeni sistemin, şimdiden karın büyüklüğünden çok karın sürekliliğini amaçlayan ve paylaşımcı, karşılıklı piyasa- toplum ikilisini birlikte yürümeye ve birbirlerini desteklemeye mecbur bırakan bir sistem olma temelinde kurulması gerekmektedir. Çünkü piyasa toplumdan toplum piyasadan beslendiği sürece piyasa toplumla her zaman karını paylaşmak zorundadır.

Yazar: ADEM KARABACAK

Yazar Hakkında

1983 ordu da doğdu 2005 ist. üniv. snf kamu yönetimi mezunu ve halen bir bankada çalışmaktadır.