Şarkılar öksüz kaldı
İnsanoğlunun uygarlık tarihi boyunca en önemli sanatsal etkinliği olan ve ruhun gıdası olarak kabul edilen müziğin, toplumdaki kirlenme ile birlikte ne denli yozlaştığını, çağımıza ürettiği dillerden düşmeyen bestelerla damga vurmuş değerli bir sanat adamının ağzından aktarmaya çalışan bir makale.
Şarkılar öksüz kaldı
“Hani o bırakıp giderken seni
Bu öksüz tavrını takmayacaktın
Alnına koyarken veda buseni
Yüzüne bu türlü bakmayacaktın…”

Resimde: Yusuf Nalkesen (sağda) mezun Ama bu şarkının nağmelerini bugün biraz da hüzün içinde
olduğu lisenin yıllar sonra düzenlediği dinlemeye başlar olduk. Bu şarkının bestekârı, bu kez “veda
“Eski mezunlar” etkinliği sırasında sınıf busesi”ni adına “ölüm” denen bir ayrılığa gönderdi çünkü…
arkadaşının elinden onur plaketini alırken.
Yukarıdaki sözlerin yer aldığı “Veda Busesi” dinlemeye doyamadığım, bıkmadığım şarkılardan biriydi.
Yalnızca benim değil, on milyonlarca müziksever için de geçerli bu. Hele “Sanat güneşi” Zeki Müren’den dinlemek, başlı başına bir keyif olurdu…
Değerli sanat adamı Yusuf Nalkesen, sanat dünyasından büyük bir yıldız gibi kayıp giderken, sanki sözleriyle can verdiği pek çok şeyi de öksüz bıraktı.
Laletepe’deki o ağaç, adına şarkı bestelediği, sayesinde tüm ülkenin dilinde bir şarkının öznesi olmuş olan o ağaç eğer hala yaşıyorsa, yaşama şansı vermişsek, o da öksüz kaldı şimdi. Üstat Nalkesen, ardından 1000’den fazla eser bırakarak yaşama yolladığı son buse ile veda etti diye…
Yusuf Nalkesen’le ilk tanışmamız 15 yıl öncesine rastlar. Düzenlediğim bir şiir dinletisine davet etmiştim. Gelememişti ama, gelemediği için özür dileyecek kadar da nezaket kurallarına değer veren biriydi.
Tam bir doğa aşığıydı Yusuf Nalkesen. Sonraki yıllarda, 1997 yılında radyo müdürlüğü yaparken bir söyleşi yapma fırsatım oldu. Bu söyleşi sırasında öğrenmiştim gerçeği. “O ağacın altını şimdi anıyor musun” sözlerinin yer aldığı şarkısında konu ettiği ağaç, kentimizde Laletepe olarak bilinen ve bir zamanlar mesire yerlerinden biri olarak kullanılan yerde, çocukluk yıllarında arkadaşlarıyla piknik yapmaya gittiklerinde gördüğü bir ağaçtı. Şarkının sözlerini yazarken, bu ağacı anımsayıp, ondan esinlendiğini anlatmıştı.
Toplum olarak genel bir klasiğimizdir. Büyük ve değerli sanatçilerimizi genellikle gücendirir, küstürürüz. Nalkesen için de böyle olmuştu bu. Doğup büyüdüğü bu kente küsmüştü Nalkesen. Nedenini ise; kızı Ebru’nun nüfusu ile ilgili bir işlem sırasında, kendisine inanılmaz zorluklar yaşatılması olarak açıklamıştı. Yıllarca emek verdiği, hizmeti dokunduğu TRT’ye de gücenmişti. Nedeni; bazı eserlerini denetimden geçirmeyerek yayınlamamasıydı. Vasiyetindeki, “Cenazemi TRT’nin önünden bile geçirmeyin” sözleri bu acı gerçeği yansıtır.
Birlikte yaptığımız söyleşi sırasında, bugünün sanat ve sanatçı anlayışına da sert bazı eleştiriler yapmıştı. Günümüzde her şeyin para ile ölçüldüğünü, sanatın da sanatçının da “her şeyin başı para” anlayışıyla iyice yozlaştırıldığını savunmuştu.
Günümüzde plak şirketlerince kar hırsı nedeniyle her gün bir yenisi daha piyasaya sürülen ve adeta gökten yağarcasına hayatımıza sürüsüyle sokulan pek çok sanatçı için “soytarı” deyimini kullanmıştı. Nalkesen’e göre, sanatçılıkla uzaktan yakından bir ilişkisi olmayan, ama plak şirketlerince hayatımıza zorla sokulan bu soytarılar yüzünden sanat zevkimiz de tacize uğramaktaydı.
Yapılan bazı şarkı sözlerini de bu anlayışın bir uzantısı olarak nitelendiren Nalkesen, “Bandır bandır ye beni”, “Gömleğini pek sevdim, çıkar onu bebeğim, hadi bize gidelim”, “Sırf Cici babanın inadına sevişeceğim seninle” vs. gibi sözlerin bir şarkıya asla söz olamayacağını, ancak umumi tuvalet duvarlarına yakışabileceğini de savunmuştu. Bunda da o kadar haklıydı ki.
Söyleşimiz sırasında anlattıklarını dinlerken, sanat güneşimiz Zeki Müren’in de niçin çok uzun zaman (ölümüne kadar) TV’lere çıkmamak için direndiğini çok iyi anlayabilmiştim.
Türk sanat müziği çevrelerinde, gerek Bülent Ersoy gibi duayen sanatçılar ve gerekse diğer bestekarlarca “yüzyılın bestekarı” diye de tanımlanan Nalkesen, bestelerini yaparken sözcüklerle adeta dans edercesine yapıyordu. Güfteleri yazarken de her sözcük üzerinde kılı kırk yararcasına duruyor, cümlede yer alan sözcüklerin birbiriyle bir uyum içinde olup da bir duygu ritmi yaratabilmesine özen gösteriyordu.
Kentimizin incirini çok sevdiğini ve özlediğini söylemişti. Program kasedini kendisine götürdüğümde, yanımda getirdiğim birkaç kilo incire de çok sevindiğini anımsıyorum.
Yeni yıla acı bir haberle parantez açmak güzel olmadı…
Ama… Kulaklarımda hala onun şarkılarının tadı var.
Avuçlarım ise onun ellerini birkaç kez sıkmış olmaktan dolayı kıvançlı.
Yazımı da onun ünlü şarkısının bir sözüyle bitirmek istiyorum:
“Kulaklarımda şarkılarının tadı, avuçlarımda hala sıcaklığın var inan…”
Yazar Hakkında
Yazar Hakkında (http://metinsert.tr.gg)Şarkılar öksüz kaldı http://metinsert.tr.gg/%26%23350%3Bark%26%23305%3Blar-.oe.ks.ue.z-kald%26%23305%3B.htm Şarkılar öksüz kaldı
Categories: Eğlence, Müzik Tags: şarkılar, Şarkılar öksüz kaldı
Dijital Fotoğrafçılık Eğitimi
Fotoğrafçılığa Giriş.
Camera Obscura ile başlayan fotoğrafçılık serüveni,özellikle son dönemlerde teknolojiyide arkasına alarak hızla hayatımıza girdi. Günümüzde fotoğraf makinası her insan için vaz geçilmez ürünlerden biri olmuştur. Fotoğraf makinesi hayatımıza girdi girmesine de doğru kullanıyormuyuz? duruma göre doğru fotoğraflar çekebiliyormuyuz? Biz bu bölümde Temel fotoğrafçılık üzerine her seviyeden kullanıcıya hitap edecek dökümanlara yer vermeye çalışacağız.
Uzunca bir süredir dökümanlarımın arasında duran 2000 yılında Orhan Cem Çetin‘in Kodak firması için hazırladığı, gerçekten çok faydalı bilgilerin olduğu kitapçık var. O dururken oturup benzer bir şeyler yazmak içimden gelmedi ve Cem beydende gerekli izni aldıktan sonra sizlerle paylaşmak istedim, başlamadan sayın Orhan Cem Çetin‘e ve Kodak firmasına sonsuz teşekkürler.
Ve Fotoğraf…
- Korkmayın! İnsanların çoğu, güzel fotoğrafları yalnızca fotoğrafçıların çekebileceğini sanarak daha baştan kendilerini safdışı bırakırlar. Oysa bir eğlencede güzel dans etmek için eğitimli bir dansçı olmak gerekmediği gibi, etkileyici fotoğraflar çekmek için de fotoğrafçı olmak gerekmez. Kendinizi başarılı fotoğraflar çekebileceğinize inandırın. Bu kitapçığında yardımıyla haksız çıkmayacağınızı göreceksiniz.
- Fotoğraf makinenizi iyi tanıyın, iyi kullanın. Makineniz ile birlikte gelen kullanım kılavuzunu başından sonuna kadar dikkatle okuyun; makinenizin tüm özelliklerini öğrenin ve ilk makaralarınızda tüm özelliklerini deneyin, sonuçlarını görün. Küçük bir ayrıntının büyük bir fark yaratabileceğini unutmayın. İyi bir fotoğraf çekmenin ön şartı, netlik ve ışık ayarını iyi yapmak, çekim sırasında makineyi sarsmamaktır. Ayarların nasıl yapılacağını iyi öğrenin ve özellikle ışığın zayıf olduğu durumlarda fotoğraf çekerken sarsıntıyı önlemek için deklanşöre basarkan nefesinizi tutun; makinenizi gerekiyorsa dengeli, sağlam bir yere koyun ya da üçayak kullanın. Işık ayarlarını hatalı yaptığınızı nasıl anlayacaksınız? Çektiğiniz fotoğraf çamurlu görünüyorsa, yani dalgalı kahverengi tonlu, silik ve kumlu bir görünüşü varsa, ışık az gelmiştir. Tersine fotoğraf çok sert görünüyorsa, yani açık tonlar beyazlaşmış, kontrast çok yükselmiş, ara tonlar yok olmuşsa, ışık fazla gelmiş demektir. Işık ayarının iyi yapıldığı bir fotoğrafta renkler doğru, tonların arasındaki geçiş yumuşaktır.

- Doğru filmi seçin. Tüm dünyada insanların büyük bir çoğunluğu renkli negatif film kullanmaktadır. Çünkü, renkli negatif film daha ekonomiktir, baskı yaptırılması, çoğaltılması paylaşılması kolaydır. Kişisel beğenilere bağlı olarak siyah-beyaz filmlerde kullanılabilirler. Siyah-beyaz fotoğraflar daha çok sanatsal görünse de banyo işlemi dahazordur. Çekilen fotoğraflar bir projeksiyon makinesi ile perdeye yansıtılarak izlenmek isteniyorsa, diapozitif ya da slayt film kullanılması gerekir. Ancak diapozitif film ile hatasız fotoğraf çekmek biraz daha zordur. Film satın aldığınızda, kutusunun üzerinde bazı değerler görürsünüz: ISO 100, ISO 400 gibi. Bu değerler filmin hızı, yani ışığa duyarlılığı ile ilgilidir. Eğer hiçbir tercih belirtmezseniz, satıcı size büyük olasılıkla ISO 100 değerinde, normal hızlı bir film verecektir. Ancak, normal hızlı film bol ışıklı ortamlarda iyi sonuç verirken, ışığın az olduğu ortamlarda, gece çekimlerinde, ve hareket dondurmak istediğiniz (spor karşılaşmaları vb.) durumlarda yetersiz kalabilir. Böyle durumlarda daha yüksek hızlı bir film kullanabilirsiniz. Bu sayede daha karanlık ortamlarda fotoğraf çekebilir, hızlı hareket eden insanların ilginç görüntülerini yakalayabilir, gece çekimlerinde flaşla daha uzak mesafeleri aydınlatabilirsiniz. Yüksek hızlı film kullanmanın tek sakıncası, fazla büyütülen fotoğraflarda, görüntüyü oluşturan taneciklerin biraz kumlu görünmesidir. Ancak son yıllarda film üretiminde meydana gelen teknolojik gelişmeler sayesinde bu sorunda ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle, sağladıkları avantajları dikkate alarak genelde daha yüksek hızlı filmler önerilir (Örneğin Kodak Gold Ultra / ISO 400).

- Işığı iyi kullanın Işık, fotoğrafçının en önemli malzemesidir. Fotoğraf makinenizi tanıdığınız kadar, ışığın nasıl davrandığını da iyi bilmeniz gerekir. Işığın rengi ve aydınlatma biçimi önemlidir. Piyasada satılan filmlerin büyük bölümü gün ışığında kullanıldıklarında doğru renkler verecek biçimde üretilmişlerdir. Ancak gün ışığının rengi hep aynı değildir. Sabah çok erken saatlerde ve gün batımı yaklaştığında, günışığı renk değiştirir. Film ışıktaki renk değişimlerine karşı gözlerimizden çok daha fazla duyarlıdır. Bu nedenle, sabah çok erken saatlerde çekilen fotoğraflar mavi-mor, gün batımı yaklaştığında çekilen fotoğraflar daha kırmızı tonlarda çıkar. Aynı şekilde, ampul ışığı ile aydınlanmış mekanlar bize normal görünse de, böyle yerde flaşsız çekilen fotoğraflar turuncu çıkar! Bu ille de bir hata demek değildir. Işıktan dolayı fotoğrafta belli bir rengin hakim olması, fotoğraflara özel bir duygu da katabilir. Işığın konuya hiç bir engelle karşılaşmadan, doğrudan ulaşması (örneğin bulutsuz bir gökyüzünde parlayan güneş ya da flaş ışığı), çok sert gölgeler oluşturur. Konu üzerinde ışığı alan ve almayan bölümler arasında çok büyük bir ton farkı olur. Buna yüksek kontrast adı verilir. Işık kontrastının yüksek olması fotoğraflarda genellikle çok dramatik bir sonuç verir. Dramatik etkiyi arttırmak için gün ışığının geliş yönü ile dik açı oluşturarak fotoğraflar çekebiliriz. Böylece konunun bir yanı aydınlık, diğer yanı gölge olacaktır. Dramatik etkiyi azaltmak için ise, güneşi arkanıza alarak konunun aydınlıkcephesini görüntüleyebilir, ayrıca fotoğraf makinanızda varsa, dolgu flaşı özelliğini kullanabilirsiniz. Dolgu flaşı, gün ışığında bulunmanıza karşın flaşın çakması ve sert gölgeleri yumuşatmasıdır.
- Flaşa dikkat ! Karanlık ortamlarda ise flaş, çok dikkatli kullanılması gereken bir ışık kaynağıdır Objektifin görüş açısı ile aynı yönde ışık verdiğinden, meydana gelen aydınlatma güçlü bir el fenerini karanlıkta bir insanın yüzüne tututuğunuzda elde edeceğiniz aydınlatmanın neredeyse aynısıdır. Gölgeler serttir. Herşey önden aydınlandığı için derinlik duygusu yoktur. İnsanlar, nesneler hacimsiz görünürler. Karşınızda yansıtıcı bir yüzey varsa rahatsız edici parlamalar oluşabilir. Ayrıca, insanların gözlerinde ünlü kırmızı göz etkisi oluşabilir. Yakındaki nesneler çok aydınlık, arkalardaki nesneler çok karanlıktır. Kısacası, flaş aslında iyi bir ışık kaynağı değildir. O halde: Zorunlu kalmadıkça flaş kullanmayın. Makinenizde kımızı göz önleme sistemi varsa, insan fotoğrafları çekerken devreye sokun. Yoksa, çekimden hemen önce güçlü bir ışık kaynağına bakmalarını sağlayın, ya da çekim sırasında objektife baktırmayın. Flaşınızın etki uzaklıklarını makinenizin kullanım kılavuzundan öğrenin ve daha uzakta yer alan konuları çekmeyin. Flaşın etki uzaklığının kullandığınız filmin hızına bağlı olarak değiştiğine dikkat edin. Daha uzaklarda yer alan konuları (örneğin kalabalık grupları) görüntülemekte zorluk çekiyorsanız, daha yüksek hızlı bir film (örneğin Kodak Gold Ultra/ ISO 400) kullanın.
Yaklaşın. Gereksiz ayrıntıları çerçevenin dışında bırakın. Yalın, gözü yormayan, konusu belirgin fotoğraflar çekin. Fotoğraf makinenizin netlik ayarının izin verdiği kadar yaklaşın. İnsan fotoğrafları çektiğinizde, yüz ifadesine önem verin. Özel bir kostüm ya da duruş yoksa, yakından çekeceğiniz bir fotoğrafta yüz ifadesi daha belirgin olacaktır. Ancak fazla yakından çekilen bazı portrelerde yüzdeki burun, çene, alın gibi bölümlerin fazle büyük görünerek gülünçleçtiğini unutmayın. - Tüm Yüzeyi Değerlendirin. Foyoğrafı bir dikdörtgen alan alan ile çektiğinizi hatırlayın. Sadece tam ortayı düşünmeyin. Portre çekerken, ortaya kafayı değil, gözleri yerleştirabilirsiniz.
ALTIN NOKTA Fotoğrafçıların kullandığı bir başka yöntem de, fotoğraftaki ana konuyu altın nokta adı verilen özel bir konuma yerleştirmektir. Ana konunun tam ortada değil, altın noktada yer aldığı fotoğraflar daha kolay algılanır ve daha dinamik görünürler. Bunun için, fotoğrafı hayalinizde eşit aralıklı iki yatay, iki de dikey çizgiyle kesin. Çizgilerin kesiştiği dört ayrı noktanın herhangi birini altın nokta olarak kullanabilirsiniz. Bu kural, özellikle boş bir alan içinde yer alan tek bir biçim, örneğin açık denizde giden bir tekne, boş bir kumsalda yürüyen bir insan gibi konular için geçerlidir. İki konu varsa, birbirinin çaprazında duran iki altın noktaya yerleştirilebilir. Otomatik netlik ayarlı bir fotoğraf makinesi kullanıyorsanız, ana konuyu merkezden uzaklaştırdığınızda netlik ayarını kilitlemeyi unutmayın. Konuyu dikdörtgen çerçeveye yerleştirirken, doğal çizgilerdende yararlanabilirsiniz. Özellikle fotoğrafı çaprazlama kesen çizgiler bakışı sürükleyerek görüntünün içinde gezdirir. Uzaklaşan tren rayları, kıvrılarak yükselen bir dağ yolu, gösteri uçaklarının gökyüzünde çizdiği renkli çizgiler ilginç komposizyonlar yaratır. - Farklı Açılar Deneyin. Fotoğraflarınızı sürekli yatay ve ayakta durarak çekmek zorunda değilsiniz! Konuyu inceleyin. Daha aşağıdan, daha yukarıdan, makineyi dikey ya da eğik tutarak çektiğinizde sonuç nasıl olacak? Özellikle çocukları ve evcil hayvanları görüntülerken onların hizasına inin ki yüzleri daha iyi görünsün! Makineyi dik tuttuğunuzda, flaşın üstte kalmasına ve elinizle engellenmemesine dikkat edin.
- Derinlik yaratın. İnsanların iki gözleri olmasının nedeni, uzaklık yani üçüncü boyut duygusunun oluşmasıdır. Fotoğraf makinesi ise tek gözlüdür. Fotoğraflara derinlik katabilmenin yolu, bir birinin önünde/arkasında duran konular oluşturmak, görüntüler arasında yakın-uzak ilişkisi kurmak, özelliklede ön plana bir ağaç dalı, bahçe parmaklığı vb. unsurlar katmaktır.
10. Renk Kullanın. Doğadaki tüm renkler, üç ana rengin, yani kırmızı, yeşil ve mavinin farklı oranlarda bir araya gelmesiyle oluşur. Bunu daha iyi anlamak için bir büyüteçle TV ya da bilgisayar ekranına yakından bakmayı deneyin. Kırmızı, yeşil ve mavi renkleri aynı fotoğrafın içinde belirgin alanlar halinde kullandığınızda ortaya bütünlük ve renk zenginliği duygusu olan bir görüntü çıkar. Kırmızı, yeşil ve mavinin birerde zıt rengi vardır: Sırasıla, turkuvaz, mor ve sarı. Zıt renklerin birlikte kullanıldığı fotoğraflarda çok çarpıcı sonuçlar elde edilir. Renklerin sıcak ve soğuk diye ayırmakta mümkündür. Sarı ve kırmızı tonları sıcak renklerdir. Çünkü ateşi çağrıştırırlar. Bu hakim olduğu fotoğraflar da insanlara sıcaklığı, duygusallığı hatırlatır. Yeşil, mavi, gri tonları soğuk renklerdir. Suyu, buzu, gökyüzünü çağrıştırırlar. Bu renklerin hakim olduğu fotoğraflar insanlara serinlik, üşüme, çaresizlik, yalnızlık duygularını verir. Ancak renk kullanımındada aşırıya kaçmamalı, karmaşa yaratmaktan kaçınılmalıdır. - İnsanları doğal hallerinde görüntülemeye çalışın. Fotoğraflarda poz veren insanların sıkıcı ve yapay göründüklerini hatılayın. “Objektife bakın, çekiyorum ,” yerine, Siz bana aldırmayın, ben bir yandan çekerim,” demeyi deneyin. Bırakın insanlararalarında konuşsunlar, şakalaşsınlar, işlerini yapsınlar. Görüntülediğiniz insanlar kadar bulundukları mekan önemliyse, doğru açıyı bularak mekanı ve o kişinin mekanla ilişkisini de gösterin. Tanımadığınız insanları görüntülerken önce onlarla konuşun, yaptıkları işle ilgili sorular sorun. Bu hem sizi hem de onları rahatlatacaktır.
- Hareket Dondurun Bol ışıklı ortamlarda, yüksek hızlı bir film (örneğin ISO 400) ile birlikte sezgilerinizi de kullanarak, hareket dondurun. Bu yolla, spor yapan, dans eden insanların asla çıplak gözlerinizle göremeyeceğiniz çok ilginç, şaşırtıcı görüntülerini elde edebilirsiniz. Hareket dondurmak için karanlık mekanlarda flaş ışığı kullanabilirsiniz.
- Doku Araştırın. Kendisini tekrar ederek yüzeye yayılan görüntülere doku adı verilir. Çevremizde çeşitli nesnelerin, hatta canlıların oluşturduğu çok ilginç dokular yer almaktadır. Bu tür dokuları tek başlarına görüntüleyebilir, ya da insan fotoğrafları çekerken arka planda kullanabilirsiniz.


- Objektifinizi daha verimli kullanın. Fotoğraf makinenizin objektifinin ya da objektiflerinin özelliklerini iyi öğrenin. Makinenizin sabit ayarlı ve değiştirilemeyen bir objektifi varsa, bu büyük olasılıkla geniş açılı bir objektiftir. Geniş açılı objektifin özelliği, aynı noktadan bakıldığında, insan gözüne göre daha geniş bir alanı görüntüleyebilmesidir. Böylece gerilemeye gerek kalmadan daha geniş bir alanı, daha fazla kişiyi görüntülemiş olursunuz. Geniş açılı objektifle çekilen fotoğraflarda mekanlar olduklarından daha geniş, nesneler olduklarından daha uzakta görünürler. Ayrıca, derinlik duygusu da daha fazladır. Çünkü, yakında bulunan nesneler çok büyük, uzaktakiler çok küçük görünür. Bu nedenle, geniş açılı bir objektifle yakından çekilen portrelerde insanların burunları büyüdüğü, kulakları küçüldüğü için komik görünürler! Eğer objektifinizin zoom özelliği varsa, durduğunuz yerden görüntüyü yaklaştırıp uzaklaştırabilirsiniz. Görüntünün yaklaşması teleobjektif, uzaklaşması geniş açı konumuna karşılık gelir. Teleobjektifin tek özelliği görüntüyü yaklaştırmak değildir. Perspektifte değişir. Geniş açı konumunun tersine, teleobjektif konumunda derinlik duygusu azalır. Birbirinden uzakta olan nesnelerin boyutlar birbirlerine yaklaşır ve daha yakyn gibi görünürler. Portre çekimlerde, teleobjektif kullanıldığında daha iyi sonuçlar elde edilir.
- Üşenmeyin. Tek bir kare çekip bırakmayın. Aynı konuyu bir kaç kez farklı açılardan ve farklı anlayışlarla çekin. Unutmayın ki, görüntülediğiniz an bir daha geri gelmeyecek. O yüzden, hakkını verin. Profosyonellerinde böyle çalıştığını hatırlayın. Fotoğraf makinenizi ve yedek filminizi yanınızdan ayırmayın. Karşınıza ne zaman neyin çıkacağını asla bilemezsiniz. Raslantı sonucu çekilerek tarihe geçmiş fotoğrafların sayısı hiç de az değildir.
- Fotoğraf Makinenize İyi Davranın. Onun hassas bir cihaz olduğunu unutmayın. Walkmeninize nasıl davranıyorsanız onada öyle davranın. Darbelerden, tozdan, nemden, yüksek sıcaklıktan koruyun. Yaz tatillerinde fotoğraf makinenizin en büyük düşmanı kum ve tuzlu sudur, unutmayın. Objektif kirlendiğinde sakın t-shirt’ünüzün kenarı ile silmeyin! Özel objektif temizleme fırçası ve silikonlu kağıt kullanın. Bu mümkün değilse, önce yumuşak, tüy bırakmayan bir kumaş parçasını fırça gibi kullanarak, bastırmadan tozları alın. Daha sonra objektifin yüzeyinde soluğunuzla bir buğu tabakası oluşturup aynı kumaşla silin. Objektifi asla kuruyken silmeyin. Gözlük temizliği için üretilen ıslak mendilleri asla kullanmayın, objektifinize zarar verebilir. Uzun süre fotoğraf çekmeyecekseniz, pilleri makinenin içinde bırakmayın. Yolculuğa çıkarken yedek pillerinizi yanınıza alın. Artık çok farklı pil standartları oluştuğundan, gittiğiniz yerde hazırlıksız yakalanmayın. Kullanılmış filmlerinizi bir an önce banyo ettirin. Banyo ettirene kadar da ambalajlarından çıkan plastik tüplerin içinde, serin bir yerde saklayın.
Yazar Hakkında
Categories: Eğlence, Fotoğraf Tags: Dijital Fotoğrafçılık, Dijital Fotoğrafçılık Eğitimi
Işıklar ve Yapay Güneşler
![]() |
Güneşiz bir fotoğrafçı, susuz çiçeğe benzer. Doğadan bağımsızlaşmak isterseniz, bir ışıklandırma sistemi fotoğraflarınız için âb-ı hayat anlamına gelir. Tabiiki böyle bir sistem pek ucuz değildir ancak hesaplı ve buna rağmen işlevsel bir çözüm isterseniz, buyurunuz! |
|
Basit florasan lâmbalar ile, ışıkların efendisi olabilirsiniz. Böylece, gölgesiz portre çekimleri yapabilir ve konularınızı beceri ile ışıklandırabilirsiniz. Ancak fotoğrafınızın, neon ışıklarının şüpheli güzelliğine boğulmaması için, doğru seçim yapmanız gerekir. |
|
![]() |
|
|
Doğru yapılmış bir beyaz ayarı makinenin, boş bir dosya kağıdını nasıl göstereceğini belirleyebilir. Ancak şüpheli durumlarda, doğal ışık yelpazesi tercih edilmelidir. Sihirli kelime “renk ısısı”dır. Bu adlandırma, ölçüm sisteminden kaynaklanır. Bunun için içi boş, ışığı yansıtmayan, siyah bir metal küre alınır. Isıtıldığında önce kızarır, sonra turunculaşır ve en son beyazlaşır. Isı Kelvin ile ölçüldüğünden bu birim, renk içeriği gibi sübjektif bir olay için sabit bir değer oluşturur. Örneğin yapay ışığın renk ısısı yakl. 2000 ile 6000 Kelvin arasındadır, güneş ışığı 6000 Kelvin ve üstüdür. Dağlarda bu sayı 16000 Kelvine kadar çıkabilir. |
|
|
Sıcak veya soğuk ışık gibi, belirsiz verilere muhtaç kalmamak için bazı şifreler geliştirilmiştir. Bir lâmbanın üstünde şöyle bir şifre olabilir: L 18 W / 12 – 950. L harfinin anlamı florasan’dır. 18 W, 18 Watt anlamına gelir. 9 sayısı, RA adında renk-gösterim cetveli değeridir. Bu cetvel 0 ile 100 arasındaki basamaklar ile renklerin ne kadar iyi verildiğini gösterir. Bu değeri bulmak için, söz konusu olan ışık kaynağı ile standardize edilmiş renk yelpazesi, aydınlatılır. Gerçek renklere ne kadar yaklaşılırsa, RA-değeri o kadar iyi olur. Şifremizde 0 sayısı tasarruf edilmiş, yani elimizdeki değer, gerçekte, 90; fena değil! Şifremizdeki 12 sayısı ise, RA değeri ile aynı anlamı ifade eder; bu eski bir ölçüm sistemidir ve sadece geleneksel nedenlerden yazılmıştır. 50 sayısı ise 5000 kelvin anlamına gelir. Bunun haricinde, florasanın Hertz (titreşim) frekansı da önemlidir. 100 Hertz düzeyinde olan bir florasan, saniyede sadece 100 defa patlar. Bu olay sadece gözü yormakla kalmaz, aynı zamanda hızlı enstantenelerde de sorun yaratır. En iyisini uygulamak isterseniz, florasanın performansını 30000 Hertz’e çıkaran bir cihaz kullanabilirsiniz. |
|
Kaynak:Fujifilm Türkiye
Yazar Hakkında
Categories: Eğlence, Fotoğraf Tags: fujifilm, ışıklar, yapay güneş
Yaratilisin sonu ve Basi
YARATILIŞIN SONU VE BAŞI
euzubillahiminesseytanirracim
bismillahirrahmenirrahim
elhamdülillahi rabbil alemin
bismillahirrahmenirrahim
elif lam mim
bismillahirrahmenirrahim
zilzalehe
es*galehe
malehe
ahbarehe
evhalehe
eştaten liyurav a’malehüm
lehüm
hüm
mim
yerah
mi*sgale zerratin şerran yerah
sadakallahul azim
Allhümme salli ala seyyidina muhammedin
Allahümme salli ala seyyidina israfil
salli ala seyyidina israfil
seyyidina israfil
Allhümme salli ala seyyidina israfil ve selamen berzah
ve selamen berzah ve selamen berzah ve selamen berzah ve selamen berzah ve selamen berzah ve selamen berzah ve selamen berzah
zah
zah
zah
hu hu hu
lamelif
ye
ey cemaati müslimin vel ademi vel ins vel cin vel mutaffifin
yolculugumuza basliyoruz bu gün konumuz yaratilisin basi ve sonu olacak yani iki kutba bakacagiz bu haftaki bombamizin birincisini hemen patlatiyoruz bu alemde yani su günes sisteminde yasayanlar icin kutuplar ikidir norden süden, kuzey ve güneydir dogu ve bati ise sabit degildir. ammaaaaa bu günes sisteminden cikilinca bir üstte kutuplar dokuz tanedir bu günes sisteminden cikis kapisi bir tanedir öyle nassa üstünden firlatilan mekiklerle falan cikamazsiniz hic ugrasmayin dedikki bu evrenden ve dünyadan ciktimi yoksunuz amma insan dört unsur ve bes cevherden yaratilmistir dört unsur dünyada oldugu gibi diger bes cevher dünyanin disindandir yani dünyanin disina cikmak var amma sizin istediginiz gibi bedenen cikip oralarda hayat sürmek böyle bir seyi hic aklinizdan bile gecirmeyin. kapi bir tane dedik iste o kapi mescidi aksanin üstündedir ve o kapi ancak kapiyi edebiyle calmasini bilenlere acilir yahudilerin bir şekli vardir sekiz köseli yildiz bunu zannederler cikis. biz ne dedik disarisi dokuz kutupludur sekiz degil yani sizlerin bildiginiz sekizi. dokuzuncuyuda biz biliriz siz degil ey yahudiler yani anahtar bizdedir mescidi aksa sizdeyse anahtar bizdedir kapiyi acmadan cikamazsiniz dünyanin baska hicbir yerinden cikamazsiniz yukari hemde o kapidan dünyaya ait hic bir sey gecemez yani gümrük yoklamasi vardir.
simdi diger konumuza ve yolumuza devam ediyoruz
bir Allah adami dediki sohbet ederken Allah askina yüzüme bakin nasil bir ehli keyif kadin oynatir bakar zevklenirse bende sohbetimde yüzüme bakilmasindan hoslanirim dedi yolumuz onlarin evinin önünden gectiginden bizede sirayet etmis bizdeki halide alimlerin sohebetinden zevkleniriz duymasam dinlemesem neşesiz olurum. iste o yüzden zamanimizin faydasi sanal mecliste oturup yani televizyonda islami televizyonlarin hizmet edenlerinden Allah razi olsun islami kanallarda sohbetleri dinlerim iste özellikle mustafa hocanin tefsirini kacirmamaya calisiyorum Allah razi olsun . bu gün hocanin gecen haftaki tefsirini dinledim yani zilzal suresi
hoca güzel tefsir etti amma bizde görevimiz tefsir olmasada biraz eklemeler yapacagiz . daha cok harf tefsiri üzerinde duracagiz
birinci ayetin sonu yani zilzalehe yani o sondaki müennes te var ya yani sondaki he yani hu diyorki rabbimiz sondan üc öncesi yani sonda ne var vav he lamelif ye yani henin sekli ‘o’ oldugunda yani dünya yalniz kaldiginda yaniyi cok kullaniyorum yinede yani ay dünyadan ayrildiginda ne olur yalniz kalir bir hu olur iste dünya hu cektiginde z*ilz*alehe yani z*e oldugunda yani zedeki gibi elektron cekirdekten koptugunda yani zedeki nokta ayrildiginda ne olur iste o zaman z*e peltek z*e ye dödügünde yani güneste cekilip alindiginda ne olacak yer öyle sarsilacak ki her sey dümdüz olacak yani patlayacak
ikinci ayetin sonuna geciyoruz yani es*galehe yani artik peltek s*e oldugunda yani üc nokta yani dünya günes ay koptugunda yani üclü parcalandiginda iste burada yine nehyi ispattaki nehyimize geliyoruz lanet olsun o atomu parcalayanlara iste o zaman hersey zerrelerine parcalanacak yani se deki üc nokta gibi. arasat meydani iste öyle bir düzlüktürki gelmis gecmis bütün insanlarin üstünde durup siralanacagi ve bütün hayvanat ve nebatat ve cemadatin sahidlik icin hazir bulunacagi ve bir ucundan bakildiginda hem öbür ucu görülecek sekilde düz ama ucu bucagi gözükmeyen bir düzlüktür yani dünyanin ve günesin artik Allahin kudretiyle acilip düzlem haline getirilecegi seklidir
ücüncü ayetin sonu yani malehe yani ma yani mime dogru yani mimi aramaya düstüklerinde yani mim kimdir muhammed yani mimi biz nerede tarif ettik ista kabeyi tavafta yani mimin arkasindan gidip dönmeye basladiklarinda kadayyissicillilikutup yani yine dediki disarda dokuz kutup var. kutupu aradiklarinda
dördüncü ayetin sonu ahbarehe yani bütün ruhlara deliklerden cikin emri geldiginde yani haberdar edildiklerinde yani birinci sur üflendiginde
berzah nedir bilirmisiniz ruhlarin icinde durdugu israfilin elinde üfürmeye hazir tuttugu surdur huni seklindedir ve zamani gelen huninin altindan nohut dökülür gibi cikar dünyaya gelir ve dünyada ömrünü tamamlayan tekrar hununin üstüne atilir hununin üzerinde ruhlarin cikacagi her bir ruh icin delik bulunur iste evhalehe ‘ev’ yani eski hallerine döndüklerinde yani o surun deliginden gecebilecek incelige ulastiginda parcalanma
yani besinci ayetin sonu ev halehe yani ev yani önceki hallerine döndüklerinde oda ne demek yani berzaha döndüklerinde
iste sizin onun arkasina takildiginiz eştat var yani şeytan
besinci ayetin sonu eştaten liyurav a’malehüm yani iste oda döndürülecek yani o secde etmeyen secde etmeye yani lehüm ona yani hüm onlarin hepsi şetatlarin hepsi ve mim yani mim yapacaklar yani secde edecekler yani o yapmayi istemedikleri seyi secdeyi eşşek gibi yapacaklar o mimin ardindan döndürülecekler döne döne say yapa yapa götürülecekler katayyissicillilil kutup iste o kutba götürülecekler yani onlari secde eder halde liyurav göreceksiniz yani liyurav bildiginiz bu gözle degil iste o liyurav görmesi ile göreceksiniz
iste rahman suresindeki Rabbinin vechi baki klacak ayeti bu iki ayetin arasinda inmistir yani burada bir lamelif vardir yani nefiy ve ispat vardir Rabbimiz herkese kiyameti yasatacak ve bir tek ezeli ve ebedi odugunun ispatini bize yasatacak
sondan bir önceki ayetin sonu yani yerah ‘ye’ yeniden yasatildiginda yani ikinci sur üflendiginde yani herkes yeniden ot yeserir gibi o arasat meydaninda o düzlükte yeniden ayaga kalktiklarinda miskale zerretin yani miskal zerresi halinde olan yaratiklarin hicbirisi zayi olmadan hayra dönüstügünde yani cana geldiginde
misgale zerratin şerran yerah yani sin zerreliginden şin zerreligine üc nokta safligina erisenler o gecitten gecebilecekler
cennete ulasabilecekler…….
geri zekali ahmaklar ne yapiyorlar zamanda yolculuk yapacaklarmis sen daha sin zerrelegi nedir biliyormusunki zamanda yolculuk yapasin ahmak . gecmise gideceklermis !!!!!!
sin zerreligine dönmüs berzahtaki ruhlaRI SENMI GERI GETIRECEKSIN ISRAFIL ÜFLEMEDEN: AHMAK SEN KENDI YAPTIGIN ALETLERI BIR BOKMU SANIRSIN
MANYAK TEPPAT IDIYOT ::::::
SIMDI YINE BASKA BIR YOLA VE KONUYA GECIYORUZ
dedikki konumuz yaratilisin basi ve sonu, sonundan bahsettik simdide basindan bahsedecegiz
geri zekali kafirler. secdeyi muhammedi kabul edemeyen ahmaklar bu kitap kurani peygamberimize indigindemi yaratildi sanirsiniz dedikki yaratilisin basi muhammedin nuru ile baslar o manyetik dalga o nur ile baslar daha önceki ihtarname yazimizda yazmistik merak eden acip okusun
o nur yaratildiginda o nurun yazilimi sonrami yaratildi sanirsiniz.
iste kuranin basindaki fatiha o nurun yazilimidir: basta ne vardir : esteuzubillah
elhamdü yani elif lam ha mim dal
simdi dikkat elif ve lam yani bunu aciklamaasi ise bakara suresindedir yani basi esteuzubillah elif lam mim
yani elif nedir dik duran egilmeyen bu kuranda nasil aciklanir cenabi hak adem atamizi yaratti ona kelimeleri ögretti muhammed aleyhisselamin nurunu icine koydu ve ona secde edin dedi herkes secde etdi amma kim ayakta kaldi tabiki secde etmeyen seytan yani elif ve mim yazildi ayktaki ve secde edenler peki lam nedir aradaki iste orada karar veremeyenler vardir yine daha önceki yazimizda yazmistik önce secde etmek isteyip yari yolda yani rukuda karar degistirenler yani lam yazanlar birde bunlardan zaten rukuda(hayvan sifatinda) yaratilipta rukudan secdeye gidecegine secde etmeyip seytan ayakta deyip ayaga kalkanlar dikilen lamlar yani latin alfabesinde kücük le harfi l yani rukudan düzelip secde etmeyen
yani ey kafirler sizin o kabul edemediginiz islam ve kuran dahada önceden yazildi ve yaratildi ve kün ile yasanmaya basladi yani siz inkar ediyorsaniz edin sizin inkar etmenizde kuranin disinda bir sey degil siz kurandaki lamlarsiniz kuranda lam elbette bulunacak siz gibi kafirler ve münafiklarla cenabi hak bizleri inanlari temizliyor yani ispattan önce sizinle nehy yapmis oluyoruz ::::::: iyiki varsin cehennem iyiki varsin ölüm iyiki varsin karanlik sakin olaki kurandan lamlari cikarmaya kalkmayin ozaman ne demek bilirmisiniz afedersiniz kaba konusacagim siz kafirlerin beygir gibi osura osura gebermeniz demek
melekler nurdandir onlarin yikanmaya suya ihtiyaci yoktur kirlenmezler bizlerse siz gibi kafirlerin ve seytanin sebebiyle kirleniyoruz ammmaaaa cenabi hak bizleri yikansin temizlensinler diye suyumuzu gökten indiriyor taaki ne zamana kadar inanalar bu dünyada yasadigi müddetce onlarin abdest suyu inecek su biterse sunu bilinki son 350 ye girilmistir artik toprak vaktidir
simdi tekrar elhamdüye dönüyoruz elif lam ha mim dal
o secde etmeyenler muhammed aleyhisselamin nurunada secde etmediler yani etrafinda dönmediler ve say yapmadilar bastaki elif ve lam daha sonra ha mim ve dal gelir yani mim ortada muhammed Aleyhisselamin nuru önce ortadan sola dogru gitmis ve say yapmis sonra ha yi alip oradan dala dogru dönmüs yani birinci dönüs yaratilis soldan saga dogru dönüstür . amma peygamberimiz dünyaya teşrif ettikten sonra dönüşü hep sagdan sola dogru olmustur yani artik geri dönüs yolculugu baslamistir
iste siz ahmak kafirler bu kitap kurani siz anlayamazsiniz onun her harfi yasanmistir ve yasanmaktadir ve sizler bile yasiyorsunuzda ne yasadiginizi bilmeyen ahmaklarsiniz
daha size ne diyeyim
Allahim inanlari ahmakliktan muhafaza eyle amin
elfatiha maasalavat
Yazar Hakkında
Diger makalelerimizi kendi sayfamizdan okuyabilirsiniz
http://nurfelak1.nu.ohost.de/islamiyazilar/islamiyazilar.html
Categories: Din, İslam Tags: Yaratilisin sonu ve Basi, yaratılış
Mührü Refiki Aala-yaratilis Sirri
Mührü Refiki Äla
Euzubillahiminesseytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Elhamdülillahi Rabbil alemin vel agibeetü lil müttegiyn vesselatüvesselmü ala rasulüne Muhammedin adede men salli aleyhi.
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin haai Rahmeti ve miimi elmülki ve dali devami seyyidil kamilil fetihil hatemi adede ma fi ilmike kainün ev gad kane küllema zekereke ve zekerehüz zakirune ve küllema gafele an zikrike ve zikrihil afilune saleten daaimeten bi devamike bagiyeten bi bagaike la münteha lehe düne ilmike inneke ala külli seyin kadir
Ya haligul zülcelal merhamet eyle bizlere okuyana yazana dinleyene duyana acizligini anlamak ihsan eyle . öyleki acizligini bilmeyen Rabbinin yüceligini anlayamaz meded ya enbiya velmelikei kiram vel evliyai ve sühedai vel abidiynessalihyn. Ya zülcelal rahmet deryandan bir damlada bizlere damlat.
yolculugumuza basliyoruz
Bu günkü konumuz insanin yaratilisi olacak.
Sizelere önce bir soru soracagim ki! yazimiza tefekkürle girelimki bir saatlik hakki tefekkür bin yil ibadete bedeldir.
sorum sudur
Anne Karninda insanin önce neresi yaratilmaya baslar ?????????
lütfen asagisini okumadan bir bes dakika olsun bu konuda tefekkür edin
Bu gün bu yaziyi nereden okuyorsunuz bir internet sayfasindan o halde sayfayi neyle aciyorsunuz yahut sayfa aclilnca ilk ne cikiyor tabiki firmanin logosu, ka_esi, mührü
o halde insaninda önce yaratilirken sahibinin mührü yazilarak yaratilmaya baslar yani Refiki ala nin Mühründen baslanir yaratilmaya .
öyleyse biraz daha tefekkür edin bu mühür nerededir????????
elcevab insanin sag elinin sehadet parmaginin ucundandir .
simdi bilim adamlarini arastirmaya davet ediyorum .parmak ucundan alacaginiz kücük bir parcadaki hemoglobini inceleyin bu hemoglobin insanin yapi tasinin original yazilimini gösterir, yani kök hücre kök hücre diye zirvalar durursunuz iste kök hücre buradadir. bazi insanlarda üc seyden bazi insanlarda bu hemoglobin dört seyden olusur
üc seyden olusan insanlarda ikiye ayrilir birisindeki üc sey
digerindeki
dan olusur bu simgeler saidmi _akimi oldugunu belirtir saidler yani ehli iman olanlardir ^akiler ise ehli delalettir
bir de dört simge olanlar vardir ki bunlarda önceki yazilarimizi okuyanlar hatirlayacaklardir kalu belada önce evet deyip imandan sonra küfre dönenler ve birde önce hayir deyip sonra pisman olup imana dönenlerdir bunlarin yazilimida sunlardir
imana dönecek olanlarda
bulunur
imandan küfre dönenlerdede
bulunur
bunu arastirin apacik göreceksiniz
Rabbimiz Kuranda ne buyuruyor insani bir alag dan yarattik yani bir hemoglobinden yani ey insanoglu hic büyüklenmeye kalkma Rabbi zülcelal seni iste bu kadar kücük bir seyden yaratiyor meni denilen yani sperma füzesinin icinde bir adet hemoglobin sakli her insaninki farkli berzah aleminden cikar ve yeryüzüne iner ve cesitli yollardan sonra ana rahmine dahil olursa yaratilisi baslar
simdi bizde bu yazimizin bombasini patlatiyoruz
ey microsoftun sahibi sana sesleniyorum biz simdi senin yaziliminla yazip intenete giriyoruz san büyük bir proje veriyorum al ve kullan projeyi gerceklestir sen öyle XP yaziliminla vista yazilinla falan övünme senden büyük cenabi hak öyle büyük kudrete sahipki engüzel yazilimi ancak o yapar sana verecegim projede insnanin yazilimi parmak sag elinin isaret parmak ucundan alinacak parcadaki hemoglobinde bir yazilim var sen bu yazilimi arastir ve incele sana en büyük yazilim bulusu olacaktir bakalim benzerini yapabilecekmisin
ela inne ahsenil kelam ve ebligannizam kema galallahu tebareke ve teala fil kelam. ve ize gurel kurane festemiu leh ve ensitu laalleküm türhamun
Allahim inananlari bereketlendir
velhamdülillahi rabbil alemine el Fatiha maassalavat
yazidaki ayaet ve resimler gözükmemektedeir orjinal sayfasindan görmek icin asagidaki linke tiklayin
http://burhami.bu.funpic.de/index.php?page=Thread&threadID=77
Yazar Hakkında
sayfam
http://burhami.bu.funpic.de
yazinin bulundugu dizin
http://burhami.bu.funpic.de/index.php?page=Thread&threadID=77
Categories: Din, İslam Tags: mührü refiki, yaratılış, yaratılış sırrı
Dogruluk Dogru Yol ve Dosdogru ol Emri(SIRATI MUSTAKIM)
Euzubillahiminesseytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Elhamdülillahi hamden kamilen ebediyyen sermediyyen verham ve teaven bi hurmeti Muhammedül emin siracel mü’minun ve miracel kevneyn ve bi izzeti müslimiyn kutbul faiziyn imamul mü’minin habibi Rabbül Alemiyn
Yoculugumuza bir veciz beyt ile basliyoruz
Korkma Düsmandanki ates olsa yandirmaz seni
Müstakim ol Hz Allah utandirmaz seni
Ey inanan insanlar: inanmak öyle kuru kuru inandim demekle olmaz tasdik gerekir ey müslüman tasdik . tasdik nedir onu bize Rasulullah söyle anlatir
Bir gün Rasulullaha bir mü’min
-ya Rasulullah, islama dair bana öyle bir söz söyleki, sizden baska hic kimseden sormaya muhtac olmayayim.der
bunun üzerine Peygamber Aleyhisselam
“Allaha inandim de ,sonra dosdogru ol” buyurdular.
Ha peki dogruluk nedir ??????
senin dogrun var bizim dogrumuz var onun dogrusu var bunlarmidir dogru herkesin kendine göre bir dogrusu var
meshur nasreddin hocanin kadilik anisini herkes bilir iki davali gelir birisi olayi anlatir sonunda hoca ona sen haklisin der sonra öbür davali anlatir onada sen haklisin der bunu duyan hatunuda der hoca olurmu sen ikisinede haklisin dedin der bunun üzerine hoca sende haklisin hatun der öyleyse biz dogruyu nasil bulacagiz
yine baska bir kissada bir adem atini cayirda otlatmak icin gider ve oraya atini baglamak icin bir kazik cakar sonra evine giderken derki bir baska müslümanda gelirse ugrasmasin bu kaziga baglasin der kazigi cikarmadan gider sonra bir baska müslüman gelir bakarki yerde bir kazik hemen söker cikarir bir müslümanin ayagina takilip zarar vermesin der.
evet peki dogru bunlarmi senin dogrunmu benim dogrummu bizler bunlarin arasina düsersek cikamayiz yani herkesin bir dogrusu var oysa Rasulullahin buyurdugu dogruluk bu degil Rasulullah buyurduki “beni hud suresi ihtiyarlatdi”
hud suresinin icindede
-”emrolundugun gibi dosdogru ol”-
ayeti kerimesidir yani öyle müslüman oluvermek kelimei _ehadetle bitmez!!!
bugün bir futbol takiminin formasi var bir internet sayfasinin logosu var bir firmanin amblemi var bir okulun giyim kusam formasi var sen öyle müslümanligi bir _ehadetle bitermi sanirsin islamin libasini formasini amblemini logosunu tasimayanin nereden belli olacak yarin ahrette müslüman oldugu islamin libasi yani elbisesi nedir takvadir oda nedirMuhammedin libasindan giymektir oda nedir sünneti seniyedirlogoso nedir kelimei sehadet amblemi nedir bes vakit namaz
Bir gün Rasulullaha Hz ömer geldi ve dediki -”seni nefsimden baska herseyden daha cok seviyorum Ya rasulullah” dedi
Peygamberimiz buyurdularki beni nefsinden de cok sevmedikce gercek iman etmis olmazsiniz buyurdu.
simdi bu meseleye kevni olarak bakacagiz ne demek nefsinden cok sevmek
Su günes sistemimizdeki gezegenler günesin etrafinda dönmekteler yani onu sevenler etrafindalar onu sevenleri sevenlerde etrafindalar ve bir yörünge ile etrafinda dönüyorlar onun isigindan nurundan faydalaniyorlar yani Günes ise bütün bu gezegenlerle birlikte baska bir yörüngede dönmekte yani bana tabi olun bende sizi benim tabi olduguma götüreyim buyuruyor beni nefsinizden cok sevin demekle yoksa günesin yörüngesine girmeyen uzayda bir yol bilmez tas nereye carpacagi nereye gidecegi belli olmaz . Rasulullahin yolu ise yolllarin dogrusudur yani sirati müstakim
yani günesin yörüngesi sirati müstagim eger o yörüngeden bir milim sapsa kiyamet olur yani sirati müstakim öyledir ki kildan ince yani milyonstil demek bile yetmez o yörünge iste öyle hassastir Rabbim Muhammedi yörüngede tutsun bizide ona tabi kilsin ve onun teb’asindan kilsin
iste bastaki veciz beyitte söylenen müstakim ol deki müstakim yani sen dogruya tabi olki yolun yol olsun sanada uyanlar dogru yolda olsun demektir yani sen sevki seni sevenleride maksuta ulastir demektir.
Rabbimiz bastaki Ayette Ankaf suresinde buyuruyorki
-”^üphesiz ki ‘Rabbimiz Allah’dir ‘ diyen sonra dogruluk üzere bulunanlar icin korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar”–
yani ey insan pusulani dogrult yani öyle metaryalistlerin yaninda falan yön ölcme cünkü metal pusulanin yönünü bozar
yani latife yaparsak
Para bizi bozar abi
simdi buradan bir baska zihni kirik insanlarin felsefesine gececegim
Cristian Science Adiyla anilan mezhebin görüslerinden bahsedecegim neymis efendim ölümü yok dersek ölüm yok olacakmis ve ölmeyecekmisiz, hastalik yok diyecekmisiz hastalik yok olacakmis yok daha bilmemneler iste bu felsefe cogaldi ve kizlar analarini kesmeye kadar gittiler bire zihni kiriklar siz hangi alemde yasiyorsunuz dünya denilen varlik aleminde. nasil olurda varlik aleminde yok demekle varlik yok olsun o sizin dediginiz lahut alemi biz lahut aleminde degilizki bizim bedenlerimiz lahut alemine göre yaratilmamiski hiclikle varlik bulasiniz geri zekali manyaklar öldür sen ananida anan dirilsin ölmesin biz ne dedik yeniden diriltmek dört fazli elektrik sistemi ile yani lahut aleminde mevcut bu elektrik iste dünyada yalnizca isa Aleyhisselamda mevcut idi o mübarekde orada yani lahut alemide _u an yasamakta abdest alip namaz kilmakta yani yine bir istisnai durum yaratmistir cenabi Allah hem oradakilere hem bize yani hiçliktekileri varlikla sinami_ varliktakileride hiçlikle sinami_tir.
seytan Aleyhillane kuranda enam suresi, enfal suresi, nahl suresi neml suresi ve Ankebut surelerinde özetle söyle analtilir
_eytan yalan vaadlerde bulunarak kötülüge ugrasir bunlari vesveseleri ile yapar ve daha cok bu vesveseleri ile kötü isleri güzel göstermekle yapar: daha önceki futbol bahsimizde bunu yazdik yani cirkin adetini herkese isletmek icin güzel gösterir varmiki malini satmaya calisipta malini güzel göstermeyen biz bile sitemizde su yazilarimizi okuyun bilgilenin diye ne sakrabanliklar yapiyoruz oradan buradan programlar müzikler toplayip sitelerimize kaydediyoruz sadece _u islami tanitmak insanlari bilincli müslüman yapmak adina camurlara giriyor cikiyoruz yani malimizi satmak icin yanina süsler ekliyoruz amma yazilarimiza ragbet az coklari progrmaini müzigini alip cikiyor bre adem bir bak burasi ne icin böyle bir hizmet sunuyor ama ne yapalimki saman ile dene ayri saman kendisi gibi cöplerle ugrasiyor yani samanimizi alip gidiyor oysa deneler denenin kiymetini bilir dene degmene gider oradan firina oradan insanin sofrasina yani insan olanlar elbette yok degil denemizden alan denelerde var elhamdülillah binlerce kere sükür Rabbim azimizi berketlendirsin insallah sizlerde amin deyin Amin Amin Bihurmeti TA Ha ve YASiN
Ey Adem kardesim Pusulani Düzelt!!!
melekler Adem atamizin cennetde duran ruhsuz cesedini gödükleri zaman cok korktular
onlarin arasinda en cok korkanda seytan Aleyhillane idi
iblis ,cesedin yanindan gectikce ‘sen muhakkak büyük bir is icin yaratilmissindir der ve ayagiyla vurur vurunca oda testi gibi ses cikarirdi
ve derdi muhakkak sen testi gibi ses cikarmak icin degil yaratildigin sey icinsin der ve eger ben senin üzerine musallat kilinacak olsam seni helak edecegim eger sen benim üzerime musallat kilinacak olursan sana isyan edecegim derdi
Yani ameller niyete göredir o niyetini ibraz etdi ve ikiside oldu Allah ademe itaat et dedi yani secde et dedi isyan etdi onun üzerine müsade istedi ve ikinci istegide oldu ademe yani insanlara musallat edildi yani niyet etdi akibeti cehennem oldu Ey Aziiz kardeslerim niyetinizi saglam tutun Rabbimiz Niyetlere cok önem veririr halis niyetleri zayi etmez niyetimiz insanligin islahi olsun insanligin kurtulusu olsun büyük niyetleri büyükler tutar büyüklermiz ahirete göctü Peygamberlerin isa A.S haric hepsi göctü öyleyse büyük niyeti bizler büyük bir topluluk olarak tutalimki bir peygamberin yüregine e_ olmasada niyetimizin büyüklügünce olsun Kan aglayan insanlik artik kutulusa ersin müslüman olsun Adem olsun insan olsun birbirlerini acimadan yiyen hayvanlar sifatindan kurtulsun yoksulun elinden tutulsun zenginin kulagindan tutulsun miskinin sokagindan tutulsun yetimin öksüzün iki elinden tutulsun zalimin ensesinden mazlumun cenesinden tutulsun Rabbim nasip etsin insanlik müslümanlarla yani salimlerle dolsun ta_sin
bu günkü yazimizi islam libasindan bir kac kelime ile sonlandiracagiz
Fakirler ile yemek yerken fakirleri kendine tercih etmelidir. Arkadas ve dostlarla yemek yerken neseli güler yüzlü olmalidir, Teklifsiz konusmalidir.Alimlerle yemek yerken onlardan bir seyler ögrenmeli onlara uymalidir, kör ile yemek yerken lokmanin iyisini onun önüne koymali ve _uradan alin diye söylemelidir.
insanlarin sofrasinda yemek yemesini bilmeyen Hakkin sofrasinda yerken ne yapacagini hic bilemez nimetini kadrini kiymetini bilemez hamdini eda edemez
Rabbim yüce zatin, musaya sofra indirdi , isaya indirdi ümmetleri kiymetini bilmediler Bizler ümmeti muhammedin arkada kalanlariyiz bize kadrini kiymetini bilecegimiz kadarini ikram et bize ikram ettiklerinden seytani nasiplenirme ya rabbi nimetlerin seni unutturanini degil senden bir an bile gafil koymayanini nasip et bizlere nimetlerine karsi _ükür ve hamdü senalari ikrar etmeyi ihsan buyur
AMIN AMIN AMIN AMIN AMIN
elfatiha maassalavat
Yazar Hakkında
sayfam
http://burhami.bu.funpic.de/
yazinin bulundugu dizin
http://burhami.bu.funpic.de/index.php?page=Thread&threadID=76
Categories: Din, İslam Tags: dogru yol, doğruluk, dosdogru ol
Bacima Mektup
Muhterem Başörtülü Hanımefendi Kardeşlerim,
Bendeniz İlahiyat Fakültesi mezunu,bir kardeşinizim. Özel bir şirketde calışmaktayım Bu yüzden birçok farklı insan görüyor ve yine birçok insanla görüşüyorum. Sizlere bu mektubu yazmamın sebebi her gün gördüğüm insanların içinde yer alan yüzlerce başörtülü kardeşimin bazılarında tesbit ettiğim giyinme yanlışları hakkında sizleri uyarmak istememdir.
Buna cür`et etmemin sebebi de Yüce Rabbimiz Allah`ın şu ayeti ve önderimiz
Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın şu sözleridir:
*-”Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Al-i İmran Suresi Ayet 104)
*-”Sizden birisi bir kötülük görürse onu eli ile değiştirsin, buna gücü yetmezse dili ile değiştirsin, buna da gücü yetmezse kalbi ile bu durumu kötü görsün; ki bu da imanın en zayıfıdır.” (Hadis-i Şerif)
*-”Ya iyiliği emreder, kötülüğü men edersiniz; ya da başınıza Allah`tan gelecek bir musibeti beklersiniz.” (Hadis-i Şerif)
*-”Muhakkak ki din nasihattır.” (Hadis-i Şerif)
Muhterem Kardeşlerim,
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, bazı İslâm düşmanlarının iftiralarının aksine bu din, kadını hor gördüğünden değil; tam aksine onu herkesin istediği şekilde göremeyeceği nadide bir mücevher gibi kabul ettiğinden, onu kem gözlerden korumak istediğinden yani ona değer verdiğinden dolayı örtünme emrini getirmiştir. Şu bilinmelidir ki İslâm`dan başka hiçbir sistem, hangi inançtan olursa olsun, sonuçta bütün insanların ulaşmak istediği en değerli yer olan Cennet`i, “anneler`in ayağının altında” kabul edecek kadar; “Sizin en iyiniz kadınlarına karşı en iyi olanınızdır.” ilkesini getirecek kadar ve doğum sırasında ölen kadını “şehid” kabul edecek kadar kadınlara değer vermemiştir.
Başörtüsü ve örtünme emri, farz olduğu “müslümanlar” tarafından kesin olarak bilinen bir emirdir; bu konuda hiç bir şüphemiz yoktur ve müslüman hanımlar bu emri severek yerine getirirler. Çünkü onlar Allah`ın ve Rasulunün emirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar ve “şiddeti her tarafa yayılacak olanbüyük bir günün azabından” korkarlar.
Biz müslümanlar için namaz, nasıl ki Peygamber Efendimiz zamanından bu yana “müslümanların” hepsinin ittifak ve uygulamalarıyla bu güne kadar gelmiş bir ibadetse; hanımların yabancı erkeklere karşı örtünmesi de aynı şekilde müslümanların ittifak ve uygulamalarıyla bu güne kadar gelmiş ve -Allah’ın izniyle- dünya durdukça da uygulanacak bir inançtır. Bu inancımızdan biz müslümanları hiçbir İslâm düşmanı uzaklaştıramadı ve yine -Allah’ın izniyle- kimse uzaklaştıramayacaktır.
Son senelerdeki başörtüsü tartışmaları; bazı bilgisiz, kötü niyetli veya satılmış kişilerin yanlış veya kasıtlı yorumları halkımızdan bazı kesimleri yanıltma ve sanki İslâm`da örtünme emri yokmuş gibi bir hava estirme amacı gütmektedir. Birtakım yeni yetme ve “zamanın hâkim güçlerine yaranarak birtakım menfaatler elde etme sevdalısı” İlahiyatçı veya din adamı görüntüsündeki şahıslar dünyada tek akıllı kendileri kalmış gibi Allah`ın ve Peygamberi`nin bu kesin emrini ilgili ayet ve hadisleri kendi hevesleri doğrultusunda yorumlayarak yozlaştırmaya çalışmaktadırlar. Bu kişilere sormak gerekir: “Örtünme emrini (hâşâ) Peygamber Efendimiz, sonra bütün Sahabe, sonra onların ardından gelen Müslümanlar ve herbiri yüzlerce eser vermiş bütün İslâm alimleri ve sonra bütün Müslümanlar yanlış anladı da; sizin gibi üç-dört uyduruk kitap yazmayla ve zamanın hâkim güçlerine yağcılık yapmakla profesör olan, makam sevdalısı yeni yetmeler mi doğru anlıyor(?).” Tabii ki hayır…
Hadi bir anlık bütün dînî emir ve kavramları bir tarafa bırakalım, din diye bir şey yok farz edelim; bu durumda bile başörtüsü bizim için vazgeçilmezdir. Çünkü başörtüsü bizim örfümüzde, kültürümüzde, tarihimizde kayıtlıdır, kazılıdır: İşte Anadolu Kurtuluş Savaşında kağnıyla cepheye mermi taşıyan başörtülü ninelerimiz, işte köyüne saldıran düşmana satırla girişen Nine Hatunlar, işte örtüye uzanan bir düşman eli sebebiyle Maraş`tan Güneydoğu Kurtuluş hareketini başlatan Kahraman Maraş halkı ve işte “İstiklal Marşımızın yazarı” büyük şair, büyük insan Mehmet Akif Ersoy ve onun iki dizesi…:
Kızımın iffeti batmakta rezîlin gözüne;
Acırım tükrüğe billâhi tükürsem yüzüne!
Başörtüsüne karşı duran bir Anadolu insanı bırakın dinine karşı olmayı, kendi ülkesine ve kültürüne karşıdır demektir, bir zamanlar Maraş`ta örtüye el uzatan düşmanla ,aman dikkat!, “FRANSIZLA” aynı safta demektir…
Öyle ise sen de bu yanlışa düşme; bir zamanlar namusuna, örtüsüne, vatanına saldıran o düşmanla savaşan, bu uğurda kolunu, bacağını kaybeden ve hatta şehid düşen atalarının kemiklerini sızlatma ey Anadolu insanı, sızlatma ey Anadolu insanı:
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensin yatanı!
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır, atanı,
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı!
Evet değerli kardeşlerim, bu önemli girişin ardından tekrar esas konumuza dönelim:
Çok Değerli Başörtülü Hanım Kardeşlerim,
Örtünme emrinin amaçları arasında siz değerli hanım kardeşlerimizi kem gözlerden, hain bakışlardan korumak ve yabancı erkeklerin dikkatinin üzerlerinize çekilmemesini sağlamak olmasına rağmen, bazı kardeşlerimiz bu emri yerine getirmeye çalışırken yaptıkları hatalarla bu amaçların tersinin gerçekleşmesine sebep oluyor ve maalesef örtünüyoruz sandıkları halde örtünmüyorlar.
Bu durum da sizleri seven ve saygı duyan biz erkek din kardeşlerinizi üzüyor. Çünkü siz bizler için çok değerlisiniz. Sizler bizim ya anamız, ya bacımız, ya kızımız ya da hanımımızsınız. Bizler sizin yalnızca Allah`ın emrini tutarak örtünmenizden dolayı sizlerle gurur duyuyoruz, sizler bizimnamusumuz ve Fatih`leri doğuran ve doğuracak en değerli varlıklarımızsınız, bizler sizin saçınızın bir telini bile esen rüzgardan sakınırız, kıskanırız.
Şimdi burada öncelikle konumuzla ilgili olan ve eğer müslümansak bizleri bağlaması gereken, hanımların giyinmesi ile ilgili bir ayeti, Peygamberimizin sözleri olan hadislerden birkaçını ve O`nun ocağında yetişmiş değerli hanımı Hz. Aişe`nin iki sözünü sizlere hatırlatmak istiyorum:
1- Ayet: “Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları hariç,ziynetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar…Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar…” (Nûr Suresi Ayet 31.)
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır esirgeyendir.” (Ahzâb
Suresi, Ayet 59.)
2- Hadis: Hz. Aişe`den rivayet edildiğine göre bir gün kız kardeşi Esma ince bir elbise ile Rasulullah`ın huzuruna girmişti. Hz Peygamber bunun üzerine hemen ondan yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: “Ey Esma! Şüphesiz kadınlar erginlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir.” Hz Peygamber bunu söylerken yüzünü ve ellerini işaret etti. (Yani yüz ve eller dışındaki organların görünmesinin uygun olmadığını belirtti.) (Ebu Davud Libas 31.)
3- Hadis: Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular: “Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar.” (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52.)
4- Hadis: Bir gün Peygamberimiz bir arkadaşına Mısır`da dokunmuş bir keten kumaş vermiş, yarısından kendine gömlek diktirmesini, diğer yarısından ise hanımının giysi yapmasını istemiştir. Ancak daha sonra şöyle buyurmuştur:
“Hanımına git söyle altına bir gömlek diksin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım.” (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 156.)
5- Peygamberimizin Hanımı Hz. Aişe`nin Sözleri: Temim Oğulları kabilesinden bir takım kadınlar Hz Aişe`yi ziyarete gelmişlerdi. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hz Aişe onlara şöyle dedi: “Eğer sizler mü`minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mü`min değilseniz o zaman durum değişir.”
Yine birgün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi: “Nûr Suresine inanan bir kadın bunu örtünmez.” (El
Kurtubî, El Cami`, XIV, 157.)
6- Hadis: “Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur.” (Tirmizi, Edeb, 35;
Nesâî, Zîne, 35)
7- Hadis: “Kadınlardan erkeklere benzeyenlerle; erkeklerden kadınlara benzeyenler bizden değildir.” (Buhârî, Libas, 61)
Muhterem Başörtülü Kardeşlerim,
Şimdi sizlere bu mektubu yazma sebebim olan noktalara değinmeye geçebilirim. Burada bazı hanım kardeşlerimizin özellikle yaz aylarında düştükleri örtünme ve giyinme yanlışlarını madde madde sayarak sizleri uyarmak istiyorum:
A- SOKAKTA GİYİLEN ELBİSEDE YAPILAN YANLIŞLIKLAR:
1- İçi gösteren astarsız ve ince gömlek, elbise, özellikle etek (şifon ve organze türü):
Bazı kardeşlerimiz sokakta dış elbise olarak, güneş ışığı veya dükkanların ışıkları vurduğu zaman ve hatta ışık vurmadan bile içini gösteren ince elbise veya ceket altı etek giyiyorlar. Bu da çok vahim sonuçlara neden oluyor ve maalesef bazen içiniz görünüyor. Kardeşlerimiz bu tavırlarıyla yukarıda saydığımız 2, 3, 4 ve 5. hadislere aykırı davranıyorlar. Lütfen bu hataya düşmeyiniz.
2- Dar ve vücuda yapışan elbise, tişört ve gömlek: Sokakta dış elbise olarak bu tür şeyler giyilince vücut hatları belli oluyor ve erkeklerin dikkatini çeker bir hale geliyor. Bu tür giyinişler de örtünme emrinin genel amaçları ile yukarıdaki 3. ve 4. hadislerin emirlerine aykırı. Lütfen sokakta ve yabancı erkeklerin yanında dış elbise olarak bu tür şeyleri giymeyin.
3- İçi göstermese ve dar olmasa bile kumaşının türü sebebiyle vücuda yapışan ve vücut hatlarını belli eden elbise ve etek. (Buzy, ipekli türü vb.): Bir üst maddedeki mahzurlar bu tür giyinişte de mevcut. Lütfen sokakta ve yabancı erkeklerin yanında dış elbise olarak bu tür şeyleri giymeyin.
4- Pantolon:
Bazı başörtülü hanım kardeşlerimiz dış giysi olarak beline kadar bir üst elbise veya ceket giydiği halde belden aşağısı açıkta kalacak şekilde altına pantolon, hatta bazen dar pantolon ve hatta ne kadar acıdır ki bazen de bulucin giyiyorlar. Bu da vücut hatlarını belli ediyor. Üstelik başörtülü bir hanımın böyle giyinmesi daha çok dikkat çekiyor ve İslâm`la alakası olmayan insanların bile “Şuna bak bir de başörtüsü takıyor!” demesine neden oluyor. Onların öyle demesi bir yana bu tür giyinişler örtünme emrinin genel amaçları ile çelişki halinde. Bir de bu tür bir giyiniş yukarıdaki 7. hadiste geçen Peygamber Efendimizin, kadınların erkeklere benzemesini yasaklayan emrinin sınırlarını zorluyor. Lütfen bu tür olumsuzluklara sebep ve bir erkek giysisi olan pantolonu burada belirttiğimiz şekliyle sokakta giymeyiniz.
5- Kısa kollu elbise:
Hayret edilecek bir şekilde son zamanlarda bu tür giyinişlere de rastlıyoruz. Özellikle bazı genç hanım kardeşlerimiz de yaz aylarında üstlerine delikli, dantelli veya saydam bir üst giyisisi alıyor ve kısa kollu giyisisi bunun altından görülüyor. Oysa örtünme emrinin gerçekleşmesi için kolların kapalı olması gerekiyor. Yukarıdaki 2. hadiste Peygamberimiz, hanımların yabancı erkeklere karşı yalnızca yüz ve ellerinin açık kalacabileceğini söylüyor. Lütfen bu noktaya dikkat edin ve bu tür yanlışlara düşmekten kaçının.
6- Yırtmaçlı etek:
Anlaşılması çok güç ama bazı kardeşlerimiz de dış elbise olarak altlarına yırtmaçlı etek giyiyorlar. Gene anlaşılması çok güçtür ki bu yırtmaç bazen diz kapaklarına kadar bile çıkabiliyor. Kardeşlerim! Böyle örtünme olur mu? Yanlış yapıyorsunuz! Yoksa son zamanlardaki tesettür tartışmaları, televizyon ve tesettür defileleri vs. bizlere temel bazı şeyleri, bazı değerleri unutturdu mu? Kardeşlerim bu tarzda bir giyinmeyle ayete de hadise de, örtünme emrinin amaçlarına da muhalefet ediyorsunuz. Tesettürlü bir hanım efendinin böyle bir giyiniş tarzı olamaz. Lütfen bu hataya düşmeyiniz.
7- Manto ve pardesü türlerinden: a-)İçini gösterecek kadar ince, b-)Vücut hatlarını belli edecek kadar dar veya ince, c-)Çok aşırı süslü, d-)Çok dikkat çekici renkli (mesela kırmızı), e-)Uzun yırtmaçlı, f-)Parlak deri, g-)Bele doğru daralan (Rus modeli): Bu tür pardösü ve mantolar da dikkatleri üzerinize çekmenize veya bazen vücut hatlarınızın belli olmasına sebep oluyor. Oysa örtünme emrinin amaçları arasında bunları önlemek var. Lütfen pardösü ve mantonuzun böyle olmamasına özen gösterin.
B- BAŞÖRTÜSÜ YANLIŞLARI:
1- İçini gösteren ince türde baş örtüsü:
Yine arkadan ışık vurunca ve hatta bazen vurmadan bile içini gösteren başörtüler takılıyor. Bu durum da yukarıda 5. maddede Hz. Aişe`nin söylediği gibi dinin bu emrine açık bir muhalefet oluyor. Lütfen sokakta takacağınız başörtünüzü seçerken ve takarken içini göstermeyecek kalınlık ve kalitede olmasına dikkat edin.
2- Boynu örtmeyen baş örtüsü:
Bu yanlış uygulamaya da oldukça çok rastlanıyor. Yalnızca çene altında veya ensede bir düğüm atılınca boyun açık kalıyor ve yukarıdaki 1. ayette geçen “Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar” emri gerçekleşmiyor. Lütfen başörtünüzün ucunu boynunuzu da kapatacak şekilde yakanızın üzerine sarkıtın.
3- Saçı tam örtmeyen, saçtan arkaya kayan ve saçın önünü dışarı çıkaran baş örtüsü:
Bu yanlışa bir üst 2. maddedeki gibi başını bağlayan kardeşlerimiz düşüyor ve örtünme emri tam olarak gerçekleşmiyor. Lütfen başörtünüzü güzel ve sağlam bağlayarak veya altına tülbent takarak kaymamasını ve saçınızın hiçbir tarafının görünmemesini sağlayınız.
4- Aşırı süslü, dikkat çekici renkte (mesela kırmızı) ve yaldızlı başörtüsü:
Bu tür başörtüsü de dikkatleri ve bakışları üzerinize çekiyor. Oysa ki bu sonuç örtünme emrinin hedeflerinden değil. Lütfen sade veya aşırı süslü olmayan başörtülerini tercih edin.
5- Sarkan kısımları pardesü veya elbisenin içinde bırakılmak ve boyun veya ense üzerinde düğümlenmek suretiyle iyice sıktırılan, böylece başın veya saçın şeklini tamamen ortaya çıkaran başörtüsü:
Yukarıda saydıklarım kadar tehlikeli olmasa da bu uygulama özellikle genç hanım kardeşlerimiz arasında oldukça yaygın. Hele bazı kardeşlerimiz başörtülerini böyle bağlamakla birlikte bir de saçlarını topuz yapıyor veya yukarıya doğru topluyorlar. Bu durumda başları 3. hadiste geçen tabirle “deve hörgücü”ne benziyor. Takdir edersiniz ki bu da çok dikkat çekici oluyor. Bu kardeşinizi dinlerseniz lütfen sokakta başörtünüzün alt kısmını elbise ve mantonuzun içinde bırakmayıp ayette emredildiği gibi yakanızın üzerine koyarak sarkıtın derim.
C-AKSESUAR VE AYRINTI YANLIŞLARI:
Bunları şöyle sıralayabiliriz:
Bazı genç hanım kardeşlerimin kullandıkları;
-Özellikle nakışlı eşarp altı alın süsleri,
-Dış elbisenin üzerine giyilen çok süslü ve dikkat çekici delikli, dantelli,
saydam veya çok parlak deriden ceketler,
-Cafcaflı ve parlak çantalar,
-Aşırı süslü, dikkat çekici, uzun topuklu veya çok yüksek tabanlı
ayakkabılar,
-Tıbbî zorunluluğu olmayan ve gösteriş niyetiyle takılan güneş gözlükleri,
-Yukarıdaki 6. hadise aykırı olarak aşırı tarzda parfüm sürünme ve makyaj.
Çok Değerli Genç Hanımefendi Kardeşlerim!
Gençlik çağında olmanız sebebiyle güzel görünmek ve beğenilmek istediğinizi biliyorum. Ancak inanın ki siz kardeşlerimin güzel olmak ve beğenilmek için bu süslü şeylerin hiçbirine ihtiyacınız yok. Çünkü sizin yüzünüzde Allah`ın verdiği bir nur var, sizin yüzünüzde Peygamberimizin “İmandandır” dediğim “Hayâ”nın yani utanmanın güzelliği, berraklığı, temizliği var. Bu güzelliği ve nuru siz göremeseniz de biz görüyoruz; siz bilemeseniz de biz biliyoruz. Hatta öyle ki bu nurunuz bazı karanlık odakları ve yarasaları da rahatsız ediyor… Bu güzelliğiniz, bu nurunuz yıkılmak, yok edilmek isteniyor…
Kardeşlerim, tabii ki temiz, uyumlu ve size yakışanı giyeceksiniz, tabii ki paspal olmayacaksınız. Temizlik ve düzen zaten bizim dinimizin emirleri arasında. Ama bir müslümanın çoğu işinde olması gerektiği gibi orta yolu kaybetmeyeceğiz. Bahsettiğim türlerde yanlış giyinerek dikkat çekme sınırına geçmeyeceğiz.
Ve genç kardeşlerim şunu da bilin ki eğer evleneceğiniz erkek, sizi sadece görünüşünüzden ve güzelliğinizden dolayı beğenecekse bu durumun ileride sizin için bir felaket olma ihtimali vardır. Çünkü güzellik birgün gidebilir veya birgün sizden daha güzel bir insan çıkabilir; eğer o kişi sırf güzelliğinize bakıp da sizi tercih etmişse böyle bir durumda sizden uzaklaşması ihtimali de yüksektir. Buna karşılık beğenilmenizi ve tercih edilmenizi sağlayan sizin temizliğiniz, sadeliğiniz, iç güzelliğiniz, hayânız, terbiyeniz ve ahlâkınız olursa -Allah`ın izniyle- ömür boyu hiç bitmeyecek güzellikler başlar. Eğer imanlı ve dindar beyler istiyorsanız bu niyette olmanızı tavsiye ederim. Çünkü sizi arayacak olan müslüman ve dindar erkekler de Peygamber Efendimizin şu hitabıyla karşı karşıyadır ve ona göre hareket edeceklerdir:
“Kadın dört şeyi için nikâhlanır: Malı, güzelliği, soyu ve dini için. Sen dindar olanını tercih et…”
Değerli Başörtülü Hanım Kardeşlerim,
Bu söylediklerimi lütfen “İyi dost acı söyler.” sözü çerçevesinde, sizleri seven bir kardeşinizin uyarısı olarak alın. Benim kimseye bir kastım veya ithamım yok. Allah ve Resulunu tasdik eden herkes müslümandır. Ancak Allah`ın bir emrini yerine getirirken bunu doğru uygulamak lazım; yoksa bilmeden zararlı çıkılabilir veya hedeflenen fayda elde edilmez. Dediğim gibi sizler bizim için çok değerlisiniz. Onun için bu kadar şey söyledim. Değerli olmasanız “hadi canım banane” der geçerim. Ama bunu yapamıyorum, çünkü sizler bizim umudumuzsunuz.
Son olarak sizlerden iki ricam var;
Birincisi, lütfen kitap okuyarak veya alim insanların katıldığı hanım toplantılarına katılarak, İslâmî radyoların programlarını dinleyerek bilginizi artırın ve dinimizi doğru öğrenin, doğru öğrenilmesini sağlayın. Dünya hayatınız ile ilgili bilgilerin yanında ahiret hayatınız için de bilgiler öğrenin. Benim burada anlattıklarım bazı yanlışlara dikkat çekmektedir, sizin başörtüsü ve diğer meseleler ile ilgili bilmediğiniz bir konu varsa ayrıntılı bilgi için güvenilir ilmihal kitaplarına başvurun ve bilgiyi tam
kaynağından öğrenin.
İkincisi ve en önemlisi; lütfen burada yaptığım uyarıları tanıdığınız başörtülü arkadaşlarınıza da ulaştırın ve bunların mümkün olduğu kadar çok insana ulaşmasını sağlayın ki bu yanlış uygulamalar sona ersin.
Mektubuma burada son verirken hepinize en içten saygılarımı sunuyor ve sizleri Allah`a emanet ediyorum. Umarım siz de bana dua eder ve: “Allah`ım bu kardeşimize ilim yolunu nasib et, onun ilmini artır ve onu sâlih kullarından eyle.” dersiniz.
Esselâmu Aleyküm.
Musluman Bir Neslin Secimi: www.ilahibul.net
Görüş Ve Önerileriniz Icin Msn
Dua@Hotmail.Com
Yazar Hakkında
Http://www.ilahibul.net
Categories: Din, İslam Tags: bacıma mektup, İslam, mektup
Bilgisayar Hakkında
Bilgisayar Alm. Computer (m). Fr. Ordinateur (m). İng. Computer. çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin. Kullanıcıdan aldığı verilerle mantıksal ve aritmetiksel işlemleri yapan; yaptığı işlemlerin sonucunu saklayabilen; sakladığı bilgilere istenildiğinde ulaşılabilen elektronik bir makinedir. Halledilmesi gereken konu ile ilgili bilgi ve onun nasıl işlem göreceği
Bilgisayar, çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, program olarak adlandırılan önceden verilmiş işlem adımlarına göre yapıp sonuçlandıran bir araçtır.
Günümüzde bu aracın daha çok yarı-iletken teknolojisiyle üretilmiş şekli yaygın olduğundan elektronik beyin olarak da bilinir. Ancak tarihsel açıdan ilk bilgisayarlar mekanik olmuştur. (Örneğin Charles Babbage’ın diferansiyel makinesi).
Ülkemizde daha önceleri “Komputer” ya da ” Elektronik Beyin” olarak adlandırılan Bilgisayar’ı bu şekilde ilk kez Aydın Köksal adlandırmıştır. 1969 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde çalışmakta olan Aydın Köksal, gereksinim duydukları bilgisayarı kiralamak için gazeteye verilen bir ilanda bu sözcüğü kullanmıştır.
Bu işlemleri yaparken veriler girilir, işlenir, depolanabilir ve çıkışı alınabilir. Bilgisayar işlem yaparken hızlıdır, yorulmaz, sıkılmaz. Bilgisayar programlanabilir. Bilgisayar kendi başına bir iş yapmaz.
Bilgisayarı, insanın üzerinde bir zekaya sahipmiş gibi düşünmemek gerekir. Bilakis, bilgisayar bizzat insan zekasının bir ürünüdür. Geliştirilmesi olduğu kadar, yerinde ve gerektiği şekilde kullanılması için de insana muhtaç bir alettir. Tabiri caizse, insana olan üstünlüğü; aynı işlemleri bıkmadan, dikkati dağılmadan, hassas olarak defalarca ve hızlıca yapabilmesindedir. Bilgisayarın doğru çalışabilmesi; ancak ne yapacağının ve nasıl yapacağının kendisine yanlış yorumlanması imkansız emirlerle bildirilmesiyle mümkündür.
Tarihçesi
Modern bilgisayarların atası sayılabilecek ilk genel amaçlı kendi kendine hesaplama yapabilen araç Charles Babbage tarafından geliştirilen Analitik Makinedir. Bu makine delikli kartlara yazılmış komutları işleyebiliyordu.
Bilgisayar denildiğinde ilk akla gelen, kişisel bilgisayarlar ise ilk defa 1981 yılında IBM tarafından geliştirildi ve bir anda endüstriyel standart haline geldi. IBM PC’ler Intel işlemciliydi ve Microsoft DOS ile birlikte geliyordu.
Çalışma sistemi
;Bilgisayarların kısımları: Mikro bilgisayarlar ilk bakışta bir daktilo tuşları ve bir televizyon ekranı olan basit bir alettir. Bu alete çeşitli yardımcı cihazlar bağlanabilir. Mikro bilgisayarlara disk hafıza, yazıcı, grafik çizici gibi daha birçok aletler bağlanabilir. Bütün bunlar bilgisayarın ”sert kısımlarını” ( donanım) teşkil eder.
;Programlar: Bilgisayara hayat verebilmek için ona tam bilgi aktarmak gerekir. Belli bir işin yapılmasını tarif eden her ifadeye program denir. Bütün programların toplamına da bilgisayarın ”yumuşak kısımları” ( yazılım) denir.
;Bilgisayar mantığı: Bilgisayarın nasıl çalıştığını öğrenmek için onun bilgileri nasıl kullandığını anlamak gerekir. Harfler ve rakamlar bilgisayarda kodlar şeklinde ifade edildikten sonra kullanılır. Bilgisayarlarda kodlar elektrik olarak voltajın olup olmaması ile ifade edilir. Voltaj var, lamba yanıyorsa 1; voltaj yok, lamba yanmıyorsa 0 kodlarını alır. İki durumlu olan bu kodlamaya “ikilik sistem” denir. Bilgisayara tuşlardan verilen her bilgi 1 ve 0 kodlarına çevrilir.
:Her 0 ve 1, bit olarak; sekiz bitlik grup ise, byte olarak tarif edilir. Bilgisayar, işlemlerini ikilik sayı sistemi ile yapar. İşlemler çok sade ve basit olmakla beraber çok hızlıdır.
;Mantık: Bilgisayarlar sadece sayıları saymakla kalmayıp karar da verebilirler. Bu kararlar, Boolean cebiri denilen mantık kaidelerine göredir. Çeşitli şartlara göre bilgisayar EVET, HAYIR, VE, VEYA, DEĞİL gibi kararlar alabilir. Mesela; evi taşımak için bir kamyon VE bir şoföre ihtiyaç vardır. Bu kamyon bir dar köprüden geçmek zorundaysa kamyon geniş VEYA yüksekse köprüye çarpar. Taşınacak ev boş DEĞİL ise taşıma işlemi gecikecektir. Burada VE, VEYA, DEĞİL kararları verilmiştir.
;Bilgisayarların çalışması: Bilgisayarlar dört ana kısımdan meydana gelmiştir: Hafıza, giriş, çıkış ve merkezi işlem birimi. CPU işlemleri sırası ile yapar, toplar, çıkarır, mukayese eder.
:Toplama, çıkarma gibi işlemleri yaptıran programlar önceden CPU’ya öğretilmiştir. Bilgisayara girişten iki sayı yazmak yeterli olmaktadır. CPU’nun saat, program sayıcı, bilgi tarif edici aritmetik ve mantık kısmı gibi bölümleri vardır.
;CPU: Bilgisayarın kalbidir. İcra edilecek komutlar sıra ile CPU’ya getirilir. Komutun muhtevası ve bilgisayarın o anki durumu göz önüne alınarak, komut icra edilir. Her türlü aritmetik ve mantıki işlemler CPU’nun bir parçası olan ALU’da yapılır. İşlemlerin sonucu akümülatör denen özel hafıza hücresine geçici olarak alınır, gitmesi gereken yere buradan ulaştırılır. Program sayıcı, sıradaki komutun hafızadaki yerini tutar. Saat ise, CPUnun elektronik çalışması için gereken titreşimleri sağlar. Bu titreşimlerin sıklığı bilgisayarın hızını belirleyen temel unsurdur.
Etimolojisi
Uzay gemisi dünya etrafında dönerken, gemiyi kullananlar pilot değildir. Geminin her hareketi bilgisayar ile idare edilmektedir. Bu gün işyerleri, işçilerin maaşlarını bilgisayarlara hazırlatmakta, meteoroloji hava tahminini bunlarla yapmaktadır. Gazete, mecmualar, bilgisayarla hazırlanmakta, çocuklar derslerine bunlarla çalışmakta, istihbarat bilgileri bilgisayarlarda muhafaza edilmektedir.
Bilgisayarın tarihçesi: ABD’de tuşlu sistemle çalışan ilk elektronik bilgisayarın 1946 yılında Pennsylvania Üniversitesinde faaliyete geçmesi için birçok malzeme ve yüzlerce yıllık ilmi tecrübe gerekmişti. Kısaca, “ENIAC”adıyla tanınan Elektronik Sayı Bütünleme ve Hesap Makinasını o gün kimse ciddiye almamıştı. Makinanın çalışması çok uzun sürmüyordu. Çünkü devamlı şekilde lambaları kısa devre yapıyordu. Yarım milyon dolara ma lolan ENIAC, topçu atış cetvellerini hesaplamak için düşünülmüştü. Saniyede 5000 çıkarma ve toplama işlemi yapabiliyordu. Günümüzde ise, herhangi bir “ev bilgisayarı” dahi bu muhteşem ENIAC’den daha çok iş görmektedir.
Ama bu güne gelinmesi kolay olmadı. İnsanoğlu var olduğu günden itibaren sayılar ile oynamaya başladı. Önceleri bu iş için taş parçaları kullanılıyordu.”Calculus” yani hesap kelimesinin Latince taş kelimesinden türetildiği sanılıyor. Bundan 2500 yıl önce Çinliler hesap işlerinde ipler üzerinde kolayca hareket eden boncuk taneleri ile zamandan kazanabildiklerini gördüler.”Çin işi” abaküs bugün bile kullanılmaktadır.
Fransız Blaise Pascal, 1642 senesinde vergi tahsildarı babasına, yardımcı olacağını düşündüğü bir makina geliştirdi. Küçük tekerlekler biraz çevrilince, toplama veya çıkarma işlemleri otomatik olarak yapılabiliyordu. Ancak geçimlerini saatler alan hesap işlerinden kazanan katipler Pascal’ın makinasını bir rakip olarak gördüler ve ona hiç iltifat etmediler.
Bir süre sonra Alman matematikçisi Gottfried Wilhelm Leibniz bu makineye çarpma ve bölme işlemlerini yapabilme yeteneğini kattı. Leibniz’e göre; “Değerli insanlar, tıpkı esirler gibi hesaplama işinde saatler kaybetmeye layık değillerdi.”
Söz konusu makineler yanlızca dört işlemli aritmetik hesaplarında kullanılabiliyorlardı. Gerçek anlamda bilgisayarı, yani matematik ve daha bir çok iş yapabilecek bir hesap makinasını ilk düşünen şahıs ise, 19. yüzyıl İngiliz matematikçisi Charles Babbage oldu. Lokomotiflerde kullanılan sür’at göstergesi ve güvenilebilir ilk istatistiklerin babası olarak tanınan Babbage, logaritmalar gibi uzun fonksiyon hesaplarını otomatik olarak yapabilecek bir makinayı imal etme faaliyetine girişti. Önce “Diferans makinası”nı yaptı. Bu makina, çeşitli çarklar ve dişlilerden meydana gelen karmaşık bir sistemdi. Babbage, bu basit modeli aşmak istiyordu. Bu defa “Analitik makina” olarak adlandırdığı bir tasarının peşine düştü. Eski makinaya göre yenisi çok daha karmaşık bir biçimde işleyecekti. Ama bu yeni makinada günümüz hesap makinalarının bütün temel özelliklerini bulmak mümkündü. Babbage’nin “değirmen” diye adlandırdığı, bir mantıki işlem merkezi “beyin”, çeşitli bilgileri muayyen prensiplere göre depolayabilecekti. Bilgileri muhafaza için bir “hafıza deposu”, kendisine verilen işlem emirlerini denetleme birimi ve ayrıca makinaya bilgi yüklenmesi veya ondan bilgi alınmasını sağlayan mekanizmalar bulunacaktı. Hepsinden önemlisi, istenirse makinanın bütün çalışma ilkeleri değiştirilebilirdi. “Analitik makina” programlanabilecekti.
Babbage, makinası üzerinde yaklaşık 40 yıl çalıştı. Ama, “analitik makina” hiçbir zaman imal edilemedi. Bir futbol sahası büyüklüğünde ve en az 6 buhar makinasıyla işleyebilecek bu aleti gerçekleştirmek için Babbage çok çalıştı. Hükumet yardımı kesince, dostlarından para buldu. Ama başaramadı. Buna karşılık anahtar prensiplerinden biri çevresinde alaka uyandırmıştı.
Babbage, makinasına bilgi girdisi için delikli kartlar kullanmanın faydalı olacağını düşünmüştü. Fransız dokuma tezgahlarında renk ve desen ayrımlarında kullanılan kartlar gibi cebir modelleri de analitik makina tarafından örülebilirdi. ABD’de Herman Hollerith adında genç bir mühendis l890 nüfus sayımı öncesi, delikli kart kullanılması fikrini benimsetmeye çalıştı. Kişilerin yaş, cinsiyet, medeni durum, ırk gibi özellikleri kartlar üzerinde, belli bir kodlama usulüyle delikler halinde belirtilebilir ve bu kartlardaki veriler, elektrikli okuyucularla hesaplanabilirdi. Büro makinalarında delikli kart kullanma, bu nüfus sayımının şaşırtıcı hesaplama kolaylığından sonra bir anda yaygınlaştı. Hollerith’in kurduğu küçük firmayı satın alan tanınmamış bir Amerikan şirketi, yaptığı makinalarda bu sisteme öncelik verdi. Günümüzde Dev IBM’nin çekirdeğini bu şirket teşkil ediyordu.
Babbage’nin rüyalarındaki gerçek bilgisayar ise, l930’lara kadar gerçekleştirilemedi. Hitler Almanya’sında tanınmamış genç bir mühendis Konrad Zuse, atölye olarak kullandığı baba evinin oturma odasında basit bir bilgisayar imal etmeyi başardı. Çeşitli hizmetler verebilen bu bilgisayar, İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman uçak sanayii için hesap işlerinde de kullanıldı. ABD’de “Bell Telephone Şirketi”nin araştırma laboratuvarında görevli George Stibitz adında bir matematikçi de l939’da benzer bir makina yaptı. Hatta telefon hatları ile hesap işlemlerinin nasıl yapılabileceğini de gösterdi. Uzaktan bilgi nakli ilk defa gerçekleşiyordu. Savaş sonrasında İngiltere’de Alan Turing de “Colossus” adını verdiği bir bilgisayar, Alman askeri şifrelerini çözmeyi başardı.
Amerikan, Alman ve İngiliz bilgisayarlarının hepsinin müşterek bir tarafı vardı. Bunlar günümüzde ikili sistemle kullanılan bilgisayar hesap makinalarının öncüleriydi. Babbage’nin meşhur makinası ise onar onar sayabiliyordu. Buna “onluk” sistem deniyordu. 0’dan 9’a kadar l0 rakkam kullanma alışkanlığının, insanoğlunun el ve ayaklarında bulunan l0 parmakla hesaplamadan kaynaklandığı sanılıyor.
Bilgisayarlarda işlemler “mantıki kapılar” denen “açık- kapalı” elektronik devrelerle yapılıyor. Makinaya verilen bilgiler elektrik akımlarıyla bu kapılardan geçiyor. Küçük bir “ev bilgisayarı”nda bile bu tür kapılardan binlercesi vardır. Bunlar saniyede bir milyon defadan fazla açılıp kapanıyor. Bu açıp-kapanma bir elektronik devrede gerçekleşiyor.
Şimdiki tuşlu hesap makinalarının ataları bu kadar hızlı çalışamıyorlardı. Elektromekanik devreler kullanılıyordu. Bu devreler eskinin Mors alfabesi ilkesine göre işliyordu IBM’nin ilk büyük bilgisayarı “Mark 1” tıpkı bir odada bulunan yün ören kadınlar gibi çalışıyordu. ABD’li fizikçi Jeremy Bernstein, o günleri şöyle anlatıyor: “Makina 5 saniyede 23 rakamlı iki sayı hesaplıyordu. Bugün cep hesap makinaları aynı işlemin sonucunu vermek için bir saniye bile bekletmiyorlar.”
ENIAC, elektromekanik nakil yerine, devre açıp kapamalarında radyo lambalarını kullandı. Bu yüzden hesap hızı çok artıyordu. Ama zorluklar henüz sona ermemişti. Farklı işlemler yapılabilmesi için ENIAC’ın tıpkı eski telefon santrallerinde olduğu gibi elle bir fişten bir başkasına geçirilmesi gerekiyordu. Bazı durumlarda bu yeniden kurma işi günler alıyordu.
Matematik bilgini John von Neumann, çözümü buldu. Makinaya verilen çalışma direktifleri de tıpkı yüklenen bilgiler gibi girdiler. İkilik sistemde yazılabilir ve önceden programlanabilirlerdi. Bunun için bir makara teyp veya klavye yeterdi. Bu kabiliyete sahip ilk bilgisayarı piyasaya süren Sperry Rand firması oldu. UNİVAC-1, l95l’de Amerikan Nüfus Bürosuna teslim edilirken, bu konuda geç kalmış olan diğer şirket yöneticileri ne yapacaklarını bilemiyorlardı.
l947’de Bell Telephone şirketi laboratuvarlarında çalışan üç uzman, küçücük ve o kadar da basit bir şey olan “transistörü” buldular. Bu direnç naklinin kısaltılmışı manasına gelen bir kelime olup, yarı geçirgen maddelerden oluşan sandviç yapısında bir buluştu. Germanium kristalleri bu sandviçin ana maddesiydi. Silikon daha sonraki yıllarda kullanılacaktı. Bu kristaller öyle yerleştirilmişlerdi ki, sandviçin bir yanından gelen en küçük elektrik akımı bir sonraki devredeki çok daha büyük bir akımı kontrol edebiliyordu. Açıp kapama düğmesi ve elektronların alçalıp yükselmesini denetlemek, böylece kolaylaşıyordu. Bunlar vakumlu radyo lambalarına nisbetle çok daha küçüktüler. Üstelik, hem daha hızlı hesap yapıyorlar, hem de daha az bozuluyorlardı. Az ısı verdiklerinden birbirleri üstüne yerleştirmek bir mesele olmuyordu. Çok ucuza mal olmaları da diğer faydalı bir yönüydü.
Aradan geçen bir kaç yılda, Bell uzmanları tamamen transistörlü bir bilgisayar yapmayı başardılar. Şirketin sahibi Ma Bell, anti-tröst kanunundan çekindiği için buluş hakkını, isteyene 25.000 dolar karşılığı satmaya başlayınca, buluşun üç mimarından biri olan Shockley, memleketi Kaliforniya’ya hemen geri döndü ve kendi işini kurdu. Polo Alto şehrinde bugün Silikon Vadisi olarak tanınan bu bölge, bilgisayar endüstrisinin can damarlarından biri olacaktı. Dallas’ta, petrol kuyuları için delme makinaları yapan genç bir müteşebbis, sahibi olduğu Texas Instruments firmasını genişletmek istiyordu. Schockley’in Bell’deki eski çalışma arkadaşı Gordon Teal’i işe aldı. Ürettikleri bilgisayarların en büyük müşterisi Pentagon’du. Amerikan Savunma Bakanlığı, füzeleri güdümlemek için transistörlü cihazların büyük hesaplama kolaylığı sağladığının şuurundaydı.
Transistörle yapılmış ilk bilgisayarlar bir bakıma eski radyoları andırıyorlardı. İçlerindeki her parça birbirine lehimle bağlanmıştı. Elektronik eşya yapımcıları çok geçmeden bu bağlantıların bir tablo üzerinde otomatik olarak “basılabileceğini” düşündüler. Elle yazılmasına da lüzum yoktu. l950’ler sonunda Texas Instruments firmasından Robert Noyce, aynı anda aynı şeyi düşündü. Tek bir silikon parçası üzerine, istenildiği miktarda transistörün aralarındaki bağlantılarla birlikte, doğrudan kalıp halinde resmi çıkarılabildi. Bu tür “entegre devreler” bir bilgisayarın parçalarından birinin bütünü, mesela mantıki devre veya hafıza kaydedicisini içine alacaktı.
Bir silikon dilimi üzerine yüzbinlerce transistör kalıbı çıkarmak mümkündü. “Microchip”lere her gün artan sayıda devreler ekleniyordu. Ama henüz bütün güçlükler yenilmemişti. Silikon üzerine yerleştirilen devreler esnek değillerdi. Hangi işi yerine getirebilmek için kalıplaşmışlar ise bir tek o işi yapıyorlardı. Uzmanların deyimi ile “sert bir bağlantı” söz konusuydu. 1971 yılında ise İntel şirketi “Mikro-işleyici”yi geliştirdi. Ted Hoff’un bu buluşu, merkezi bilgi değerlendirme birimini bir tek silikon diliminde toplamayı başarıyordu.
Mikro-işleyici sayesinde, bir tek dilim istenildiği kadar görevi yerine getirmesi için programlanabiliyordu. Bu, bir saati işletmekten bir feza gemisini idareye kadar gidiyor. Bürolarda kullanılan ve “ev bilgisayarı” olarak tanınan küçük bilgisayarların esas prensibini bu buluş teşkil etti. 1975 yılında yeni bilgisayarlar piyasaya sürüldü. Çok geçmeden de piyasadan kayboldu. Ama yerini alacak o kadar da yeni bilgisayar vardı. Hayal gücü geniş, genç ve dinamik ekipler boş durmuyorlardı. Halen de boş durmuyorlar. Bilgisayarı dev adımlarla ilerletmeye devam ediyorlar.
Bilgisayarların kısımları: Mikro bilgisayarlar ilk bakışta bir daktilo tuşları ve bir televizyon ekranı olan basit bir alettir. Bu alete çeşitli yardımcı cihazlar bağlanabilir. Mikro bilgisayarlara disk hafıza, yazıcı, grafik çizici gibi daha bir çok aletler bağlanabilir. Bütün bunlar bilgisayarın “sert kısımlarını” (hardware) teşkil eder.
Programlar: Bilgisayara hayat verebilmek için ona tam bilgi aktarmak gerekir. Belli bir işin yapılmasını tarif eden her ifadeye program denir. Bütün programların toplamına da bilgisayarın “yumuşak kısımları” (software) denir.
Bilgisayar mantığı: Bilgisayarın nasıl çalıştığını öğrenmek için onun bilgileri nasıl kullandığını anlamak gerekir. Harfler ve rakkamlar bilgisayarda kodlar şeklinde ifade edildikten sonra kullanılır. Bilgisayarlarda kodlar elektrik olarak voltajın olup olmaması ile ifade edilir. Voltaj var, lamba yanıyorsa 1; voltaj yok, lamba yanmıyorsa 0 kodlarını alır. İki durumlu olan bu kodlamaya “ikilik sistem” denir. Bilgisayara tuşlardan verilen her bilgi 1 ve 0 kodlarına çevrilir.
Her 0 ve 1, bit olarak; sekiz bitlik grup ise, byte olarak tarif edilir. Bilgisayar, işlemlerini ikilik sayı sistemi ile yapar. İşlemler çok sade ve basit olmakla beraber çok hızlıdır.
Mantık: Bilgisayarlar sadece sayıları saymakla kalmayıp karar da verebilirler. Bu kararlar, Boolean cebiri denilen mantık kaidelerine göredir. Çeşitli şartlara göre bilgisayar “EVET”, “HAYIR”, “VE”, “VEYA”, “DEĞİL” gibi kararlar alabilir. Mesela; evi taşımak için bir kamyon VE bir şoföre ihtiyaç vardır. Bu kamyon bir dar köprüden geçmek zorundaysa kamyon geniş VEYA yüksekse köprüye çarpar. Taşınacak ev boş DEĞİL ise taşıma işlemi gecikecektir. Burada VE, VEYA, DEĞİL kararları verilmiştir.
Bilgisayarların çalışması: Bilgisayarlar dört ana kısımdan meydana gelmiştir: Hafıza, giriş, çıkış ve merkezi işlem birimi. CPU işlemleri sırası ile yapar, toplar, çıkarır, mukayese eder.
Toplama, çıkarma gibi işlemleri yaptıran programlar önceden CPU’ya öğretilmiştir. Bilgisayara girişten iki sayı yazmak yeterli olmaktadır. CPU’nun saat, program sayıcı, bilgi tarif edici aritmetik ve mantık kısmı gibi bölümleri vardır.
CPU: Bilgisayarın kalbidir. İcra edilecek komutlar sıra ile CPU’ya getirilir. Komutun muhtevası ve bilgisayarın o anki durumu gözönüne alınarak, komut icra edilir. Her türlü aritmetik ve mantıki işlemler CPU’nun bir parçası olan ALU’da yapılır. İşlemlerin sonucu “akümülatör” denen özel hafıza hücresine geçici olarak alınır, gitmesi gereken yere buradan ulaştırılır. Program sayıcı, sıradaki komutun hafızadaki yerini tutar. Saat ise, CPUnun elektronik çalışması için gereken titreşimleri sağlar. Bu titreşimlerin sıklığı bilgisayarın hızını belirleyen temel unsurdur.
Bilgisayarın kullanabileceği bilgilerin bulunduğu bütün birimler hafızaya dahildir.
Ana hafıza: Çok sayıda hafıza hücresinden müteşekkildir. Her hücrenin bir “adres”i vardır. Burada, bilgi, elektriki olarak saklanır. Elektrik kesildiğinde ana hafızanın muhtevası kaybolur.
Yardımcı hafıza: Bilginin ana hafızaya nispeten daha uzun müddet saklanması düşünülerek depolandığı birimlerdir. Umumiyetle manyetik mekanizmalara dayanırlar. Ana hafızadan maliyet olarak ucuz, hız olarak yavaştırlar. Esnek ve sabit diskler, manyetik şeritler en yaygın yardımcı hafıza çeşitleridir.
Giriş cihazları: İnsana hitabeden giriş cihazlarının en yaygını klavyedir. Bilgisayara aktarılması gereken bilgi, buradan harf, rakam ve özel işaretlere karşılık gelen tuşlar vasıtasıyla girilebilir. Görünüşü dolayısıyla “fare” tabir olunan giriş cihazı da oldukça yaygın olarak kullanılır. Diğer giriş cihazları arasında, ışık kalemleri, tabletler ses çözücüler vs. sayılabilir.
Bilgisayar çıkış cihazları: Çıkış cihazları giriş cihazları gibi yine insana hitab eder. Bilgisayar lisanı çıkışta tekrar değişir. Mikro bilgisayarlarda çıkış olarak normal televizyon ekranı kullanılır. Daha hassas görüntü için özel ekranlar yapılır. Bunlara kısaca VDU denir. Çıkışlar kayıt olarak alınmak istenirse yazıcılar kullanılır. Yazıcılardan en çok kullanılanı noktalı yazıcıdır. Muhtelif ince teller kağıt üzerine mürekkeple noktalar halinde harf veya sayıyı yazar. Elektrik kıvılcımlı yazıcılar kağıdı nokta nokta yakarak yazarlar. Çok sessiz çalışırlar. Döner tekerlekli yazıcılar daha değişiktir. Tekerlek üzerinde harf, sayı ve noktalamalar mevcuttur. Basılacak olan karakter döner tekerlekte çekiç hizasına gelince çekiç tekere vurarak kağıda iz yaptırır. Diğer yazıcılara nazaran yavaştır.
Bilgisayar programlanması: Bilgisayar yalnız 0 ve 1’lerden meydana gelen makina lisanı kullanır. Bu lisan insan programcılarına zor gelir. Bu bakımdan özel bilgisayar lisanları geliştirilmiştir. Almanca, İngilizce lisanından daha basit olan bu lisanlara örnek olarak Basic, Pascal, APL, Cobol ve Fortran gösterilebilir. Programcı bu lisanlardan biri ile programı bilgisayara yazdırır yazdırmaz bilgisayar kendisi derleyici vasıtasıyla bu programı makina lisanına çevirir.
Bilgisayarın kullanıldığı alanlar: Bilgisayarlar beş ana alanda kullanılırlar: Bilgi işlem olarak toplanan bilgilerin değerlendirilmesi ve karara varılmasında. Hesap edici olarak problem çözümünde. Baskı işlem olarak, bilhassa gazete ve dergi gibi sür’atle basılması gereken basın işlerinde, hafıza olarak bilgi saklamakta. Kontrol olarak da diğer cihazların çalıştırılıp durdurulması, idare edilmesi gibi işlerde kullanılır.
Günümüzde bilgisayar (computer) konusunda pekçok İngilizce terim, Türkçe karşılığı olmaksızın kullanılmaktadır. Aşağıda çok yaygın olanları verilmiştir.
Access: Bir bilgiye ulaşılabilmesi veya bilgisayar veya programın kullanılabilmesi.
Address: Bilgisayarın hafızasındaki bilgi parçasının yerinin tarifi.
Assembly Language: Makinanın kullanımına dönük programlama dili. Her CPU’nun kendine has makina dili vardır.
Basıc (Beginner’s All-purpose Symbolic Instruction Code): Küçük ve kişisel bilgisayarlarda yaygın olarak kullanılan programlama dili.
Binary: 0 ve 1 rakamlarının kullanıldığı ikilik sistem.
Buffer: Bilginin geçici olarak yerleştirildiği yer.
Bug: Programda veya birimlerin elektrik sistemlerinde meydana gelen hata. Debugging ise bu hatanın düzeltilmesi.
Byte: İkilik sistemde sekizlik bir sıra. Her bir byte bir harf, rakam veya sembole karşı gelir. Bilgisayarların kapasiteleri genellikle byte ile ölçülmektedir.
Compiler: Yazılan programlama dillerindeki işlemi, makina diline dönüştüren program.
CPU (Central Processing Unit): Kullanan tarafından sisteme verilen komutları işleyen birim.
Chip: Kodlanmış sinyal ihtiva eden entegre devreye verilen isim.
Cursor: Ekranda üzerinde çalışılan yeri gösteren işaret.
Database: Büyük miktarda ve düzenli bir şekilde yerleştirilmiş bilgiler topluluğu.
Density: Bir diskin bir yüzünün bir kısmına yerleştirilebilecek bilgi miktarı.
Disk: Bilginin yerleştirildiği dönen plak.
Disk Drive: Diske bilgiyi yerleştiren ve buradan bilgiyi geri okuyabilen düzen.
DOS (Disk Operating System): Disk ve onunla ilgili işlemleri yapabilmek için kullanılan programlar topluluğu.
Error message: Kullananın yanlış yaptığını haber veren bilgi.
File: Belirli bir isime sahip bilgiler topluluğu.
Floppy disk: Bilgileri depolamak için kullanılan ucuz küçük disk.
Format: Bilginin depo edilme düzeni.
Graphics: Bilgisayar programlarındaki resim ve şekiller.
Hardware: Bilgisayarın fiziki kısımlarının bütünü.
Hexadecimal: l6’lık sayı sistemi. Malumat dili programları genellikle bu dille yazılır.
Interface: Bir sistemin başka bir sisteme bağlanması.
Menü: Ekranda kullanıcının seçimine hazır seçenekler.
Memory: Hafıza.
Modem: Telefon veya doğrudan hat kullanılarak bilginin bir sistemden diğer sisteme geçişini sağlayan birim.
Monitör: Bilgisayardan gelen bilgilerin gözüktüğü ekran.
Printer: Sonuçları kağıda basılı veren birim.
Program: Bilgisayara belirli bir işlemi yapması için verilen kodlu emirler.
RAM (Random Access Memory): İhtiva ettiği (içine aldığı) konuları, kullanıcı tarafından değiştirilebilen hafıza bölümü.
ROM (Read Only Memory): İçine aldığı konuların kullanıcı tarafından değiştirilemeyen hafıza bölümü.
Software: Programlar, emirler, işlemler olarak tarif edilebilecek bilgisayarın fiziki kısmının dışındaki kısım.
Terminal: Ana bilgisayardan ayrı bulunan ama ona erişebilen çalışma birimi.
User Friendliness: Bilgisayarın kolay kullanılabilme özelliği.
Word Processor: Elektronik yazma, işleme ve düzeltme işlerinde kullanılan metin işleme program veya sistem.
Yazar Hakkında
Bilgisayar nedir?
Memory, Modem, Monitör, Hardware, bilgisayar, donanım, RAM, software, yazılım
Categories: Bilgisayar Tags: Bilgisayar, bilgisayar hakkında, bilgisayar nedir
MSN Güvenliği İçin Altın Kurallar
MSN Güvenliği İçin Altın Kurallar
1. Evde ve kafede dikkat etmeniz gerekenler
(*) Mail okurken dikkatli olun! Size mail gönderenler, eğer sizin izin verilenler listenizde değilse ya da Hotmail tarafından sakıncalı görüldüyse, mailinizi açtığınızda bir uyarı iletisi alırsınız ve mail tam olarak görüntülenmez. Bunun nedeni, kötü amaçla mail gönderen kişilerin önüne geçmek, aktif içeriklerin önüne geçmektir.
Aktif içerik nedir? Açtığınızda kişisel bilgilerinizi çalabilecek, hakkınızda bilgi toplayabilecek, gönderen kişiye maili okuduğunuza dair rapor gönderebilecek özellikler tanıyabilen maillerdir. Bu bilgileri çalmak için dış grafikler kullanılır. Bu nedenle Hotmail, böyle bir risk gördüğünde, maillerinizdeki grafikleri sizden onay alana dek gizleyecektir. Böyle bir mail okurken, gönderene izin verecekseniz, gönderenin kimliği konusunda emin olmanızı tavsiye ediyorum.
(*) MSN üzerinden verilen linke kesinlikle tıklamayın. Bunun nedenini kısaca açıklamak istiyorum. Bildiğiniz gibi cookiler, girdiğimiz bütün kullanıcı isimleri ve şifreleri bir dosyaya kaydeder. Sizin MSN üzerinden verilen bir linke tıklamanız durumunda daha önce kaydedilen kullanıcı isimleri ve parolalar bir program sayesinde karşıdaki kişi tarafından çekilir. Eğer mutlaka verilen linki merak ediyorsanız yapmanız gereken şey çok basit. Yeni bir IE sayfası açarsınız ve verilen linki oraya yazarak siteye bakarsınız. Bu durumda karşıdakinin yapacağı hiçbir şey kalmaz.
(*) Hotmail hesabınıza Internet Explorer 6.0 ile girmeyin!
(*) Eğer Internet Explorer 6.0 ya da daha eski bir web tarayıcısı kullanıyorsanz, Hotmail hesabınıza Internet Explorer kullanarak girmenizi tavsiye etmiyorum. Bunun yerine Firefox kullanarak XSS tehlikesinin önüne geçebilirsiniz. çünkü XSS mailleri Firefox’ta etki göstermezler.
(*) Internet Explorer 7.0 kullanıyorsanız bu tehlikeden daha uzaksınız çünkü Internet Explorer 7.0‘ın üzerinde dahili phishing filter bulunuyor. Firefox’ta hotmail için oluşturulun XSS içeriklerinin etkisiz kaldığını yüksek oranla doğrulanıyor.
(*) MSN hesabınız Messenger 7.5 sürümü ile girmeyin. çünkü bu sürümde smileylere trojan yükleyip PC’nize girme açığı var… yani siz bir dosya kabul etmeseniz bile gönderilen smiley, PC’nize direkt geleceği için bir şey de yapamazsınız.
(*) dosya paylaşımı: iyi tanımadığınız kişilerle dosya alışverişi kesinlikle yapmayın trojan, keylogger veya spy yemeyi bir kenara koy paylaşım sırasında DOS’tan “netstat -n” komutuyla IP numaranızı bir çırpıda alabilirler…..
(*) Email alırken bir form dolduruyorsunuz ve bu bölümlere kişisel bilgilerinizi giriyorsunuz.Mailinizi çalmak isteyen kişi sizi tanıyorsa ve sizin hakkınızda çoğu şeyi öğrendiyse bu bölümlerini doldurarak mailinizi ele geçirmek isteyecektir.Bunu önlemek için mail bilgilerinizi değiştirmeniz gereklidir.Örnek olarak bulunduğunuz ülke Arjantin, posta kodu 55555, isim baykuş, gizli soru olarak da diğer dokümanda örnek verdiğim gibi soruyla alakasız şeyler yazmalısınız.Böyle bilgileri akılda tutmak zor olacağından bilgisayar dışında herhangi bir yere not alabilirsiniz.Bu bilgilerin aynısını üyelik isteyen herhangi bir yerde kesinlikle kullanmayın. Gizli sorunuz örnek favori film ise sizde gidip de cevap olarak Kurtlar vadisi vb. yazarsanız hacklerler (çalarlar). Soru favori filminiz Cevap olarak 123456asd vb. şeyler yaparsanız gizli sorunuzdan hacklenmezsiniz.
(*) Hotmail hesabınızın alınmaması için şifrenizin “123456″ , “password” , “123456789″ gibi basit şifrelerden farklı olması lazım. Uzun ve karışık şifrelerin tahmin edilme yüzdesi daha az olacağından mailiniz güvende olabilir. “atarabası947samsung023″ gibi bir şifre kullanmak güvenli olacaktır. Hotmail, “brute force” yöntemine karsı hesapları bloklamayı geliştirdi, kısa sure içerisinde denenen 10 yanlış şifre hesabın belli bir sure bloklanmasına neden oluyor, bu açıktan yararlanarak da HOT FREEZE yazıldı zaten, o nedenle brute force yönteminden şimdilik bir saldırı almanız olanaklı değil.
(*) Password: MSN passwordunuzu olabildiğince uzun tutun 16 karakter tavsiye edilir, belli bir kelime olmasın karışık harf ve rakam kombinasyonlarından oluşsun ve ilk harf alfabenin son harflerinden biri olsun ki brute programlarıyla kırmak imkansızlaşsın..şifrenizi unutmamanız için bilgisayar masasının altına vs. yazabilirsiniz ama şifrenizi bilgisayarda dosya içinde kesinlikle bulundurmayın…. ör:123nsdf2312sdf
(*) Gizli soruya erişmek için forget your password linkine tıkladıktan sonra gelen bilgilerin doğru olarak doldurulması gerekmektedir. eğer ki gizli sorunuzu da güvene almak istiyorsanız; “Country/Region” seçeneğini Turkey değil de basla bir ülke seçerek lamerları şaşırtabilirsiniz. Böylelikle kişi gizli sorunuza dahi ulaşamaz ve hesabınız biraz daha güvende olur.
(*) Birden fazla e-posta hesabınız varsa (örneğin, biri iş biri kişisel kullanım için), her bir hesap için farklı bir parola kullanmalısınız.
(*) Parolanızı bir yere yazmayın.Parolanızı asla bir anlık ileti görüşmesinde başkalarına vermeyin veya kimseyle paylaşmayın. Microsoft Passport Network hiçbir zaman bir e-posta içinde sizden parola isteminde bulunmayacaktır.
(*) Hotmail size login esnası dışında asla şifre sormaz! Maillerinize gelen fake (sahte – kandırma amaçlı) mailleri ayırt edebilmeniz lazım. Örneğin xxx dan gelen “SENİ ÇOK ÖZLEDİM” baslıklı bir maille tıkladınız ve acılınca “time out, enter your password again” gibilerinden bir hata verdi ve şifrenizi yeniden girmenizi istedi. Hazırlanan küçük bir script ile şifreniz yazıp onaylamanızla birlikte, lamer kişinin eline geçecektir. Bu nedenle login dışında şifrenizi başka bir yere sakın yazmayınız!!!
(*) Mailinize Gelen ve şifre isteyen Mailleri Silin.
(*) Her zaman yedek bir “hotmail – MSN – passport” adresiniz olsun! Neden derseniz, mesela internet cafeden MSN hesabınıza bağlandınız… ve çıktınız en son giren kişinin e-mail adresi orada görünür ve başka bir adresle oturum açmadan silinemez! örneğin: “bu_bir_denemedir@hotmail.com” gibi bir yedek adres alın kendinize ve en son girişinizi bu ikinci mail adresiyle açın böylece tanımadığınız kişilerden kullandığınız e-mail adresinizi gizlemiş olursunuz! Veyahut her seferinde mail adresimi sor seçeneğini tıklayabilirsiniz..! Bu ana adresi sadece şifrelerinizi geri almak, parolanızı sıfırlamak için kullanın ve bu adresi kimseye vermeyin
(*) Şüpheli bir mail, eğer tanıdığınız birinden geldiğini düşünüyorsanız IP numarasını öğrenme seçeneğini aktif hale getirin.
Hotmail’den IP Öğrenme: Hotmail hesabınız açın sırasıyla options > Additional Optionstan Mail Display Settingse > Message Headers kısmına gelin ve Full’u işaretleyip ok e tıklayıp inboxa geçin, gelen maile tıklayın. Mail açıldığında yazan kişinin IP adresini mailin üstünde ki yazılardan görebilirsiniz.
Yahoo Mailden IP Öğrenme: Yahoo mail hesabınıza girin inboxa gelin > okuyacağınız maili açın > ve sağ üst köşede Full Headers yazısına tıklayınca. Maili yazan kişinin IP adresini görebilirsiniz.
Pop3 Maillerden IP Öğrenme: Gelen e maili farklı kayıt edin yada Outlook penceresinde farenizle tutup masa üstüne atın.( masaüstü kolay olur ) > sonra uzantısını *.eml den *.htm ye çevirin ve açın. Sayfa açıldığında yazan kişinin IP adresini mailin üstünde ki yazılardan görebilirsiniz……..
(*) SSL ve Hotmail güvenliği hakkında. SSL (Güvenli Yuva Katmanı), Internet üzerinden özel bilgi iletimi için bir haberleşme protokolüdür. SSL, şifrelenmiş bilginin SSL bağlantısı ile iletilmesi esasına dayanır. Netscape Navigator ve Internet Explorer’ın ikisi de SSL’yi destekler.MSN Hotmail’de oturum açtığınızda kayıt adınız ve parolanız şifrelenerek SSL bağlantısı ile Internet üzerinden gönderilir. Kimse iletilen bu bilgiyi okuyamaz veya ona ulaşamaz.MSN Hotmail, oturum açmanızdan ve şifrelenmiş bağlantıdan çıkmanızdan sonra, site kimliğinizi belirlemeye devam etmek için MSN Hotmail kayıt adınız yerine bilgisayar tarafından oluşturulmuş bir anahtar kullanır. MSN Hotmail, bu anahtarı düzenli olarak yenileyerek, başkalarının sizi izlemelerini zorlaştırır.
Evden İnternete Girerken Dikkat Etmeniz Gerekenler
(*) Evinizdeki bilgisayarın hacklendiğinden şüpheliyseniz… yani bilgisayarınızda bir trojan var ise… BÜYÜK TEHLİKE demektir.! bu programlar sayesinde MSN ve hotmail şifreleriniz kolaylıkla çalınabilir!!! Bu şüphe… sizin dışınızda bir kontrol durumudur! örneğin CDROM açılır kapanır hard disk kendi kendine işlem yapabilir! kesinlikle bilgisayarınıza ZONE ALARM kurun bu programla değil bir trojan dosyası MSN Messenger bile izin almadan açılamaz!
(*) Bilgisayarınızda mutlaka bir Antivirus ve Firewall bulundurun (benim önerim kasperantispy),
(*) MSN updatelerini takip edin (Zaten zorunlu kılıyor)
(*) MSN dışında program kullanmamaya özen gösterin. Yeterince güvenli olmayabilirler (dMSN, MSN Pachleri, trillian vs) bunların çoğu fake programlardır. kullanıcı adı ve şifrenizi girdiğiniz an, karşı tarafın da bu bilgileri görme olasılığı her zaman vardır.
İnternet Kafede Dikkat Etmeniz Gerekenler
(*) Mümkün olduğu kadar cafelerde MSN’nizi açmayın..Önceden yerleştirilen bir programla (keylogger) şifrenizi kolaylıkla alabilirler..Hatta bazı programlar vardır ki ana bilgisayardan sizin kullandığınız bilgisayarın ekran görüntüsünü gerçek zamanlı izleyebilirler…Ondan sonrada gelip de benim mail adresin çalındı bir bakın filan demeyin
(*) Internet cafelerde MSN Messenger a bağlanırken kesinlikle şifre ve kullanıcı adınızı klavye üzerinden girmeyin, çünkü bilgisayara kurulu olan keyloggerlar bastığınız her tuşu kayıt eder, ve bunların gelişmiş versiyonları şifrelerinizi keylogger ı kuran kişinin e-mail adresine bile gönderebilir ! Bundan kurtulmak için… “BAŞLAT/PROGRAMLAR/DONATILAR/ERİŞEBİLİRLİK/EKRAN KLAVYESİ”ni açarak bilgilerinizi bu program aracılığı ile giriniz. Böylece bilgileriniz, 3.parti programlar tarafından kayıt edilemez ve bugün bir çok banka internet bankacılığında bu sistemi kullanarak giriş yaptırmaktadır.
(*) Otomatik bağlanma: Otomatik bağlan kutucuğunu ve şifremi kaydet kutucuğunu falan kesinlikle işaretlemeyin bu her bağlandığınızda şifre girmenizi gerektirecek ama güvenlik için bu şart….
(*) MSN de yapılan bir ayar ile bütün konuşmalar kayıt edilebiliyor… bundan kurtulmak içinde MSN ana pencerede : AYARLAR/SEÇENEKLER/İLETİLER sekmesine gelin ve burada otomatik iletileri kaydet kısmını kontrol edin! Tabi hiç kimse arkadaşlarıyla konuşulan hiç bir bilginin başkaları tarafından görülmesini istemez ! hele bide önemli ve gizli bilgiler içeriyorsa !!!
EVET, BUNLARI UYGULADIKTAN SONRA HESABINIZIN ELE GEÇİRİLME İHTİMALİ ÇOK AZ OLACAKTIR VE YETERİNCE GÜVENDE OLACAKTIR. PEKİ YA HACKLENMİŞ HESAPLARA NELER YAPABİLİRİZ, ŞİMDİ ONU İNCELEYELİM…
(*) Gözden atladığınız bir kısım oldu ve hesabınız birisi tarafından ele geçirildi.. Yapabileceğimiz bir çok şey var ancak unutmayalım ki; hesabınızı hackleyen kişi önlemlerini alacağından kesin alabilme şansınız yok…
1- OLASI ŞİFRENİZİ TAHMİN EDİN
Kişi hesabınızı hackledi ve tekrar girmemeniz için şifrenizi değiştirdi, olası şifreyi tahmin ederek hesabınızı geri alabilirsiniz. “hacked”, “123456″ gibi şifreler deneyebilirsiniz.
2- GİZLİ SORUNUZDAN GERİ ALABİLİRSİNİZ
eğer kişi amatör bir hacker ise, gizli sorunuzu değiştirmeden bırakmış olabilir. Bu sayede yazdığımız cevabı buraya girerek hesabımızı geri alabiliriz.
3- HESABINIZ PARALI İSE…
Şifrenizi yanlış girdikten sonra gelen ekrandaki bilgileri doldurarak, faturama bilgilerinizi doğrulayarak hesabınızı geri alabilirsiniz.
4- ALTERNATİF MAİLİNİZE PASSWORDU YOLLATIN
Hesabınızı alırken yazdığınız alternatif maile passwordunuzu yollatabilirsiniz.
5- SUPPORT’A MAİL ATIN, YARDIM İSTEYİN
Hotmailin destek mail adresi [Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilirler. ], buradan istediğiniz bilgiyi alıp yardım alabilirsiniz. Hesabınız ile ilgili geniş bir bilgilendirme hazırlayın ve support a yollayın, genelde supporta bot bakar, ancak bir kaç mail den sonra yardım alabilirsiniz. Gelen maildeki talimatları takip edin.
1.YOL
1. support.MSN önce bu linke gir.
2. sonra Standard Services’in altındaki Microsoft Passport Network’ gir.
3. Full Name: ” hacklenen adresin sahibinin adını yaz ”
4. What e-mail address would you like a response sent to : ” kendi mail adresini yaz ”
5. Primary e-mail address/member ID associated with the account you are inquiring about: ” hacklenen adresi yaz ”
6. What type of problem do you have? kısmına sırasıyla:
* I need to know how to do something
* Reset Password
* Reset Password by sending me E-Mail
7. To ensure a quick resolution, provide as many details as possible, including the date and time the problem occurred, a description of what you were trying to do, the detailed steps you took that led up to the problem, and details on any error messages that you received: ” my mail is hacked ”
8. What is the frequency of the problem? kısmına ” First Time ”
9. How do you access your account? kısmına ” Computer ”
10. Who is your ISP? kısmına ” MSN ”
11. What type of internet connection do you have? kısmına ” DSL ”
12. Have you recently installed any new software (if you enter yes please add more comments in the text box above)? kısmına ” yes ”
cvplarını werin. bu cevapları verdikten sora size en fazla 1 gün içerisinde Microsoft’tan mail gelmiş olacak ve orda aşağıda yazdığım 13 soru olacak. bu soruları cevaplayıp cevapları gelen adrese yollayacaksınız. ama sorulara doru cevapları verdiğinizde emin olun. çünkü yeni şifreniz verdiğiniz doğru cevaplara göre gelecek. işte hepsi bu kadar. soruları da yazayım ki önceden hazırlıklı olun.
1. The first and last name
2. The sign-in name you are having difficulties with
3. Your date of birth in the form “month/date/year”
4. Your country or region
5. Your state
6. Your Zip Code or Postal Code
7. The approximate date of the last time you successfully signed in
8. The exact Microsoft Passport Network site you last visited on your last successful sign-in
9. The approximate date you registered the account
10. A list of as many of your folders in the account as you can remember
11. The name of your current Internet service provider and any past Internet service providers you have used
12. The name of the organization that you access the Internet from, if you access the Internet from outside your home
13. The IP address for each computer that you use for the account
* Please be advised that an IP address is a code made up of numbers separated by three dots that identifies a particular computer on the Internet (Example: 222.222.22.0). You can determine your IP address for each computer by visiting WhatIsMyIP
soruları da başarılı bir şekilde yanıtladıktan sonra size bir ” reset password ” maili gelecek bu mail bana yaklaşık yarım saatte geldi size ne kadar sürede gelir bilemiyorum.
Hotmail adresiniz alındıysa aşağıdaki yazıyı Hotmail’e gönderin. Türkçe yazan yerleri silin, uygun yerleri doldurun şifreniz size gönderilecektir.
To passport.css.one.Microsoft.com (passport.css.one.Microsoft.com)
Sent Mon Jul 7 23 30 39 PDT 2003
Subject my account has broken down
Dear Sir Madam
I have been having proplem with my hot mail address.
When I try to access to my account after (Buraya Hacklenen tarihi yazınız)
I found out my password and the secret question have
been chanced.When I send you a request about new
password the informations also were not match the ones
I remember and the ones you recorded.
I also have seen someone is using my mesenger and
chating with others on behalf of me.My phone bills
credit card extres information come to this account
and this person gives my phone numbers the other
people.
thanks your answer.
my name is İsminiz
sign in Mail adresiniz
my birthday Doğum tarihiniz
country Ülke
state Şehir
zip or postal code Posta Kutunuz
successfull sign En son bağlandığınız tarih
Approximate date of account registration Ne zamandır bu mail adresinizi kullandığınız
List as many former passwords you used with this account as far back as
you can remember Kullandığınız şifreler
List as many of your Folders as you can remembermailde sakladığınız dosyalar var mıydı varsa hatırladıklarınız
my internet service provider is internet bağlantınızın adı
I would like you to solve this problem.Could you
change the password and send me new one so this can
not use my account. If this is not possibble could you
cancel my account.
Thank you in advance , sincerely..
3.YOL
*support.MSN adresine giriyorsunuz…
*karşımıza çıkan seçeneklerden “MSN Hotmail Türkiye ” seçeneğini tıklıyoruz
*…karşımıza ” hesaplar ve faturalama desteği ” çıkacak onun altındaki e-posta
desteğine tıklıyoruz…
*Sonra ad yazan yere isminizi yazın herhangi bir şey olabilir. Tam oturum açma adı yani:çalınan adresinizi buraya yazıyorsunuz
*yanıtın hangi e-posta adresine gönderilmesini istersiniz yazan yere bir
arkadaşınızın yada başka size ait olan mail adresinizi yazıyorsunuz ki gerekli
mailler ve şifre o adrese gelecek..
*altta ise yorum yazabileceğiniz yere : “my mail is hacked”
*sorunun sıklığı : ilk defa
*internet bağlantınızı da oradan seçebilirsiniz.buraya kadar ok..şimdi gönder
diyerek gönderiyorsunuz ve yanıtın gelmesini istediğiniz mail adresine bir süre
sonra şu şekilde bir mail geliyor :
tabi daha detaylı ama siz gösterdiğim yerleri doldurarak reply yapıyorsunuz yani
maili geri gönderiyorsunuz sadece alttaki kısımlar kalarak reply yapınız
- Name (kayıtta kullandığınız ismi yazınız)
- Sign-in name (çalınan mail adresinizi yazınız)
- Date of birth (kayıt edilmiş doğum tarihinizi yazınız)
- Country or Region (kayıttaki ülkenizi yazınız)
- State (şehri yazınız kayıttaki)
- ZIP or Postal Code (zip kodu)
- Approximate date of last successful sign-in, or an approximate date of
account registration.(son giriş tarihinizi yazınız)
- (*)List as many former passwords you used with this account as far back as
you can remember(son kullandığınız şifreyi yazınız)
- (*)List as many of your Folders as you can remember (listenize son gelen
mailleri yazınız mail adreslerinizi yazınız )
- (*)The name of your Internet Service Provider. If you access your account
from outside your home (for example, from school or work) please include the
name of the organization. (for work ) burası böyle kalsın
You may check it by going to WhatIsMyIP
- (*)List of Secret Questions and Answers historically associated with your
account ( secret questions : xxxxxxxxxxx answer : xxxxxxxxx) xxxx li yerlere
özel sorunuzu ve cevabınızı yazınız
PARANTEZ İÇİNDE YAZDIĞIM YERLERİ SİLİN VE DOĞRU BİLGİLERİ GİRİP
MAİLİ REPLY YAPINIZI BİR GÜN İÇERİSİNDE GERİ DÖNÜYORLAR VE
ŞİFRENİZİ GÖNDERİYORLAR..
NOT : EĞER MAİL GELMEDİ DİYORSANIZ
egister.passport bu adrese giriniz…
yukarıdan aşağıya bütün seçenekleri aynen yazdıktan sonra
web tarayıcısı sürümü – işletim sistemini boş bırakın
hata iletisi ve açıklama yazan yere
my mail is hacked.. yazın…
mail iletişim adresinize geliyor ve yukarıdaki gibi doldurduktan sonra şifrenizi 1 gün içinde alıyorsunuz
url adresleri yasaklanmıştır.
adresini tarayıcınıza yapıştırın ve sizin mailiniz yazan yere şifresi çalınan mail adresinizi yazın. gelen sayfada gerekli işlemleri yaptıktan sonra alternatif mailime şifre sıfırlama maili gönder seçeneğini işaretleyip işlemi tamamlayın. daha sonra alternatif mailinizi kontrol edin ve hotmailden gelen maildeki linke tıklayarak yeni bir şifre oluşturun.
Hotmailde CSS’den Korunma
Hotmail hack’leme konusunda bilinen en etkili yöntem XSS cookie çalma yöntemidir. Bundan korunmak için husrev abi’nin yazdığı yazılım oldukça etkiliydi. Eğer bu Programı temin edemeyecek durumdaysanız, hotmail’de yapacağınız basit bir ayar sayesinde XSS’den korunmuş olacaksınız.
Üstelik hiç bir yazılıma gerek duymadan.
Hotmail’e gelen (resim-link) gibi çoklu ortam html içerikli mailler XSS cookie çalmaya elverişli bir ortam hazırlamaktadır. Etkileşimli nesneler açık olduğu sürece tehlike altında olduğunuz açıktır.(Tıklanan Linkler,resimler vs..) Eğer bu etileşimli nesneleri devre dışı bırakırsak html etiketleri barındıran mailin içinde hiç bir link aktif olmayacaktır. Normal bir text gibi görünecektir.
Şimdi bunu nasıl yapacağımıza bakalım…
Hotmail / Seçenekler / Posta Görüntü Ayarları linkini tıklıyoruz. Açılan pencerede “Internet İçeriğini Görüntüle” başlığının karşısında “Internet içeriğini görüntüle” düğmesi seçili durumdadır. Bunu, “İletilerdeki Internet içeriğini otomatik olarak engelle” olarak değiştiriyoruz. TAMAM deyip posta kutusuna geri dönüyoruz. Değiştirmek isteseniz aynı link altında aktif te yapabilirsiniz. Artık gelen maillerdeki linkler pasif görünecektir. Bu linkleri copy/paste yapıp, yeni bir IE penceresi içine yapıştırıp açabilirsiniz.
Yazar Hakkında
http://www.gizliilimler.tr.gg
Categories: Bilgisayar Tags: güvenlik, msn, msn hack
Bebeğiniz Bilgisayarla Tanıştı mı?
Minik yavrunuz artık desteksiz oturabilir hale geldiyse, onu bilgisayarla tanıştırmanın tam zamanı! Başlangıç için en ideal program olan Baby Smash’i ücretsiz indirin!
Çocuğunuzu bilgisayarla tanıştırmak istiyorsunuz, ancak Word belgesi açıp yazı boyutunu 20′ye ayarlamak veya boş bir Paint sayfasında çocuğun Picasso eserleri ortaya çıkarmasını beklemenin yeterince gelişimine faydalı olmayacağı düşüncesindesiniz. Baby Smash tam size göre.
Nasıl Çalışıyor?
Kurulumun ardından Baby Smash’i çalıştırdığınızda, beyaz bir ekran açılıyor ve klavyede basılan tüm tuşlar ses efektleri eşliğinde kocaman ve renkli karakterlerle ekrana geliyor. Fare hareketleri de yine çocukların seveceği türden sesler ve animasyonlarla süslenmiş.
Baby Smash güvenliğiniz için Ctrl+Esc veya Alt+Tab gibi tüm kısayolları kapatarak, sadece Alt+F4 ile programdan çıkış sağlıyor. Uygulamanın ayar menüsünde de ses efektleri, yazı tipi gibi çeşitli düzenlemeler yapabilirsiniz.
Yazılımı indirmek için tıklayın.
Yazar Hakkında
Erhan Kahraman
Categories: Bilgisayar, Yazılım Tags: bebek, çocuk ve bilgisayar

