Nisan, 2010 için arşivler
Eğitim Sistemimiz Nereye Gidiyor.
6 Nis
Öğrencilerimiz daha çocukluklarını yaşayamadan SBS ile tanışıyorlar ve çok erken yaşlarda sınav yarışına başlıyorlar. Yapılan araştırmalar dersaneye gitme yaşının 10′a düştüğünü belirtiyor. SBS yılları geçtikten bir kaç sene sonra bu kez daha büyük bir yarış başlıyor, ÖSS. ÖSS’de geçtikten birkaç sene sonra da KPSS.
Bu tabloyu kısaca özetlersek; 10 ile 30 yaş arası insanımız dershaneye bağımlı hale getirilmiş durumda. Çocuklar çocukluklarını yaşayamıyor, yetişkinler en üretken çağlarında KPSS ile uğraşıyorlar. Bu durum insanımızın psikolojisini alt üst etmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Bu ara basında çok fazla duyduğumuz, Muğla’nın Fethiye ilçesinde dersane borcu yüzünden More >
Besinlerin Kalori Değerleri Cetveli
4 Nis
Kilo kalori ( Kg Kal ) ; Vücudun enerji harcaması ve ihtiyaç duyduğu enerji için kullanılan bir terimdir. Yediğimiz yiyecekler sindirim organlarında (ağız, mide, ince ve kalın bağırsaklar) sindirilerek kana karışır. Sindirilmeyen kısımlar ise posa şeklinde vücuttan atılır.
Bilimsel olarak bir tanım verecek olursak; 1 Kg suyun 15 C dan, 16 C a yükselmesi için gereken enerjiye 1 Kg Kal denir.
Aşağıda verilen besinlerin kalori değerlerinde;
Meyveler ve tane olanlarda 1 adet olarak,
Küçük taneli veya diğerlerinde ise bir porsiyon olarak hesaplanmıştır.
Hamur İşleri
80-Beyaz Ekmek 460-Bisküvi 330-Börek 320-Bulgur Pilavı 55-Kepekli Ekmek 30-Kızarmış Ekmek
Meyva
70-Armut 26-çilek 14-Domates 60-Elma 8-Erik 50-Greyfurt 603-Hindistan Cevizi 15-Hurma 41-İncir 55-Karpuz 40-Kavun 8-Kayısı More >
4800$' lık Seminer Notları!
2 Nis
Öyle insanlar vardır ki, konuştukları zaman soluduğunuz havanın bile onların sayesinde olduğunu zannedersiniz. Yani konuşmaları öyle etkilidir ki, bulundukları her ortamda, kısa bir sürede insanları etraflarında halka yapmayı başarırlar ve çevreleri üzerinde kıskanılacak etkileri vardır.
İş görüşmelerinde iş veren personelini işe almadan evvel mülakattan geçirir. Burada amaç, sınırlı sürede karşıdakini azami ölçüde tanımaya çalışmaktır. Bu görüşmelerin sonunda bazen bakarsınız ki, sizden çok daha az özelliklere sahip birisine, o çok istediğiniz işi kaptırıvermişsiniz.
?Bu işin sırrı nedir?? diyecek olursanız, cevap son derece açık : Güzel konuşmayı becerebilmek…
Çünkü konuşmak yalnızca düz bir iletişim aracı değildir. Kişinin bütün duyguları yanı sıra bütün düşüncelerini de çevresine ulaştırabildiği More >
Lider dogulur mu yoksa Lider olunur mu?
2 Nis
Lider dogulur mu yoksa Lider olunur mu?
20. yuzyil baslarinda arastirmacilar liderlerin lider olmayanlardan dogustan gelen ozellikleri ile ayrildigini dusunmuslerdir… Fakat gecen yuzyilin sonlarina dogru bu anlayis ciddi anlamda bir degisime ugramis ve liderligin ogrenilebilecegi ve ogretilebilecegi anlayisi zamanla kabul gormeye baslamistir.
Kisisel olarak bu konuda ciddi anlamda suphelerim bulunmaktadir. Liderlik kapasitesi olan bireyler bir sekilde toplum icinde kendilerini belli ederler. Liderlik egitimi ile sadece siz bir farkindalik olusturabilirsiniz.. Kapasitesi olmayan birinin lider yapilabilecegi konusunda soru isaretlerinin kisa vadede cevaplarini bulamayacagini dusunuyorum.
Sonuc olarak:
1. Kiside kapasite vardir fakat bunun farkinda degildir. Liderlik egitimi ile bu farkindaligi olusturabilirsiniz. 2. Basarili bir liderligin tanimi ve More >
Kişisel Gelişim
2 Nis
Kişisel gelişim, Türkiye’de son dönemde popülerlik kazanmış, herkesin dahil olması gereken, kendimize bir başka gözle bakmamıza olanak veren, yarın daha mutlu, kendinden daha emin bireyler olmamızı sağlayan hayatımızın son gününe kadar bizimle olması gereken bir olgudur.
Bu konu hakkında yüzlerce kitap yazılmıştır, bu kitapların çoğu çevirilerden oluşmaktadır. “Robin Sharma – Ferrari’sini Satan Bilge” bu kitaplara iyi bir örnektir. Bu kitapta çok zengin, hayatta istediklerini başarmış ancak buna rağmen büyük mutsuzluk içinde yaşayan, hayatın gerçek anlamının aslında parada, mülkte ve somut varlıklarda olmadığının farkında olmayan bir adamdan bahsetmektedir. Bu insan bir avukattır, çok başarılı bir şekilde kariyerini sürdürmektedir, ancak yinede mutlu olamamaktadır. More >
İNSAN YAŞADIĞI YERE BENZİYOR…
2 Nis
İNSAN YAŞADIĞI YERE BENZİYOR…
“İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine ” Diyor Cansever …
Acaba ben de benziyor muyum? Diye soruyorum kendime. Çok geçmeden, telefonum çalıyor; çalan telefonun diğer ucunda ki Yazıhan dan biri. Konuşuyoruz. Bitiyor telefon görüşmemiz. Düşünüyorum gene kendi kendime. Şive aynı, değişmiyor, beklide hiç değişmeyecek. Belki değişse de tarz hep aynı kalacak. Espriler aynı, benzetmeler aynı, bahsetmek istediğimiz mevzular hep aynı, dinlediğimiz müzikler aynı, okumak istediğimiz kitaplar aynı, kızıyoruz, seviniyoruz, küsüyoruz hep aynı… değişen bir şey yok. Ama değiştirenler veyahut ta değiştirmek isteyenler var. More >
DÜNYA BİR GÜLDÜR KOKLA VE ARKADAŞINA VER
2 Nis
DÜNYA BİR GÜLDÜR, KOKLA VE ARKADAŞINA VER
Ayıpsız yar arayan, yarsız kalır, bu kesinlikteki bir tespittir. Hemen her şeyin, her insanın bir kusuru, bir eksiği vardır.
Hatasız kul olmaz. Dolayısıyla insanın mükemmel bir dost, arkadaş ve sevgili aramaya çalışması boşunadır. Böyle bir dost bulamayacağı gibi, dostsuz kalması da mümkündür. Bu bakımdan insan bir şey elde etmek, bir dost bulmak istiyorsa onları kusurları ile kabul etmeye hazır olmalıdır. Bu bilinen bir mevzu bahis olduğu için, kişi kendine kusuru noksan olan, kusuru düzeltilebilecek olan, aynı zamanda da bizim kusurlarımızı düzeltebilecek kabiliyetteki kişilerle arkadaşlıkların kurulması; eskilerin sözleri ile desteklenmiştir bizlere. “Adam ahbabından bellidir” sözü, bizim, More >
BELKİDE ÖZLEYECEĞİM; ALTMIŞ İKİLERİ, SADE DÖRTLERİ, ON YEDİLERİ…
2 Nis
BELKİDE ÖZLEYECEĞİM; ALTMIŞ İKİLERİ, SADE DÖRTLERİ, ON YEDİLERİ…
Aralık ayının sinsi ve korkunç sisi bütün benliği ile Yazıhan ı hükmü altına almıştır. Gece karanlıktır, korkunçtur… Hele de Yazıhan da, caddeler boşken! Sadece çöp kovalarının civarında acı acı dolanan köpekler vardır tenha sokaklarda. Bazen de, sessiz sokaklarda evlerinden kahvelere kendilerini hızlı adımlarla ulaştırmağa çalışan insanlar. Yazıhan ın tam ortasından, bir koordinat doğrusu gibi karşıdan karşıya geçen uzunca bir yol geçiyordur: Evlerin ve avluların kapıları bu birbirine oldukça benzeyen sokaklara açılırlar.
Yolun bir ucunda, kendisini kahveye yetiştirmek için hızlı hızlı yürüyen adamın kim olduğu belli olmasa da, gelişinden, yürüyüşünden kendisini yeşil örtülü masalara ulaştırmak More >
YAMA’DAN BİR KASE SÜTLAÇ…
2 Nis
YAMA’DAN BİR KASE SÜTLAÇ…
Karanlık gecelerin temsilcisi Ay ı hükümsüz bırakmak üzere, güneş doğulardan gösteriyordu kendisini. Güneş imparatorluğu gelmiş, Ay köşe bucak, saklanacak yerler aramağa başlamıştır göz mavisi gökyüzünde. Sarı uzun saçları belinden aşağıya salınan bir gelinin gözlerinde kayboluyordu Ay sanki. İmparatorluk… Her şeyi emri altına alan bu cengaver, vardiyalı çalıştığı Ay ı aydınlatarak yok ediyordur sarı saçlı kızın göz bebeklerinde.
Doğulardan gelen güneş, sivri dağların yücesinden kendisini göstermeğe başlamıştır sessiz usulca. Sessiz haykırışlarla.
İşte bu güneşin tadı ne güzel olur Hakkolar’ın, cenneti andıran dağları arasında. Sarının kırmızının ve yeşilin ahenkli dansını seyir ederken ne güzel olur sabah Güneşi çadırların ardındaki nıçlarda. Güneşin More >
YİTİRDİKLERİMİZİN ADINI NE KOYACAĞIZ ACABA SONRALARI?…
2 Nis
YİTİRDİKLERİMİZİN ADINI NE KOYACAĞIZ ACABA SONRALARI?…
Bütün güzellikler, gecenin ay ile baş başa kaldığı vakitte ortaya çıkar. Gece, ay ve sessizlik… Karanlığın hissesini veremeyen sessizliği özleyip haykıran geceyi özlüyorum bazen. Çok değil, sadece beş – altı yıl. İnsanlar akşamları toplanır, cemaat kurar, eskilerden, gündemden veya gelecekten bahsederlerdi. Ölenlerin gittiğini, kendilerinin ise burada kaldığını düşünürken konuşurlardı. Üzülürler miydi bilemiyorum. Dedemler de toplanırlardı genelde. Konuşurlar, gülerler veya hep birlikte üzülür, hüzünlenirlerdi. Çünkü, bahsi geçen konu hepsini ilgilendiriyordur. Ayrım yok turdur. Dert hepsinin dersidir, sevinç herkesin sevincidir.
Ben bu sohbetleri öyle bir dinlerdim ki, şimdi aynı insanları toplasanız, orada anlatılan, konuşulan meseleleri tek tek anlatırım. More >